Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


İnsan hakları avukatı Amal Clooney, savaşın gölgesinde geçen çocukluğundan kadın hakları mücadelesine uzanan yolculuğunu anlatıyor. Cartier Women’s Initiative kapsamında genç girişimcilerle bir araya gelen Clooney adalet, eşitlik ve umudu korumak üzerine konuşuyor.
Amal Clooney küçük bir kızken, Beyrut’ta yaşayan ailesi Lübnan İç Savaşı’ndan kaçarak İngiltere’ye yerleşti. Buckinghamshire’da geçen çocukluğu sırasında annesi ona tek bir şey seçmesini ve o konuda olabileceğinin en iyisi olmaya çalışmasını öğütledi. “Bana çok çalışmayı öğretti” diyor insan hakları avukatı ve aktivist Amal Clooney, “Bir savaş bölgesinden çıkabilmiş olduğumun, pek çok insanın ise bunu başaramadığının farkındaydım. Güvenli bir ortamda büyüdüm ve çok iyi bir eğitim alma fırsatına sahip oldum. Oysa doğduğum bölgedeki pek çok kız çocuğu için bunlar hâlâ ulaşılamayan ayrıcalıklar.”
Kendisi gibi 'Amal (Emel)' adını taşıyan kızların hikayelerini Orta Doğu’dan okuyordu; bugün de okumaya devam ediyor. Kimi savaşta hayatını kaybetmişti, kimi ise hayattaydı ama yaşamlarında umut adına çok az şey vardı. “Sesini duyuramayan insanlar adına gerçeği söylemek için sahip olduğum platformu kullanmaya çalışıyorum” diye devam ediyor. 2016’da kurulan Clooney Foundation for Justice aracılığıyla ifade özgürlüğünü ve kadın haklarını savunmak için hukuki destek sağlayan Clooney, “Ne kadar şanslı olduğumu her zaman hatırlamaya çalışıyorum ve bu şansı başkalarına da aktarmaya çalışıyorum” diyor.

Fotoğraf: Cartier'nin izniyle
Bu nedenle Clooney geçtiğimiz hafta, kadınların cesaretleri, yaratıcılıkları ve kararlılıklarıyla toplumsal ve çevresel dönüşüme öncülük etmelerinin kutlandığı Cartier Women’s Initiative Awards etkinliğinde açılış konuşmasını yapmak üzere Bangkok’taydı. Bu ticari bir iş değildi. Amal, İngiltere’den yeni inmiş olmasına rağmen haftasının büyük bölümünü genç girişimcilere mentorluk yaparak geçirdi. Üstelik Oxford Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak öğrencileriyle de ilgilenmeyi yeni tamamlamıştı.
“Ülkelerinde karşılaştıkları koşulları anlattıklarında omuzlarında taşıdıkları yükü hissedebiliyorum” diyor. Bu sözleri, yalnızca yaptığı görüşmeleri değil, haber gündemini de kaplayan kaskatı karamsarlığı anlatıyor. Peki böylesi bir ortamda insanlara en küçük bir umut duygusunu nasıl aşılıyor?: “Onlara tarihin düz bir çizgide ilerlemediğini hatırlatıyorum; her şey değişecek. Hepimiz adalet yönünde bir dönüşüm yaratmaya katkı sunabilme ayrıcalığına sahibiz. Ayrıca yalnız değiller. Onlar, önemseyen, mücadele eden ve fark yaratmaya çalışan insanların oluşturduğu bir topluluğun parçası.”

Fotoğraf: Cartier'nin izniyle
Clooney, kadın girişimcilere finansal destek, eğitim, mentorluk ve ağ oluşturma fırsatları sunan bütüncül programı aracılığıyla bugüne kadar 14 milyon dolardan fazla kaynak aktaran Cartier Women’s Initiative’den etkilendiğini söylüyor. Nepal ve Benin gibi ülkelerde yaşayan son dönem katılımcılarının yüzde 97’si programa katıldıktan sonra özgüvenlerinin arttığını ve daha güçlü bir topluluk hissi geliştirdiklerini belirtmiş. “Duymayı en sevdiğim şey bu” diye ekliyor Amal.
Ancak müvekkillerinin cesaretinden ilham almasına rağmen rakamlar görmezden gelinemeyecek kadar çarpıcı. Clooney’nin de dediği gibi, onu en çok etkileyenler “gerçeği söylemenin bedelinin giderek ağırlaştığı bir dönemde bile konuşmaya devam eden insanlar”. Üstelik bunu söyleyen kişi, kariyeri boyunca zorlu mücadeleler vermiş son derece başarılı bir avukat. Amal’ın hatırlattığı gibi bugün dünya genelinde 100 milyondan fazla kız çocuğu okula gidemiyor. Her yıl 12 milyon kız çocuğu henüz çocuk yaştayken evlendiriliyor. Kadınlar ve kız çocukları hâlâ dehşet verici boyutlarda şiddete maruz kalıyor. Dünyadaki ülkelerin yalnızca yüzde 14’ü kadın liderler tarafından yönetiliyor. Fortune 500 şirketlerinin CEO’larının yüzde 12’sinden daha azı kadınlardan oluşuyor. Bir kız ve bir erkek çocuğunun annesi olan Amal için bu eşitsizliği kabullenmek, her gün evinde bile zor; bu durum iş hayatında daha da görünür hâle geliyor. Bu yüzden mücadele etmeyi sürdürüyor.

Fotoğraf: Cartier'nin izniyle
“Kendi çocuklarım da dahil olmak üzere genç insanların, farkına vardıkları adaletsizlikleri akıl almaz bulmalarını görmek bana umut veriyor” diyor. Belki de bu durum ona gençlik yıllarındaki Amal’ı hatırlatıyor; annesinin, söz konusu olan dünyanın uzak köşelerinde yaşayan insanlar olsa bile, onların hayatlarına kayıtsız kalmamayı öğrettiği Amal’ı. Ve her şeyden önemlisi, ne olursa olsun devam etmeyi öğrenen Amal’ı...


