Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Eklektik tarzı ile iç mimari dünyasını etkisi altına alan ünlü tasarımcı Kelly Wearstler ile buluştuk.
Ona göre bir şeyin gerçek olması sahip olduğu kombinasyonla alakalı. Ortada ne kadar fazla birbirinden farklı ama birbiriyle bir bağ kurabilen unsur varsa Kelly Wearstler tarzı hayat bulmak için bir şans kazanıyor. O kariyeri boyunca farklı tarzları ustalıkla birleştirmesiyle iç mimari endüstrisine adını kazıdı. Buna rağmen yaptığı bu kombinasyonlar insanlara hep hafif bir his verdi; zorlanmamış, rahat, uyumlu. Bu kadar farklı yerlerden gelip birbiriyle böylesine uyum yakalamak onun alameti farikası oldu. O bir bakıma da farklılıkların temsiliyetini kutladı, çünkü farklı olmak “en” olmaktır.

Tasarım dilim en temelinde birleştirici bir güç olarak tanımlanabilir, geleneksel kuralların normalde yan yana getirmeyeceği unsurları bir araya getirmek benim dilimin bir özelliği. Dışarıdan çok ham gözüken bir parçanın son derece rafine bir objeyle arkadaşlık kurduğu veya değerli bir vintage parçanın çağdaş bir ‘ifade parçası’nın yanında cesurca durduğu o an için yaşıyorum. Bu kasıtlı kombinasyonlar mekanlarda güzel bir gerilim yaratır - aynı anda hem beklenmedik hem de kesinlikle doğru hissettirir. Tasarımın gerçekten canlandığı tatlı nokta budur: Hikayeler anlatan ve ortamlara bir ruh getiren, üstüne düşünülmüş zıtlıklar. Mesele kurallara uymakla değil, farklı unsurlar arasında anlamlı diyaloglar yaratmakla ilgili.

Beni buraya getiren yolu düşündüğümde, ilk evimi -gerçek tasarım laboratuvarımı- düşünerek gülümsemeden edemiyorum. Oteller veya ürün serilerinden önce, deneysel oyun alanım hâline gelen o küçük evim vardı. Orada kendimi yaratıcı bir şekilde ifade etmek için mutlak bir özgürlüğe sahiptim. O ilk günler, sınırları zorlamak ve riskli görünen fikirleri test ederek geçti. O evin odalarını sürekli olarak yeniden düzenlerken, her yeri yeniden boyarken ve yeniden hayal ederken sayısız kombinasyon ve versiyon geliştirmiş oldum. O ev bana içgüdülerime güvenmeyi ve risk almayı öğretti. Bit pazarında alışılmadık bir vintage parça bulduğumda, onu eve getirir ve mekanla kuracağı iletişime bakardım. Objelerin birbiri arasındaki enerjilerine ve beraber mekanın akışını nasıl dönüştürdüklerini izlerdim. Bu deneyler, daha sonra Avalon Beverly Hills projesine yaklaşımımı da tanımladı. Bir bakıma estetik anlayışımı tasarım haritasına koydu. Ardından Viceroy otelleri geldi ve dairemde başlayan serüveni geliştirmek için bana çok daha büyük bir tuval verdi. Şu anda benim için büyüleyici olan şey, o ilk deneysel mekandan bugüne bakıp aradaki yolu görebilmek. Bu yolda dünyaya gelen temel prensipler, beklenmedik kombinasyonlar, maddenin gücü, ham ve rafinenin bir arada barınması, eski ve yeni arasındaki gerilim; hepsi o apartman laboratuvarında gelişmeye başlamıştı. Orası benim en büyük kilometre taşım oldu.

Sürekli olarak sınırları zorlamaya çalışıyorum ve kendimi yeni evrimler geçireceğim durumlara sokuyorum. Şu anda, ürün koleksiyonlarını ve iç mekanları kapsayan yeni projeler geliştiriyorum ve disiplinleri beklenmedik şekillerde harmanlayan ortaklıklar aracılığıyla sanat inisiyatifleri üzerine çalışıyorum. Teknoloji bu süreçlerin ayrılmaz bir parçası hâline geldi; stüdyodaki yaratıcı sürecimize artık yapay zekayı da dahil ediyoruz, malzeme kombinasyonlarıyla deney yapma şeklimizde yeni yöntemler arıyoruz. Yeni kavramları hızla hayata geçirip geçiremeyeceğimize bakıyoruz.

Bana en derin mutluluğu getiren şey ailem - oğlum Crosby ile sabahın erken saatlerinde geçirdiğim anlar, Elliot ve Oliver ile beklenmedik fikirleri harekete geçiren FaceTime görüşmeleri, onların kendi yaratıcı bakış açılarını geliştirmelerini izlemek.. Ailemle yaratıcı çalışmalarım arasında derinden değer verdiğim güzel bir paralellik var. İş ve ailenin ayrı olarak var olan alanlar olmayıp, doğal olarak iç içe geçtikleri bir hayat yarattım. En önemli tasarım sohbetlerimizden bazıları aile yemeğinde veya yeni bir şehrin sokaklarını keşfederken gerçekleşiyor. Her yerde ilham buluyorum; bazen bir moda defilesinde bazen seyahatte bazen bir sergide. Yaratıcı yaklaşımım temelde küratöryeldir diyebilirim, çok farklı dünyalardan gelen etkileri bir araya getirir ve aralarındaki uyumu bulurum. Bu buluşma düzenli müze ziyaretleri, tasarım kitaplarıyla geçen sessiz sabahlar ve sık sık yaptığım seyahatleri de içeriyor. Stüdyom merak uyandıran objelerin canlı bir referans noktası hâline geldi; kumaş parçaları, renk çalışmaları, malzeme örnekleri... Yıllardır bir yerlerden toplanmış ve birbirleriyle yeni şekillerde konuşmaya devam eden parçalar. Beni bu hayatta gerçekten heyecanlandıran şey, disiplinlerarası bu şaşırtıcı bağlantıları keşfetmek. Bu disiplinlerarası sohbetler tasarımın gelişmesini ve canlı kalmasını sağlıyor.



