08 Nisan 2021

Yeni Normalin Yeni Terimi: Zoom Dismorfisi

YAZI: ZEYNEP AKDOĞAN

FOTOĞRAF: EDU GARCIA

Fotoğraf: Edu Garcia 

Kim bu kadın?” Pazartesi sabahları ritüel hâline gelen Vogue Türkiye toplantımızdan beş dakika önce Zoom kamerasını açıp kendime baktığımda zihnimden geçen bu soruyu genellikle şu yorumlar takip ediyor: “Cildim ne kadar soluk görünüyor. Yüzümde bir şişkinlik var, uykusuzluktan olsa gerek. Peki, alnımdaki şu gölgeler nedir? Yok yok, botoks zamanım gelmiş benim anlaşılan.” İçimde, alelacele dermatoloğuma gidip, dramatik bir tavırla “Ne gerekiyorsa yapın doktor!” deme arzusu uyandıran bu duygu durumunun popüler literatürde bir karşılığı var neyseki: Hoş geldin, Zoom dysmorphia. Bir sen eksiktin. 

Açılımına gelince, “Zoom, insanların en ufak kusurlarını dahi tabiatı gereği bir büyüteç gibi odağa alan bir platform aslında” diye giriyor söze New York merkezli dermatolog Dendy Engleman. “Zoom etkisi” olarak adlandırdığı fenomeni şöyle açıklıyor: “Pandemi döneminde hem sosyalleşmek hem de çalışmak için sıkça kullandığımız platform sayesinde aynada sabit görmeye alıştığımız yüzümüzü, şimdilerde dinamik olarak video üzerinden izliyoruz. Elbette, mimiklerimiz ve hareket hâlinde olan yüzümüz daha önce varlığından bihaber olduğumuz yaşlanma belirtilerini fark etmemize neden oluyor.” 

Acı gerçekler bir yana, yaşadığımız yeni düzende kendimizi bu tür platformlarda olduğumuzdan farklı algılayıp eleştirme eğiliminde dijitalin de parmağı var. İçimize su serpen bilgi, Kaliforniya merkezli psikoterapist Annette Nunez’den geliyor: “Ekranda gördüğünüz imaj, gerçek görünümünüzün çarpıtılmış bir versiyonu. Zira, ışıklandırma, kamera açısı ve pikselasyon size gerçek hayatta olduğunuz gibi değil, oldukça yanıltıcı bir görüntü sunuyor. Kaldı ki bilimsel araştırmalara göre, dijital ekranlar yüzü daha yuvarlak göstermenin yanı sıra kameraya yakın duran bazı yüz özelliklerini, örneğin burnu, olduğundan büyük algılamamıza neden oluyor.” Massachusetts General Hospital’da görev yapan Dr. Shauna Rice verileri doğruluyor: “30 santimetre uzaklıktan çekilen portrelerin burun boyutunu yüzde 30 oranda büyük gösterdiği araştırmalarla kanıtlanmış bir gerçek. Bunun yanı sıra, webcam’lerin odak mesafesini kısalttığını, yüz şeklini yuvarladığını, göz ve burun şeklini çarpıttığını da biliyoruz.”  

Zoom dismorfisinde popüler kültürün kusursuzluk takıntısını da yadsımamak gerek. Zira, ekran başında kendimize baka baka yaptığımız yüzlerce toplantıdan sonra, özeleştirilerimizin daha da acımasız hâle gelmesi şaşırtıcı ancak yeni bir fenomen değil. Sosyal medyada “mükemmel” bir selfie paylaşma tutkusuyla başlayan bu güzellik telaşı, önce türlü filtrelerin, sonra kusur olarak algıladığımız her şeyi düzeltmemize imkan tanıyan fotoğraf uygulamalarının önünü açtı. Ancak Zoom’un psikolojimize etkisinin daha ağır olduğunu söylemek mümkün. Boston Dermatoloji Enstitüsü’nün kurucusu Dr. Emmy Graber; “Zoom görüntülerinin statik ve filtreli fotoğraflardan farkı, insanları durmaksızın hiç editlenmemiş versiyonlarına maruz bırakması” diyor ve ekliyor: “Düşünsenize, bir aktör gibi kendini gün boyu ekranda izlemeye alışkın olan kaç kişi var dünyada?”

FOTOĞRAF: EDU GARCIA

Fotoğraf: Edu Garcia 

Tam da bu yüzden, son dönemlerde tavan yapan estetik tutkusu, Zoom dismorfisiyle ilişkilendiriliyor. Öyle ki, dünyanın her yerinde popülerleşen estetik akımı, plastik cerrahi sektöründe Zoom Boom (Zoom patlaması) olarak adlandırılıyor. Rakamlar ortada. Pandeminin ilk günlerinden bu yana, British Association of Aesthetic Plastic Surgeons (BAAPS)’a başvuranlarda yüzde 70 artış, American Society of Plastic Surgeons’a ise yüzde 65 artış gözlemlendi. Zoom’un bu rakamlardaki rolüne gelince, İngiltere merkezli Save Face adlı kozmetik doktorlar grubunun direktörü Ashton Colins şöyle açıklıyor: “‘Burnumun yamuk olduğunu yeni fark ettim’; ‘Kaşlarım devamlı çatık’; ‘Ekranda kendime bakarken yanaklarımın çöktüğünü keşfettim’ türü şikayetlerle yağmura tutulduk. Sokağa çıkma yasaklarının başladığı geçen Mart ayından beri, bize başvuranların sayısında yüzde 40 artış var. En ilginç veri şu; insanlar fiziksel olarak değil, ekran görüntülerini temel alıp onlar üzerinden değerlendirme yapmamızı istiyor.”  

Zoom türü dijital aynaların yol açtığı her sorun neşterle sonuçlanmıyor elbette. Zoom dismorfisinin daha hafif ve sinsi yan etkileri de var. Bakınız, yeni TikTok fenomenleri. Daha canlı bir görünüm için önerilerde bulunan dermatologlardan Zoom’a özel makyaj ve ışık tüyoları verenlere; güzellik uzmanlarının içerikleri popüler kültürde bir nevi viral bağımlılığa dönüştü bile. Pinterest’te aranma rekoru kıran “yüz yogası egzersizleri” şöyle dursun, Kore ilhamlı 10 adımlık cilt bakım ritüeli de, ona karşılık türeyen ve cilt bakımını temellerine indirgeyen skinimalist trend’i de bugün en çok Google’lananlar arasında. 

İyi haber: Zoom dismorfinizi yatıştırmak için plastik cerrahiye veya ardı arkası kesilmeyen cilt bakımı ritüellerine ihtiyacınız yok. Siz de ekran karşısında kendi görüntüsünü eleştirenlerdenseniz, şu basit adımları dikkate almanız yeterli olabilir. Kameranızı kapatın, mesela. Kısa dönemli olsa da kendinizi eleştiri yağmuruna tutmanızı engelleyebilecek pratik bir çözüm bu. Bir diğeri, görüntünüzün üzerini kapatmak. Zoom’un arayüzünde kendi görüntünüz üzerine yapıştıracağınız bir “sticky” not, toplantıdaki diğer yüzlere ve konuşulan konuya odaklanmanızı sağlayabilir. Psikoterapistlerin favori çözümlerinden biri ise aynada pratik yapmak. Annette Nunez, örneğin, her gün ayna karşısına geçip kendinizle ilgili on tane olumlu yorum yapmanızı öneriyor. “Başta zorlama gibi gelse de, zamanla kolaylaşıp, ritüeliniz hâline dönüşecek bu egzersiz, beyninizin görüntünüzü nasıl algıladığını tamamen değiştirme gücüne sahip.” Negatif düşünce kalıplarınızı belirlemek, bir başka çözüm. Zoom görüşmesinden sonra zihninizde beliren özeleştirileri bir deftere not edin. “Geriye dönüp baktığınızda olumsuz temalar kendini belli edecek” diyor Nunez. “Bu da kendinize karşı tutumunuzu değiştirmenizde size yardımcı olacak en önemli adım zaten.” 

ETİKETLER: ZOOM , GÜZELLİK , ESTETİK , TEKNOLOJİ