Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Orman içinde bir kulübeden Venedik’te bir saraya, çölün ortasında bir inzivadan tropik bir sahile… Sevgililer Günü’nü hediye telaşı yerine kaçış hissiyle kutlamak isteyenler için dünyanın en romantik otellerini bir araya getirdik.
Birine ideal romantik kaçamağının nasıl bir şey olduğunu sorduğunuzda, karşınıza farklı senaryolar çıkar. Orman içinde bir kulübe, deniz kıyısında küçük bir yazlık, ahşap dokularla çevrili bir çöl inzivası ya da tropikal bir tatil köyü… Parametreler ne olursa olsun, dünyanın en romantik otellerinin ortak noktası, o tarif edilmesi zor kaçış hissidir.
Sevgililer Günü yaklaşırken hediye alışverişini bir kenara bırakın ve romantik bir kaçamağı tercih edin. İki kişi için mi? Elbette. Ama yalnız seyahat ediyorsanız da bilin ki aşağıdaki oteller, hayatınızı romantize etmek için de son derece uygun. İster eski bir Rockefeller malikanesinde şömine başında gevşeyin, ister Tayland dağlarında bir glamping çadırından dolaşan filleri izleyin… Eğer aradığınız şey romantizmse, bu oteller beklentilerin ötesine geçmeye hazır.

Paris, şüphesiz romantizmin şehri. Kaldırım kafeleri, Haussmann mimarisi ve dökme demir sokak lambalarıyla Fransa’nın başkentiyle bir aşk yaşamamak imkansız. Bu romantizmi ikiye katlamak için Saint James’te konaklayın. Şehrin büyük ve ihtişamlı otellerinden (onlar da elbette büyüleyici!) farklı olarak Saint James, sakin bir mahallede son derece samimi bir deneyim sunuyor. Ferforje kapıların ardına gizlenmiş bu neoklasik yapı; Laura Gonzalez tarafından tasarlanmış odalar, süitler ve pied-à-terre tarzı konaklama yerlerinden oluşuyor. Bir Vogue yazarının dediği gibi: Paris’i bir üst seviyede yaşamak istediğinizde gideceğiniz yer burası.

Romantik bir otel, kendinizi evinizde hissettirmekle yalnızca en iyi konaklama yerlerinde rastlanan öngörülü hizmeti sunmak arasında ince bir denge kurmalıdır. Saranac Lake’teki The Point tam olarak böyle bir yer. Bu Relais & Châteaux oteli, Altın Çağ’da William Rockefeller II tarafından özel konut olarak inşa edilmişti; o dönemde New York’un Adirondacks bölgesinde “great camp” olarak bilinen büyük kamplar oldukça yaygındı. Bugün ise The Point, yalnızca yetişkinlere açık, 'her şey dahil' olarak hizmet veren, 11 odalı bir tatil yeri. Misafirler günlerini farklı şekillerde geçirebiliyor: Otelin yakınındaki küçük adaya kürek çekerek ya da baş başa piknik yaparak veya belki ağaçların arasındaki barda kendi kokteylini hazırlayarak...

İyi şarap, üst düzey mutfak ve ünlü manzaralar söz konusu olduğunda Napa Valley’nin neden evrensel olarak romantik bir seyahat destinasyonu kabul edildiğini anlamak zor değil. Bölgedeki oteller; büyük tatil köylerinden aile işletmesi pansiyonlara kadar uzanıyor ve her birinin kendine özgü bir çekiciliği var. Poetry Inn’de ise her ikisinden de biraz bulmak mümkün. Yalnızca beş süiti bulunan bu butik otelde (her biri ünlü bir şairin adını taşıyor), tüm Napa Valley deneyiminizi şekillendirecek kadar güçlü bir misafirperverlik anlayışı sunuluyor.

Yunanistan’ın kadim manzaraları romantik ruhlar için ideal; özellikle Gundari gibi bir yerde konaklıyorsanız. Folegandros’un sakin adasında yakın zamanda açılan bu otel, uçurumların üzerine konumlanmış ve 80 dönümlük engebeli doğayla çevrili. Önünde ise Ege Denizi uzanıyor. Atina merkezli Block722 tasarım stüdyosunun imzasını taşıyan 27 süit ve villa, adanın doğal malzemelerini yansıtacak şekilde tasarlanmış. Deniz kenarında bir yemeğin ya da açık havada yapılan bir masajın ardından, şnorkel gezisi ya da özel tekne turu gibi unutulmaz deneyimleri otel ekibine bırakın.

And Dağları’nın zamanı yavaşlatan bir etkisi var. Mendoza’daki bir şarap tesisi olan The Vines’ta misafirler şarap, mutfak ve doğal güzellikler aracılığıyla Arjantin kültürüyle buluşuyor. İç ve dış mekan geçişleriyle tasarlanmış 33 villada, gün batımları harika oluyor. Manzarayı izledikten sonra ünlü şef Francis Mallmann’ın yönettiği restoranda akşam yemeğinizi yiyin.

Kırsalda romantizm yaratmak kolay. Asıl sınav, bunu Dublin gibi hareketli bir şehirde başarabilmek. The Merrion bunu büyük bir zarafetle yapıyor. İrlanda’nın başkentinden romantik bir kaçış arayanlar için bu lüks ama gösterişsiz yapı, Georgian tarzı şehir evlerinden oluşuyor. Toile de jouy desenli başlıklar ve koltuklarla döşenmiş iç mekanların keyfini çıkarın, günü şömine başında iyi bir viskiyle sonlandırın.

Kuzey Tayland dağlarındaki bu 'her şey dahil' lüks kamp, gerçek olamayacak kadar güzel. Glamping çadırları; özel teraslar, açık hava duşları, ahşap jakuziler ile Ruak Nehri'ne ve Myanmar ormanlarına bakan manzaralar sunuyor. Romantizmi biraz daha ileri taşımak isterseniz, otelden yakınlardaki çay tarlalarına helikopterle gitmeyi deneyin.

Birçok şehir “en romantik” olduğunu iddia eder, ancak Venedik bu tanımı sonuna kadar hak ediyor. Aman Venice, Venedik’in tüm güzelliklerini bir arada sunarak şehrin en etkileyici konaklama adresleri arasında yer alıyor. Büyük Kanal üzerindeki Palazzo Papadopoli’de yer alan bu görkemli yapı, iki kişilik romantik bir kaçamak için ideal. Çoğu misafir otele su taksisiyle geliyor ve 18. yüzyıl kraliyet mirasını yansıtan orijinal fresklerle çevrili mermer zeminli bir lobiye adım atıyor.

Bir Vogue yazarının tanımıyla “başka hiçbir şehre benzemeyen bir duyular bombardımanı sunan" Marakeş, başlı başına eşsiz bir destinasyon. Antik şehrin her köşesine yayılan bu ihtişam, konaklamayı da özel kılıyor. Yeşilliğin içine gizlenmiş Royal Mansour’da her misafirin kendine ait bir bahçesi var. Mozaik kaplı şömineler, özel çatı terasları ve sabahları ayrılması zor olan yumuşacık yataklar romantizmi zirveye taşıyor.

Güney Fransa romantik oteller konusunda çıtayı fazlasıyla yükseltiyor; bu yüzden yalnızca bir tanesini seçmek zor. Ancak hayalinizdeki kaçamak, bir zamanlar ünlü sanatçıların yemek yiyip konakladığı samimi bir sığınaksa, tüm yollar La Colombe d’Or’a çıkıyor. 1920’de açılan otelin sahibi Paul Roux, ilk yıllarında Picasso, Matisse ve Chagall gibi sanatçılardan oda ya da yemek karşılığında eser kabul etmişti. Bugün otel, Roux’nun torunu tarafından işletiliyor ve 24 oda ile daireden oluşuyor.

Bir zamanlar İtalyan bir düşesin evi olan Hotel Esencia, Yucatán Ormanı’nın içinde, hareketli Tulum’un 30 dakika dışında yer alıyor. Ancak burası bambaşka bir dünyadaymış hissi veriyor. 50 dönümlük bu izole mülk; yoga palapası, tedavi seanslarında kullanılan birçok malzemeyi kendi arazisinde yetiştiren bir spa, juice bar ve özel beyaz kumlu bir plaj sunuyor.

James Bond’un yaratıcısı Ian Fleming’in eski malikanesi olan Goldeneye, uzun yıllardır ünlü isimlerin uğrak noktası. Giriş yolu Kate Moss, Naomi Campbell, Jude Law, Willie Nelson ve Martha Stewart gibi isimlerin bağışladığı ağaçlarla çevrili. Palmiye ağaçlarıyla çevrili lagünü de kapsayan 52 dönümlük arazi, tropikal hayalin vücut bulmuş hâli. Kulübelerin iç mekanlarında özel tasarım Jamaika mobilyaları, ferah beyaz çarşaflar ve el işi döşemeler var. Mercan resifinde şnorkelle yüzdükten sonra gün batımında Bizot’s Bar’da soluklanmayı unutmayın.

St. Barths’ta lüks konaklama seçenekleri bol, ancak gözlerden uzak Le Toiny sessiz ve romantik bir ihtişam arayanlar için öne çıkıyor. Vahşi ve engebeli doğayla çevrili otelde, misafirler plaj kulübüne açık kasalı Defender araçlarla ulaştırılıyor; rosé ve ıstakoz salataları ise işin bonusu. Odaların tamamı bembeyaz bir renk paletiyle tasarlanmış ve her birinde özel dalma havuzu bulunuyor.

Samimi kış kaçamağı için Dunton Hot Springs harika bir seçenek. Telluride yakınlarında yer alan bu uzak resort, bir zamanlar hayalet bir kasabaydı. Kütük kulübelerle çevrili tesisin iç mekanları sıcak ve belirgin biçimde Western estetiği taşıyor; eski paslı kamyonlar ve vagonlar dekorun bir parçası.

Adare Manor, 2018’de yeniden açıldığında Vogue tarafından “gösterişten çekinmeyen bir ihtişam” olarak tanımlanmıştı. Avizelerle aydınlatılmış odalar, çift yükseklikte tavanlar ve her köşede karşınıza çıkan kadifelerle, Avrupa zarafetini doyasıya yaşatıyor. Sabahları balık tutma, golf ve yürüyüş gibi kırsal aktiviteler; öğleden sonra ise çay saati sizi bekliyor.

Montecito’daki San Ysidro Ranch, John F. Kennedy ile Jackie Kennedy’nin 1953 balayı ve Vivien Leigh ile Laurence Olivier’in düğünü gibi pek çok ikonik romantik âna ev sahipliği yaptı. Santa Ynez Dağları’nın eteklerindeki 550 dönümlük arazide zeytin ve portakal ağaçları, güller ve manolyalar arasında konaklıyorsunuz. Otelin 15.500 şişelik, Wine Spectator Grand Award ödüllü mahzeninden bir şarap seçip, sarmaşıklarla kaplı kulübenizde keyfini çıkarabilirsiniz. Sevgililer Günü’ne denk gelirseniz, canlı müzikli dört aşamalı özel akşam yemeğini kaçırmayın.

Fasano Punta del Este’te kıyı ile kırsal yaşam bir araya geliyor. 1.200 dönümlük alanda doğal kaya oluşumlarının içine oyulmuş bir havuz, deniz manzaralı bungalovlar, golf sahası, polo alanları ve üç farklı restoran bulunuyor. Ayrıca Arroyo Maldonado’daki şık ve gizli plaj kulübü de cabası.

Cabo San Lucas’taki Las Ventanas al Paraiso, sıcak iklimli bir cennet. Cabo’da yılda 350’den fazla kez gün batımı yaşanıyor. Ancak romantik bir kaçamak arayanlar için asıl cazibe, otelin Romantizm Departmanı. Yıldızların altında uyumaktan, şişe içinde kişiselleştirilmiş mesajlara ve iki kişilik tekila ustalık sınıflarına kadar her detayı onlar organize ediyor.

Martin Brudnizki’nin Fouquet’s için tasarladığı pastel ve şeker tonlarındaki odalar, tatlı bir romantizm hissi uyandırıyor. Tasarımcının Vogue’a söylediği gibi: “Ekletik New York ile üst düzey Paris’i evlendirmemiz gerekiyordu.” Tarihî Tribeca’nın arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaştıktan sonra, brasserie'de kırmızı bir bankta bir kase Fransız soğan çorbasıyla günü noktalayın.

Amangiri’nin Kylie Jenner ve Dua Lipa gibi isimlerin favori romantik kaçamağı olmasının bir nedeni var. 180 milyon yıllık bir çölün ortasında, 900 dönümlük izole bir arazide yer alan otel, manzarasıyla sizi başka bir gezegendeymiş gibi hissettiriyor. Çağdaş beton mimari, tozlu kaya platolarıyla çarpıcı bir kontrast yaratıyor. Minimalist odaların birçoğunda ufka bakan özel havuzlar var. 25.000 metrekarelik spa alanında ise Navajo şifa geleneklerinden ilham alan terapiler ve kaya oluşumlarının üzerinde yapılan yoga dersleri sunuluyor.