LIVING
LIVING

05 Kasım 2021

Seçkin Şahitler

YAZI: TURAN FARAJOVA

FOTOĞRAF: MEHMET SERDAR KILIÇ

İstanbul’un büyülü atmosferinin önemli unsurlarından olan tarihi köşk ve yalıları pek çoğumuz sadece katıldığımız davetlerden, ev sahipliği yaptıkları dizi veya filmlerden biliyoruz. Oysa bu köşk ve yalıların eski sakinlerine ait hikayelerdir aslında onlara masalsı ruh katan.

Antik çağlardan bu yana pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış İstanbul’un en göz alıcı unsurlarından biri tartışmasız tarihi dokusu. Tarihi doku dendiğinde akla ilk gelenler; tarihi yarımadada yerleşen Ayasofya, Topkapı Sarayı, Arkeoloji Müzesi, Yerebatan Sarnıcı gibi kültür varlıklarının yanı sıra, eski İstanbul ailelerine ev sahipliği yapmış köşkler ve yalılar da şehrin kültürel mirasının önemli parçalarından. Yürüyüş yaparken, tekneyle Boğaz’dan geçerken, hoş bir davete katılırken veya evimizde dizi, film izlerken İstanbul’un ihtişamlı tarihi yapılarını sıkça görüyoruz. Mimarileri kadar şahit oldukları anılarıyla da akıllara kazınan bu konutlardan birkaçına birlikte bir zaman yolculuğu yapalım.

Kocataş Yalısı

Kocataş Yalısı

Mustafa Kemal Atatürk’ten Fethi Okyar’a, Talat Paşa’dan Bülent Ecevit’e, Yahya Kemal’den Betûl Mardin’e birçok önemli isme ev sahipliği yapmış Kocataş Yalısı ismini ünlü hukukçu Necmettin Molla Kocataş’tan alır. 1905 yılında Yıldız Suikasti’nin başsavcılığını, 1909 yılındaysa Osmanlı Devleti’nin adliye nazırlığını yürütmüş olan Kocataş, ayrıca ilk cumhuriyet yıllarının Kastamonu milletvekilleri arasındaydı. 1929 yılında bu yalıyı satın alan Kocataş hakkında torunu Betûl Mardin tarafından aktarılan bilgiye göre, dönemin silah tüccarlarından Huber’e hukuki bir konuda yardım etmesi sebebiyle bugün Tarabya’da bulunan Huber Yalısı ve birkaç mülk hediye edilir. Önceleri Huber Yalısı’nda ikamet eden Kocataş Ailesi, daha sonra Huber Yalısı’nı satarak 19. yüzyılda inşa edilen bu yalıyı satın alırlar.

Kocataş Yalısı’nın ilk sahibiyse Büyükdere’nin ünlü zengin ailelerinden Eramyanlar’dır. Abraham Paşa Eramyan’ın dedesi dönemin ünlü sarraflarından Terzonts Eram Amira, sarayla olan yakın ilişkileri sayesinde kısa zamanda büyük bir servete kavuşur. Terzonts Eram’ın torunu Abraham da bu geleneği sürdürerek sarayla yakın ilişki kurmaya devam eder. Dededen kalma servete servet katan Abraham Paşa hakkında ülkenin en zengin kişilerinden biri olduğu söylentisi vardır. Gayrimenkul zengini olan Abraham Paşa, Rumelikavağı’ndan Karadeniz kıyılarına, Anadolu Yakası’nda ise Beykoz’dan Riva’ya kadar büyük bir alanın sahibiydi. Bugün Beykoz ilçe sınırları yer alan Abraham Paşa Korusu, Abraham Paşa’nın o dönemki arazilerinin sadece ufak bir bölümü olarak günümüze kadar ulaştığı bilinir.

Kocataş Yalısı

Taş Konak

Yolculuğumuza Halaskargazi Caddesi yönünden Rumeli Caddesi’ne doğru indiğinizde sizi sol tarafta karşılayan, Nişantaşı’nın ayakta kalan ender konaklarından Taş Konak ile başlayalım. Konak 1889 yılında Mehmed Raif Paşa tarafından dönemin diğer konaklarının aksine ahşaptan değil taştan inşa ettirilir ve Osmanlı Sarayları örnek alınarak tasarlandığı için iç mekanda altın varaktan faydalanılır. Osmanlı Devleti’nin birçok farklı ve önemli bürokratik görevlerinde bulunmuş gözde paşa, kendisine tahsis edilen bu konakta yaklaşık 20 yıl yaşadıktan sonra vefat eder. Ardından bu konak paşanın kızı İhsan Raif Hanım’a ev olur. İki başarısız evliliğinden sonra gerçek mutluluğu 35 yaşına geldiğinde Şahabettin Süleyman ile yaşayan şair İhsan Raif Hanım’ın üçüncü evliliği bu çok sevdiği konakta gerçekleşir ve hayatının geri kalanını mutlu bir şekilde burada sürdürür. Mehmed Raif Paşa’nın ailesinden sonra ünlü halkla ilişkiler uzmanı Betûl Mardin ile ailesinin yaşadığı konak, Betûl hanımın kardeşi müzik yapımcısı Arif Mardin’in de doğduğu evdir aynı zamanda. Konak, bir dönem de Şişli Kaymakamlığı
Binası olarak kullanılmıştır. Eski Şişli Kaymakamı Mehmet Öklü tarafından 2010 yılında restore ettirilen konak, bugünlerde Kalyon Kültür adı altında kültür – sanat merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

Kocataş Yalısı

Tophane Müşiri Zeki Paşa Yalısı

Üzerinden geçen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün bile ihtişamını gölgeleyemediği, Türkiye’nin ve hatta dünyanın en pahalı evlerinden biri olan Zeki Paşa Yalısı’nın değeri yaklaşık 550 milyon TL olsa da, manevi değerine paha biçilemez. Yalı, Filinta Mustafa olarak da bilinen Tophane Müşiri Mustafa Zeki Paşa tarafından 1899 yılında Mimar Alexander Vallaury’e inşa ettirilir. II. Abülhamid dönemi komutanlardan olan Filinta Mustafa, 1908 yılında gözden düşerek önce Büyükada sonra da Rodos’a sürülür. Sürgünden kısa süre sonra dönen Mustafa Zeki Paşa, hayatının kalanını Büyükada’da geçirir. 122 yaşında olan bu yalının eski sakinleri arasında Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ın büyük dedesi Ali Kemal de vardır. Yalının en göze çarpan özelliği, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün neredeyse hemen altında yer alması ve denizden bakıldığında köprünün gölgesinde kalan bir perili köşk duruşuna sahip olmasıdır. Denizden her geçişimde büyük hayranlıkla baktığım Vallaury eseri bu yalının yeni sahibi kim olacak, merakla bekliyoruz.

Kocataş Yalısı

Arif Sarıca Köşkü

Moda’nın dingin ve güven veren ruhuna en çok yakışan köşklerinden biri ünlü Sarıca Ailesi’ne ait Arif Sarıca Köşkü’dür. 1903 yılında saray doktoru Arif Sarıca için Mimar Constantine Pappa tarafından Neoklasik üslupta inşa ettirilen köşk, Arif Sarıca'nın birçok mülkünden sadece biriydi. Arif ve Ragıp Sarıca kardeşler, dönemin ünlü isimlerindendi. Özellikle emlak zengini olmasıyla bilinen sarayın baş mabeyncisi Ragıp Sarıca’ya ait Beyoğlu’nda pek çok bina vardı. Afrika Han, Rumeli Han ve Anadolu Han binaları ile Ragıp Paşa Apartmanı Ragıp Sarıca’ya ait yapılardandı. Ayrıca Caddebostan’da bulunan Ragıp Sarıca Köşkü de yine o dönemde kendisine ait mülklerden biriydi. Aile tarafından inşa ettirilmiş binaların ortak özelliğiyse bulundukları muhitlerin ikonik yapıları olmalarıdır. Her Kadıköylü en az bir kez Sarıca Köşkü’ne bakarak hayal kurmuş, sakinlerinin yaşantısını merak etmiştir.

Kocataş Yalısı

Arif Hikmet Paşa Köşkü

1851 yılı doğumlu Bahriye Nazırı ve Deniz Müzesi’nin kurucusu Arif Hikmet Paşa tarafından İtalyan bir mimara 1900 yılında inşa ettirilen cihannümalı, kargir zeminli köşkün selamlık kısmı günümüze kadar erişmiştir. Her katta dört odası, toplam sekiz odası ve üç salonu olan köşk, Arif Hikmet Paşa’nın varisleri tarafından Hacı Tevfik Pazarcı’ya 9600 altın karşılığında satılmış ve bu yüzden bir dönem Pazarcı Köşkü olarak anılmıştır. Tevfik Pazarcı’nın bu köşkte doğan oğlu Müfit, Hıdiv Prensesi Hoşyar Hanım’la evlenmiş ve söylenene göre bir süre bu köşkte yaşamışlardır. Köşkün en dikkat çekici taraflarından biri çatı detayları. Dönemin diğer köşklerinde de sıkça rastlanan üçgen çatı formu, köşkün ön ve arka cephesinde farklı şekilde tasarlanmış. Bu da köşke farklılık katmıştır. Özellikle cihannümalı cephedeki detaylar görülmeye değer.

Kocataş Yalısı

Antipa Köşkü

Mimar Constantine P. Pappa’nın Moda mimarisine etkisinden bahsetmişken bir diğer eseri Antipa Köşkü’nden de bahsetmek gerekiyor. Pappa’nın Rum Doktor Andrea Antipa için 1906-1914 yılları arası bir dönemde inşa ettirdiği köşk, Moda’da kalan nadir köşklerden biri. Birinci Dünya Savaşı esnasında kiraya verilmiş olan Antipa Köşkü’nde Antipa Ailesi’nin ne kadar süre yaşadığı bilinmiyor. 1952 yılında köşk, o dönemki sahibi Katerina Duma tarafından dönemin Tokyo Büyükelçisi Ferit Tek'e satılır. Ferit Tek ve eşi Müfide Hanım’ın 1973 yılında vefat etmelerinin ardından boşaltılan köşkte bir dönem kızları Emel Esin’in şoförü Hayrullah Arısan ve ailesi yaşamıştır. Antipa Köşkü, Emel Esin Tek’in vasiyeti üzerinde 1990 yılında Tek Esin Türk Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Vakfı’na devredilir. 1990’larda geçirdiği yangınla hasar gören köşk, 2010 yılındaki restorasyon sonrası orijinalliğini ne yazık ki büyük oranda kaybetmiştir. Köşkü Moda’da gördüğüm gün ilk dikkatimi çeken şey, akşam saatlerinde ışıkları yanan tek odasıydı. Bu zarif ev ve dışarı doğru süzülen ışığı, Moda’nın dinginliğine yakışır türden.

Kocataş Yalısı

Recaizade Mahmud Ekrem Yalısı

İstinye İskelesi’nin hemen yanı başında bulunan bu kahverengi yalı, Araba Sevdası romanının yazarı Recaizade Mahmud Ekrem’in bir dönem yaşadığı ve adını taşıyan konuttur. Yalı, yazarın adını taşısa da, ilk yaptıranı Beykoz Fabrikası’nın sahibi Pigeon’dur. Hikayesiyse şöyle… Recaizade Mahmud Ekrem yalıyı pek severek alsa da, kendisi jurnalcilerin hedefi hâline geldiği için yalıda uzun süre ikamet edemez. Hakkında çıkan söylentiyse; kendisinin Kuleli Kasrı’nda yaşayan Hıdiv Abbas Halim Paşa’nın geceleri fenerle haberleştiği yönünde. Hıdiv Paşa’nın Genç Osmanlıları finanse ettiğinden şüphelenen II. Abdülhamid, elinde konuya ilişkin kanıt olmadığı için konuyu farklı şekilde çözer. Şüpheli oluşuyla bilinen II. Abdülhamid, Recaizade Mahmud Ekrem’in sorun yaratmayan düzeydeki romatizmasını bahane ederek, kendisine deniz havasının iyi gelmeyeceğini; onun yerine denize uzak bir muhitte ev tahsis edilmesinin daha doğru olacağını ilettirir. Bunun üzerine kendisine Cihangir’de bir konak tahsis edilir ve yalıdan taşınır. Böylelikle Recaizade Mahmud Ekrem’in “yalı sevdası” burada sonlanır.

Kocataş Yalısı

Afif Ahmed Paşa Yalısı

Gelelim Yeniköy’ün bana göre en güzel yalısına... “Aşk-ı Memnu Yalısı” dendiğinde akla ilk gelen Büyükdere Evi olurken, Yeniköy sakini Afif Ahmed Paşa Yalısı da 1975 yılında TRT’de ekranlara gelen ilk Aşk-ı Memnu dizisine ev sahipliği yapmasıyla bilinir. Afif Ahmed Paşa tarafından Mimar Alexandre Vallaury'e inşa ettirilen yalı, cihannüma kuleleriyle bilinir. Paşa’nın oğlu Ali Fuat Bey ve II. Abdülhamid’in kızı Refia Sultan, evlendiklerinde bu yalıda yaşarlar. Cumhuriyet sonrası hanedandan alınan yalı, Pera Palas’ın sahibi Misbah Muhayyeş’e satılır. Ünlü yazar Agatha Christie’nin Pera Palas’ta konakladığı zamanlarda ara sıra Misbah beyin misafiri olarak Afif Ahmed Paşa Yalısı’nda da kaldığı bilinir. Yalı, 1983 yılında Kemal Uzan tarafından satın alınır. Uzan ailesi tarafından iç ve dış renovasyonu yapılan yalı, ailenin mal varlıklarına el konulduğunda İstanbul’un en pahalı ikinci yalısı unvanıyla satışa çıkarılır. Dönemin en pahalı ikinci yalısının sahibi, 58 milyon TL ödeyen Sabancı Ailesi’nden Suzan Sabancı Dinçer olur.

 

ETİKETLER: İSTANBUL , İSTANBUL APARTMANLARI