07 Haziran 2020

Mutluluk Laboratuvarı

YAZI: ESRA BEBEK

20-06/07/vogue-turkey.jpg

Fotoğraf: Marcin Kempski, Moda editörü: Konca Aykan

Son zamanlarda sıklıkla kendimi sürreal deneyimlerden oluşan bir zaman tünelinden geçtiğimi düşünürken buluyorum. Büyük bir bilinmeze kucak açan bu tünelin içinden geçerken, belki de birçoğumuz gibi ben de mutluluğa giden yepyeni yollar arıyor ve keşfettiklerime içimde yer açmayı öğreniyorum. Sonra birden aklıma ünlü psikiyatrist Robert J. Waldinger’in iyi yaşam konulu TED konuşması esnasında dinleyicilere yönelttiği o zihin kurcalayan cümle geliyor ve soruyorum: “Daha mutlu bir yaşama giden o gizemli yol nereden geçiyor?“

İşe öncelikle, bizi yaşamda mutlu edeceğini düşündüğümüz şeyleri masanın üzerine koyarak başlayalım. Birçoğumuzun benzer istekler ortaya koyacağından şüphem yok. Daha estetik bir beden, daha iyi bir iş, daha fazla para, daha güzel bir araba, daha anlayışlı bir sevgili ve tabi ki instagram değeri yüksek tatiller… Yıllardır verdiği dersler aracılığıyla iyi yaşama giden yolları aktaran Yale Üniversitesi Profesörü Dr. Laurie Santos, farklı kültürlerde yapılan geniş ölçekli araştırma sonuçlarına göre; bunların uzun vadeli mutlulukta etkili olmadığını ve bunlara karşı duyduğumuz karşı konması güç arzunun basit bir zihin oyunundan ibaret olduğunu söylüyor.

Ünlü psikolog Dan Gilbert’ün yanlış beklentilerimiz üzerine yaptığı TED konuşmasını hatırlıyorum. Tıpkı en lezzetli yemek için en yalın tarifi veren usta bir şef gibi, büyük istek ve beklentilerimizin aksine aslında birçok kişi için daha iyi hissetme halinin şu iki basit ve ulaşılabilir pratik etrafında toplandığını söylemişti; düzenli egzersiz-meditasyon ve yeterli uyku.

20-06/07/vogue-turkey-02.jpg

Fotoğraf: Marcin Kempski, Moda editörü: Konca Aykan

İyi yaşam denklemi bu denli yalın ve basitse, bizler neden bambaşka yerlerde gizli bir formül peşindeyiz?

Bunun en önemli nedenlerinden biri; kendi hayatımızla başka yaşamları kıyaslarken seçtiğimiz referanslar. Referans seçimlerimizi etkileyen faktörlerin başında şüphesiz sosyal medya gerçeği yatıyor. Kendimizi, birçok farklı sosyo-kültürel çevreden yaşamın perdelerini sınırsızca aralamaya teşvik eden bu görsel çılgınlığın ortasında buluyor ve bu dünyadan en renkli, en gerçek dışı, en cool, en hip sıfatlarıyla etiketlenen birçok kareyi kendimize referans alıyoruz. Ardından kendimizi, özümüzden kilometrelerce uzağa götüren bir girdabın içinde buluyoruz. 

Bizi iyi olma halinden uzaklaştıran bu kıyaslama meselesine nasıl bir son verebiliriz?

Yıllar içinde gelişen bir alışkanlığı bir anda hayatımızdan tamamen çıkarmak ciddi bir özveri istese de farkındalık çalışmalarını günlük rutinimizin bir parçası haline getirerek bu durumun yaşamımızda kapladığı alanı ve negatif etkilerini pek ala azaltabiliriz. Her sabah uyandığınızda telefonunuza uzanıp sosyal medyada beğeniler dağıtmak yerine, en sevdiğiniz oturma pozisyonunu alarak ellerinizi dizlerinizin üzerine koyun. Bu güzel başlangıcı yaptıysanız, sıradaki adım aşağıda sıraladığımız dünyaca ünlü meditasyon uygulamalarından birini seçip hayatınınızda bir alışkanlığa dönüştürmek.

Yeni dönemin önemli spiritüel yazarlarından Eckhart Tolle’ün de dediği gibi; mutluluk, her nefeste yaşam dolu olmanın verilen en büyük hediye olduğunu duyabildiğimiz yerde başlıyor.

ETİKETLER: İYİYAŞAM , WELL-BEİNG , MUTLULUK , VOGUEİNSTAGRAM