07 Ağustos 2015

90'lı Yılların Ünlü Modelleri: Lucie & Laura

FOTOĞRAF: BAY GARNETT

RÖPORTAJ: ZEYNEP YAPAR

Oxford Yeşiline uzanmış iki yakın arkadaş. Bir üçüncü tanıdık göz kameranın vizöründen onlara bakıyor. Gerçeklikten kopmayan abartısız stilleri ve duru güzellikleri, onları moda dönemlerinden bağımsız, zamansız yapıyor. 90'lı yılların ünlü modelleri Lucie de La Falaise ve Laura Bailey, Vogue Türkiye için bir araya geldi, anılar tazelendi.

15-07/31/05_03_15_turkish_vogue-02-005-copy-1438353834.jpgFotoğraf: Bay Garnett

En son Şubat sayımızda Suki Waterhouse çekiminin moda editörlüğünü yapan Bay Garnett, bu kez sete yalnız giysi dolu bavullarla değil, fotoğraf makinesiyle geldi. Bildiği ve sevdiği arkadaşlarıyla çalışmak aklında uzun zamandır varmış: “Tıpkı Laura ve Lucie gibi yıllardır tanıdığım, iletişim kurabileceğim, gerçekten iş birliği yapabileceğim kadınlarla çekim yapmak istiyordum. Yaşıtım kadınlarla…

Laura Bailey ve Lucie de la Falaise, biri 40’ına merdiven dayamış, diğeri 40’ların ilk basamağını henüz çıkmış.Doğallığın başlı başına bir gençlik aşısına dönüştüğü, çizgilerinde yaşam tecrübelerini, anneliklerini okuduğunuz kadınlar.Çok güzeller. 90’lı yılların ünlü modelleri, bugünün ilham perileri.Chanel’in marka elçilerinden olan Laura aynı zamanda Vogue İngiltere için yazıyor.Fotoğrafçı Bruce Weber’in ikonik karelerinin öznesi Lucie ise modelliği kızı Ella Rosa’ya devretti, Sussex’deki 17.yüzyıldan kalma çiftlik evinde kendini bahçıvanlığa verdi. Lucie, Yves Saint Laurent’ın ilham perisi olan ünlü model ve mücevher tasarımcısı Loulou de la Falaise’inde yeğeni. Peri olmak genlerinde var.

“Bay ve Lucie’yle 90’lı yıllarda New York’ta tanıştım” diyor, Laura. “Lucie açık ara farkla ortamın en güzel kızıydı. Özenirdim ona. Yıllar içinde yollarımız kesişmeye devam etti.Bugün her ikimizin kızları da altıyaşında.Benim bir, Lucie’nin iki oğlu var. Bay ise hem arkadaşım, hem de esin kaynağım. Yıllar içinde bir sanatçıya dönüşmesini bayılarak izledim.Önce özgün bir moda editörü ve bakın şimdi de bir fotoğrafçı oldu. Bu arada Bay, vintage satın almak için en iyi alışveriş arkadaşı.”

Bay Garnett bu çekim için Londra’nın vintage mabedlerini arşınladı. Parlak renkli ipek saten gömlekler, 70’leri hatırlatan yüksek bel yelken paça jeanler, biraz Celine, biraz Chanel. “Bu çekimi, sınırları keskin bir moda akımı üzerine kurmak istemedim doğrusu” diyor. “Sanki zaten Laura ve Lucie’ye aitmiş gibi görünen cool giysiler olsun istedim. Amacım sadece görünce sahip olmak isteyeceğiniz güzel parçalarla bir hikaye yaratmaktı.”

15-07/31/05_03_15_turkish_vogue-08-179-copy-1438354028.jpgFotoğraf: Bay Garnett

Laura Bailey,Oxfordshire ve Edinburgh arasında büyümüş. “Spor beni beladan uzak tutardı” diyor. Sinema ve müziğin baştan çıkardığı bir genç kız olarak hep Londra’ya özlem duymuş. Moda ise ilgi duyduğu alanlar arasında, arkalarda durmuş. Bir gün bu alanında kariyer yapacağını hayal bile etmemiş. “Modellik yapmak benim için bir seyahat biletiydi. Yaratıcı ortamlara girme, benden daha tecrübeli ve daha sofistike meslektaşlarımı gözlemleme şansı buluyordum. Hâlâ en yakın arkadaşlarım, modellik yapmak için 20’lerimin başlarında New York’a taşındığımda tanıştığım fotoğrafçılar, müzisyenler, saç stilistleri ve makyaj sanatçıları. Okyanusu birlikte aştık, birlikte büyüdük. Kariyerimiz, ailemiz oldu. Ve empatiye dayalı bu arkadaşlıklar, her birimizin hayatının omurgasına dönüştü.”

Laura’nın en sevdiği moda dönemi 60’ların sonu, 70’lerin başı. “Kendimizden önceki dönemleri kolayca romantize edebildiğimizden olsa gerek. Twiggy, Ali McGraw, Lauren Hutton, Debbie Harry, Catherine Deneuve gibi bütün moda kahramanlarım da zaten bu dönemden” diyor. Büyük güneş gözlükleri, Chanel, vintage spor giyimi ve upuzun Rapunzel saçlarını stili olarak özetliyor. “Aslında küçükken tam bir erkek çocuğu gibiydim. Fakat uçlar, zıtlıklar arasında gidip gelirdim. Kaba işçi tulumları da ilgi alanımdaydı, masal kahramanlarının giydiği elbiseler de. Her ergen gibi bir-iki yılı yalnız siyah giyerek geçirdim. New York yıllarımda kız işi elbiseler dönemine geçtim. İyi günde, kötü günde, tüm bunlar bir şekilde giyim anlayışımı rafineleştirdi. Plan yapmaktan çok, duygularıma göre giyiniyorum ben.”

Lucie de la Falasie “Modelliği seçmedim, içine düştüm” diyor.André Leon Talley bir gün bir makalesi için, de la Falaise’lerin Galler’deki evinizi yaret etmiş.Ağızdan çıkan sözler, modellik kontratına dönüşmüş ve Lucie kendini New York’ta bulmuş. Steven Meisel’e ilk pozunu verdikten hemen sonra, “Kalacak mısın”, “Saçlarını keser misin” ,“Vogue’a poz verir misin” soruları art arda gelmiş. “Eve asla dönmedim” diyor, Lucie. “Aklımda kalan en doyurucu moda diyalogları Yves Saint Laurent’la olanlardı. Bir gün elbise provasındayız. Bir elbisesini giymişim, bana bakıyor. Yaklaştı ve sessizce omuzlarımı geriye itmemi, gururlu durmamı söyledi.“Eğer vücudunu iyi taşırsan, giysilere hayat verirsin” derdi.

Lucie, arkadaşı Laura’yla kamera karşısına geçtiği bu çekim için, onu çok mutlu eden bir başka moda anı olduğunu söylüyor. “Birlikte giyindik, çok eğlendik, hayatımızda neler olup bittiğine dair birbirimize özet geçtik. Çekimdeyken son görüşmemizden bu yana zaman hiç geçmemiş gibi hissettik. Laura hâlâ ne kadar da güzel, değil mi?”

 

ETİKETLER: LUCİE DE LA FALASİE , LAURA BAİLEY , MODA , ARŞİV , BAR GARNETT