31 Ekim 2015

Bohem Burjuvalar Nereye Gider?

YAZI: AYŞE KOCABEYOĞLU

Paris'te yaşadığım 1,5 sene sonunda anladım ki şehrin hızına yetişmek, hergün birbiri ardına açılan restoran, bar ve sergileri takip etmek hiç de zannettiğim kadar kolay değilmiş. Fransızların sohbetlerine dahil olabilmek için ise tüm yeniliklerin sadık bir takipçisi olmanız şart. Son zamanlarda herkesin ağzında bir Sopi lafı dolaşıyor. “Sopi'ye gidiyoruz”, “Sopi'de yeni bir yer açılmış” gibi cümleler sık sık kulağıma çalınıyor. Öğreniyorum ki Sopi, South of Pigalle'in yeni adı. Yani Pigalle mahallesinin güneyi. Hipster'ların yeni gözde semti. Tabi ki ben de hiç gecikmeden kendimi Sopi'deki barlara restoranlara atıyorum.

 15-09/07/pigal-genel.jpg

Bir zamanlar sadece seks shop ve masaj salonlarının bulunduğu, Paris'in en meşhur kabarelerine ev sahipliği yapan Pigalle'in yüzü, geçtiğimiz birkaç sene içerisinde büyük değişim geçirdi. Özellikle de güney Pigalle: Sopi. Birbiri ardına açılan barlar, restoranlar, kafeler, konsept mağazalar, oteller derken, Sopi artık şehrin en hip bölgelerinden biri. Artık Paris'e gidip bobo'ların en gözde semti Sopi'yi görmeden dönmek, İstanbul'a gidip Karaköy'e uğramamakla aynı kapıya çıkıyor.

 15-09/07/glass.jpg

Paris'in 9. bölgesinde bulunan Sopi, Londra'nın Shoreditch'i ve New York Brooklyn’deki Williamsburg'e alternatif gösteriliyor. 

Bölgeye ilk gelen, 2008 yılında açtığı Pigalle mağazası ile Fransız tasarımcı Stephane Ashpool. Sopi'nin canlanmasında en büyük rolü olan mekan ise 2012 yılında rue Frochot'da açılan Glass. Organik hotdog, Brooklyn birası ve kokteyllerini mutlaka deneyin. Genellikle geç saatlerde gidilen bu ufak mekan, rahat dekoru, samimi barı ve renkli vitraydan oluşan dans pisti ile Sopi'nin gözdelerinden. New York'tan sonra Sopi'de açılan Buvette, Pazar kahvaltıları için ideal adres. Tuğladan duvarlar, ahşap masalar ve yüksek tavanı ile ferah ve sıcak bir havaya sahip. Kruvasan, omlet, somon, croque monsieur, kokteyller menüde yer alanlardan birkaçı.

Mahallenin ilk et restoranı Flesh'te ızgara etin en iyisini yiyebilirsiniz. Fransız şarap ve etlerinin yanı sıra, tütsülenmiş domuz kaburga, Arjantin usulü et ve şaraplarını da bulabilirsiniz.

Sopi'de karşılıklı kaldırımlarda geniş terasa sahip iki mekan; Le Deppaneur ve Mansart. Le Deppaneur'un hamburgeri ve Mansart'ın hotdog'unu mutlaka deneyin. Tipik bir Bobo gibi içkinizi yudumlarken gelen geçeni seyretmeyi de ihmal etmeyin.

Sopi'nin en yenisi 37 odası ile Grand Hotel Pigalle. Geçen Nisan ayında açılan otel şık ve elegan bir tarza sahip. Giriş katındaki şarap barında 200 çeşit şarap seçeneği, tapas ve paylaşmaya uygun yemekler bulunuyor. Otelde kalmasanız bile en azından bir aperatif almaya uğranmalı.

Lulu White New Orleans tarzı gizli bir bar. Absinthe bazlı kokteyllerin yapıldığı barda her Salı canlı caz performansı, diğer günler ise swing, caz ve eklektik Fransız elektronik müzik çalıyor.

Sopi’nin en havalı ve girmesi zor kulüplerinden Le Carmen'e uğramadan Sopi turunu tamamlamış sayılmazsınız. Canlı müzik ve DJ setlerin olduğu klüp sabah 06.00'ya kadar açık.

 

 

ETİKETLER: BOHEM , SEYAHAT , GURME , PARİS , ARŞİV