18 Şubat 2018

Bana Hatıralarımın Resmini Çizebilir Misin Refik?

YAZI: CAN REMZİ ERGEN

refik anadol

Refik Anadol

Ne zaman anılarım beni esir alsa hemen Alan Watts’ın “The Illusion of Memory” isimli konuşmasını açarım. Watts şöyle der: "Hafıza bir yanılsamadır. Hepsi gitti. Bildiğin veya sende etki bırakan hiçbir şey artık orada yok. Zaman okyanustaki bir gemi gibi. Arkasında bir iz bırakıyor ve nerelerden geçtiğimizi söylüyor, aynı hafızamızın bize neler yapmış olduğumuzu söylediği gibi. Bu noktada anlamamız gereken önemli bir şey var, o dalga, gemiyi kontrol etmiyor ve gemi artık o geçtiği yerlerde değil."

Refik Anadol’un Pilevneli Galeri’de geçtiğimiz hafta açılan "Eriyen Hatıralar" sergisine girdiğimde aklıma Watts'ın konuşması düştü aniden. Watts belki haklı; anılarımızın şu an olduğumuz anı bu kadar belirlemesine izin veren biziz, belki de bugünün böyle olmasına geçmişe çok fazla referans verdiğimiz için biz neden oluyoruz. Ama Refik Anadol da haklı (bu yorumu sözel olarak teleffuz etmiyor ama görsel olarak işlerinin öğelerinden bir tanesi) eriseler bile anılar bir yere gitmiyorlar. Sanatçının dijital tuvallerinde anılar vardı. Evet belki odaklandığı nokta da anıların bir yere gitmediği değildi; ancak insan – anı ilişkisine dair çoğu nosyonu gözler önüne serdi.

Refik Anadol bu sergide yer alan işlerini, bir anıyı hatırladığımız esnada beynimizde oluşan hareketlerin Kaliforniya Üniversitesi nöroloji laboratuvarlarında kullanılan üstün araştırma odaklı bir beyin dalgası sensörü aracılığıyla algoritmalara dönüştürülmesi fikrinden yola çıkarak üretmiş. Sergiyi beş maddede şöyle tanımlıyor: “Makina zekası ve hatıralar, veri heykelleri, veri resimleri, ilüzyon, ve gerçeklik”. 

refik anadol

Tuvallere baktığınızda anıları görüyorsunuz ancak görüntüleri, yer aldıkları alan ve zamanlar sürekli değişiyor. ”Anılar bizi biz yapar, benliğimize ve gerçekliğimize karar vermemizi sağlarlar, genlerimizden sonra yapı taşlarımızdır” şeklinde tanımlıyor anıları medya sanatçısı Anadol.

Onun işleri biz bir anıyı hatırladığımızda beynimizde oluşan hareketleri yansıtıyor ama merak ediyorum, kimin ne hayal ettiğini haritalandırabiliyor muyuz bugün? Soru cevap olmadan şu an için görsel olarak bu mümkün değil, ama yakın zamanda böyle bir şeye ne kadar hazırız buna bakmamız gerekir, bugün sorular cevaplardan daha önemli, belki sanat sayesinde yeni anılar yaratarak başka anılar hakkında daha derin düşünebiliriz.”

Her şeyin dijitalleştiği bugün, hayatımızda artık robotlar da var. Bazı kesimler bu gelişmeleri pozitif olarak algılarken bazı kesimler de bu durumu insanlığın geleceği için bir tehdit olarak görüyor. Anadol, bu gelişmeleri kendi pratiği çerçevesinde şöyle yorumluyor: "Makina zekası doğru ve anlamlı sorularla geliştirildiği zaman bize pesimist bir tablodan çok muazzam bir arkadaş getiriyor. Bugün milyarlarca terabayt veri ürettiğimiz bir noktadayız. Elimizdeki makina zekası ve verilerle bu anı, dönüşümün farkındalığıyla yakalayabilirsek, sorulara yakın gelecekte çok daha farklı şekillerde cevap verebiliriz. Bu sayede yakın gelecek, son 2000 yıldan daha heyecan verici olabilir."

Kendimizi bilmek istiyoruz. Belki de bu haritalandırma sayesinde neyi neden yaptığımızı bulabiliriz. Anadol’un öncülük ettiği alanda yapılan çalışmalar sayesinde belki insanlık yıllardır peşinden koştuğu “Kendini Bil” sorunsalına da daha sağlam temelli cevaplar bulabilir. Hangi anının kendinde neyi tetiklediğini, hangi duygunun nereden geldiğini ve hangi davranışı neden sergilediğini daha kolay fark edebilir. Anadol ekliyor: “Beyin tamamen haritalanabilirse, bu durum bize duyguların nasıl oluştuğuna dair de keskin bir resim çizecek”.

Refik Anadol’a sergiyi nasıl tanımlarsınız dediğimde “Yakın Gelecekte Bir Mekan” demişti, belki de o mekandan kastettiği herkesin kendi bedenidir. Bugün her şey en çok insanın kendi içinde gerçekleşmiyor mu? 

Refik Anadol'un Eriyen Hatıralar sergisi 10 Mart'a kadar Pilevneli Gallery'de

ETİKETLER: REFİK ANADOL , PİLEVNELİ GALERİ , ERİYEN HATIRALAR