EN VOGUE
EN VOGUE

04 Nisan 2022

Önyargıyı Kır

YAZI: DEFNE SARIÇETİN

Öyargıyı Kır

Dünyanın en seçkin kulüplerinden Annabel’s’in #ÖnyargıyıKır temalı panelinde zamandaki bu dönüm noktasının kadınlar için ne anlama geldiğini konuşuyoruz.

İtalyan filozof Vico’ya göre zaman, düz bir çizgi değil de, spiral olarak ilerler. Yani merkezden uzaklaşsak da, hayatımız boyunca hem kişisel hem de kolektif olarak benzer kalıpları tekrarlar, aynı motiflerin etrafında döneriz. İdeal olarak, her seferinde biraz daha ilerleyerek. Şu anda değişimin eşiğinde olduğumuz bir gerçek. En azından, dünyada cinsiyet eşitliğine dair tüm tehditlere rağmen, panelin ana konuşmacıları bu konuda hemfikir. Onların değişime dair umutlu ve kararlı hissiyatı, günün ilk kahvesiyle beraber odaya yayılıyor.

Mayfair, Londra’daki üye kulübü Annabel’s tarafından organize edilen #ÖnyargıyıKır’ın tüm gelirleri, The Caring Family Foundation tarafından Ukrayna’daki krizden etkilenen ailelere destek olmak için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne bağışlandı. Etkinliği, yanımda oturan teknoloji girişimcisi Cecilia Harvey en iyi tarif etti diyebilirim. Haberleri okumanın kalbimizi sıkıştırdığı günlerde, bahar güneşinin transparan bir kubbeden kış bahçesine dolduğu, “haftalardır tuttuğun nefesi vermek gibi hissettiren bir sabah.” Eminim pek çok kadın daha önce bu duyguyu deneyimlemiştir: Umut etmeye inat etmek.

Model ve beden olumlama aktivisti Charli Howard’dan Net-A-Porter editörü Alice Casely-Hayford’a, sanatçı Es Devlin’den BBC sunucusu Riz Lateef’e kadar farklı geçmiş ve disiplinlerden gelen masalar dolusu kadın arasında ortak bir birlik hissi salona hâkimdi.

Bu enerji alanını yalnız ben hayal etmiş olamam. Öyle ki, salona yanlışlıkla adım atan yaşlı bir beyefendi etrafını uzunca süzdükten sonra şöyle dedi: “Sanırım burada olmamam gerekiyor.” Herkes gülse de, maalesef bu cümle pek çok kadın ve genç kız için hâlâ hayatın bir gerçeği. Teknoloji sektörü, yönetim kurulu ya da sadece akşam eve giden yolda karanlık bir sokak. Sanırım burada olmamam gerekiyor hissi. Oysaki cinsiyetimiz fark etmeksizin, istediğimiz her yere ait olmayı hak ediyoruz.

“Önyargıları kırmak” temalı bir paneli açmak için sanırım Bryony Gordon’dan daha iyi bir isim olamazdı. Gordon, İngiltere’nin favori köşe yazarlarından olmanın yanı sıra mental sağlık tabularını kıran (ve ilk konuğu Prens Harry olan) bir podcast’in de yaratıcısı: “Bu sabah buraya gelmeden önce kim ne giyeceği hakkında endişe etti? Ya da başkalarının hakkında ne düşüneceğini düşündü?” Etrafıma baktığımda CEO’lar, modeller ve sanatçılarla dolu bir odada herkes elini kaldırmış, utangaçça birbirine tebessüm ediyordu. “Bu düşüncelerde yalnız olduğumuzu düşünüyoruz” diye devam etti Gordon, “ama değiliz.” Endişelerimizin güçlerini kaybetmelerinin tek yolu onları dürüstçe ve açık yüreklilikle birbirimizle paylaşmak.

 Öyargıyı Kır

Bir diğer konuşmacı Sharmadean Reid, İngiliz-Jamaikalı girişimci ve Beautystack’in kurucu CEO’su, misyon odaklı kadınlar için bir iletişim ağı olarak tasarladığı aplikasyon The Stack World ile kadınlara güç veren bir evren yaratmayı hedefliyor. “Kadınlar tarafından veya kadınlar için tasarlanmamış bir dünyada yaşıyoruz” diyen Reid, bir yere gelmiş olan kadınlar ile bir yere gelmeyi arzulayan kadınlar arasında bir köprü kurmanın cinsiyete dayalı ücret farkı problemini çözebileceğini düşünüyor.

Condé Nast İngiltere’nin CBO’su ve Vogue Avrupa’nın danışmanı Vanessa Kingori bu kadınlar dayanışmasına mükemmel bir örnek. GQ’nun en genç ve ilk kadın yayıncısı terfisini aldığında, e-posta kutusu sektördeki tanıdığı ve tanımadığı onlarca kadından gelen mesajlarla dolmuş. Hayatının geri kalanında deneyimlediği desteği diğer kadınlarla paylaşmaya karar vermiş. Vanessa’nın bu prensiple yaşadığına bizzat tanıklık ettim diyebilirim. İlk tanıştığımızda, aceleyle bir yoga seansından çıkarken bile bana ayırdığı zaman ilham vericiydi. Gerçek değişimi tetikleyen aksiyonlar tam da bu tarz pozitif reaksiyon zincirlerinden doğuyor. Vogue İngiltere’nin 106 yıllık tarihinin ilk kadın yayın direktörü olarak, Vanessa ilk olmaya ve dikkat çekmeye alışık. Başarısında Kenya’ya dayanan kökenlerinin payı büyük — bu kültürde herkes gibi olmaya çalışmanın yeri yok. En büyük tavsiyesi annesinden öğrendiği; “işlerin adil olmasını bekleme, ama adil olması için çalış.”

Akşamüstüne doğru yumuşayan ışığın altında, Norveçli yükselen müzisyen Sigrid, konuşmalar kadar etkileyici bir performans için piyano başına geçiyor. Eski yapımcılarına dair kaleme aldığı Don’t Kill My Vibe (Modumu Öldürme) parçası salonda iç çekişlerle karışık kahkahalara yol açtı. Şarkının sözleri şöyle: “Benimle çocukmuşum gibi konuşuyorsun/ iyi olmaya çalıştım/ ama modumu öldürme…” Kadınlara büyük bir pay ayıran başka bir ortak his. Modumuzun, umudumuzun, hatta kendimizin öldürülmesi korkusu. Birbirimize bir bakışla anlatabildiğimiz bu ortak hislerin kendi kızlarımıza ve geleceğin kadınlarına yabancı olması dileğiyle…

 

İlgili Başlıklar