17 Şubat 2015

New York Moda Haftası: Dördüncü Gün

YAZI: SUZY MENKES

EDUN: DÜNYALARI BİRLEŞTİRMEK 
 
Edun'un 2013'te Moynihan istasyonundaki Skylight stüdyosunda düzenlenen defilesinden beri, ki defile setinde yepyeni bir dünya yaratılmıştı, bu marka hep şık ve zarif gözükmüştür. Ancak, bu modaevine daha da taçlandıran şey Danielle Sherman'ın kreatif direktörlüğe gelmesiydi. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Malesef, markaların gelişmiş ülkelerin pazarlarına büyük bir ünle hem de vasat bir şekilde girivermeleri çok kolaylaştı. Ancak bu tasarımcı, Edun'un materyallere insan elinin ve Afrika'nın tarihinin dokunması felsefesini elden bırakmadan grafik ve şık siluetler yaratmış. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Sonbahar 2015 sezonunda, arka plandaki eski taş yerleştirmeleri hem antik hem de modern bir his katmış. Şık kıyafetlere biraz da kusur eklenmiş, örneğin bir montun etek kısmı kasten tamamlanmamış ve yıpranmış bırakılmış 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
İyi yapıldığında el işçiliği çok güçlü bir araç olabilir, bu ister bir örgü dokuma ceket olsun ister derinin üzerine eklenmiş metal şeritler olsun. Sherman, parçaları çok uzaklardan getirip buradaki moda dünyası için birleştirmeyi başarabildiği o çok özel yeteneğe sahip.  
 
THAKOON: SOSYAL DOKU 
 
Sadece Thakoon defilesinin arka fonunu oluşturan yarı saydam panellere bakmak bile öbür dünyaya ışınlanmışız hissi vermeye yeterliydi, ancak kıyafetler hakkında söyleyeceklerimle kıyaslandığında bu bir iltifat bile değil.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu tasarımcı, gizli saklı şekiller ve dokuları ele alabilecek estetik duygusuna sahip. Bir ceketin üstünde üçlü cep gibi görünen karelerde ve onunla beraber giyilen farklı dokuda kızıl kahverengi bir etekte, bir çeşit zenginlik vardı. Tasarımcı, tek bir kıyafetin üstündeki el işçiliği katmanları açıklarken, "Buna ombré yün deniyor, grafik etki katmak için kesildi," diyor.   
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Thakoon'un söylediğine göre Oscar Wilde gibi 19. yüzyılın şıklarından esinlenilen kıyafetler detaylıydı ama karman çorman değildi.  
 
Neyse ki bu tür kilim renkleri ve dokuları ne tarihi gözüküyordu ne de alakasız. Bir tasarımcının hippi dönemi sonrası modern dünya vizyonunu yansıtıyordu.  
 
DIANE VON FURSTENBERG: KIRMIZI KADIN 
 
Davetiye, ön kısmında kırmızı bir anahtar deliğine ve bordo sayfalara sahipti. Defiledeyse daha çok kırmızı renk vardı. Diane Von Furstenberg defilesinin atmosferi, Grinin Elli Tonu filminden çıkmış gibiydi. Sadece filmin müziklerinin çalınmasıyla da alakası yoktu bunun.  
 
Fotoğraf: Indigital
 
DVF'nin Sonbahar 2015 sezonunun anahtar kelimesi "Baştan çıkarma"ydı. Hilal şekilli korsesi göğüse uzanan elbiseden, yanlardan verilmiş dantelli açıklığa kadar her şeye  şehvet eklenmişti. 
 
Açılıştaki kıvrımlı ve drapeli beyaz elbiseden başlayarak her elbise, bel kısmı belirgin ve bir kemerle öne çıkarılmış gözüküyordu. Tasarımcının gece elbiselerinin ruhuna verdiği isim "fermuarı açılmış"tı.  
 
DVF, kendi yarattığı seksi ama güçlü kadınlarla ilgili sahte bir masumiyetle "Kadınların istediği de bu değil mi zaten?" diye sordu. "Gündüzleri kendi dünyasını yönetir, geceleri fantazilere ilham verir." cümlesi genel mantraydı.  
 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Belki de toplantı odalarında kaplan kesilen, yatak odalarında kediciğe dönüşen bu kadın tipi hala vardır. Ama ben modern kadınlığa bu bakış açısını biraz eski kafalı buluyorum, Diane'nin kendi ünlü "wrap" elbisesini icat ettiği 1970'lere ait bir düşünce. O günden beri, hem terzi olarak hem de kendi kişisel hayatında büyük aşamalar kaydetti, o yüzden o günleri neden podyuma taşıdığına bir anlam veremedim. 
 
Kıvrımlı kıyafetlere eklenen efektlerin bazıları çok ilgi çekiciydi, kemerli bir ceketin üstünde kanat çırpan kırlangıçlar veya bir elbise deseni olarak kuş sürüsü gibi... Yoğun ve fazla kullanılmış küçük çiçekler New York'un karlı ikliminden çok bir yaz bahçe partisine uygun gözüküyordu.  
 
DVF'ye yaptığı işe bu kadar inandığı için saygı duymalıyız. Müşterileri o bilindik erkek-kadın kartını oynamak istiyorlarsa, şeffaf şifon bluzların üstündeki ince çizgiler ve ince düğmeli elbiseler uygun olacaktır. Beyaz tüylü bomber ceket belki de gri ve beyaz çizgili örgülü bir şeye iyi gidebilir. Ve, bilindik Yves Saint Lauren tarzı saten klapa smokini de bu defilede koyu mavi renkte görüyoruz. 
 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ancak defilede asıl fark edilen şey, kırmızının 50 tonuydu, kırmızı ceketin ceplerinin altında şirin bir şekilde katlanan kumaş, kırmızı dantel sutyenden bir üstün altında uzanan puantiyeli tulum, kırmızı saten ayakkabılar ve onlarla eşleşen clutch çanta- ve son olarak kısa ipek elbisesinin üstündeki kırmızı desenlerle Diane'in kendisi. 
 
Sevgililer günü sona ermiş olabilir, ancak havada hala aşk ve şehvet kokusu var. Ancak yine de bu kırmızılı şehvet dolu kadına biraz ara vermenin vakti gelmiş olabilir.  
 
VICTORIA BECKHAM SEKSAPELİ  
 
Kendisi defilenin sonunda son derece kapalı bir elbiseyle (ama yine de kalça kısmında flörtöz bir drape vardı) selam vermiş olsa da Victoria Beckham "Seksi elbiseleri geri getirmeye hazırım!" diyor.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ancak seksiliği geri getirmek, bel kısmından kayan, beş farklı tonda siyah kumaşın yapboz gibi bir araya getirilişi, bunların hepsi asıl hikayeye eklenmiş şeylerdi, asıl hikayeyse şuydu: Victoria Beckham, bir tasarımcı olarak çok başarılıydı.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Eşsiz bir stil yaratmaya bu kadar istekli olan ve bunu başarabilen başka bir ünlü gelmiyor aklıma. Elbette onun hikayesi çok kişisel: kendi istediği türden ceketler oluşturabilmek için kullanılan terzilik ve zeki dikiş teknikleri.  
 
Ve, onun canlı renkleri, hardal renkli etek pantolonları, veya o özel dikim ceketler... Ayrıca kıyafetlerin yapısıyla bu kadar titiz bir şekilde oynayabilmesi de takdire değer, defilenin sonundaki beyaz satin elbise ve altındaki yapılmadan bırakılmış çiçeksi fiyonklar.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bir de ona sadık ailesi de oradaydı, kucağında fotoğraf çeken küçük kızı Harper'la oturan David Beckham ve onun yanında usluca oturan üç oğulları.  
 
Ben daha instagrama fotoğraflarımı yükleyemeden, Brooklyn Joseph Beckham "Anneme, bir diğer mükemmel defile için daha tebrikler." demişti bile. 
 
Coco Chanel'den Miuccia Prada'ya kadar bütün kadın tasarımcıların tasarımları kişiseldir. Victoria Beckham'ı henüz o seviyeye yükseltmiyorum. Ama, burada öyle bir vizyon ve adanmışlık var ki biraz alışılmadık, tıpkı kalçada toplanan o kumaş veya kare topuklu kısa çizmeler gibi. 
 
Victoria'nın da söylediği gibi odak noktası elbiselerdi. Ama bazı mont ve ceketler üzerine de çalışmıştı, bazıları uzundu bazıları kısa ve genişti. Bol örgüler tam sarılmalık gözüküyorlardı ama görüntünün merkezinde değillerdi, tıpkı 80'lerin asimetrisi gibi. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Erkek giyiminden ilham almış çalışan kadın kıyafetleri fikrini beğendim, ancak kullanışlı olabilmesi için daha yumuşak drapelere sahip olmalı. Bazı siyah kıyafetler yerini daha sonra, geçen senenin çiçeksi pembeleri kadar olmasa da, daha kadınsı kıyafetlere bıraktı. 
 
Victoria, kumaşları tanımlamak için "hayat dolu" söcüğünü kullandı. Moda dünyasındaki insanlar ne kadar asıl başarının Victoria Beckham takımına ait olduğunu söylerlerse söylesinler, böylesine bir alt yapı ve akışa sahip bu koleksiyon sadece ondan çıkmış olabilir. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: THAKOON , SUZY MENKES , DİANE VON FURSTENBERG , VİCTORİA BECKHAM , EDUN , MODEL , MODA , DEFİLE