26 Şubat 2015

Milano Moda Haftası: Birinci Gün

YAZI: SUZY MENKES

GUCCI: ROMANTİK ÇATI KATI ŞIKLIĞI 
 
Alessandro Michele, sahne arkasında "Başarmaya çalıştığım şey güçlü, ikonik bir markaya şiirsellik katmak. Farklı tarihsel dönemlerden ilham alıyorum ve bu, moda dünyasında eksikliğini hissettiğimiz bir şey." diyor. 
 
Daha sonrasında defilede Michele'in oluşturduğu romantik kadınsı görüntüye tanıklık ediyoruz: şeffaf kumaşlar, çiçek desenleri, arka kısımlarında tatlı süslemelerin bulunduğu ceketler, Gucci'nin ön sipariş listesinin çoktan dolduğuna emin olabileceğimiz tüylü loafer ayakkabılar. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Defile, Alessandro'nun Frida Giannini'nin altında çalıştığı dönemin şık, gıcır gıcır şehirli Gucci görünümünden 180 derecelik bir dönüş yaptığının göstergesi.
 
Frida Giannini'nin gidişiyle, Alessandro, Kering Lüks Grubu'nun CEO'su François-Henri Pinault'yu ikna ederek hayatının şansını elde etti. 
 
Ve, kim bu muhteşem romantiğe bayılmaz ki? Dramatik siyah bukleler, Rönesans dönemini hatırlatan yoğun bir heyecan ve vizyon, tatlı çiçek baskıları... Sevgilisine kapıyı yarı gecelik yarı Viktoryen bir elbiseye benzeyen kıyafetiyle açan modern kadın fikrini düşünsenize...
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Jane Austen'in en ünlü romanının kahramanını hatırlatarak "Jane Eyre'yi çok severim." diyor. Bu stili en iyi "çatı katı şıklığı" olarak adlandırılabiliriz, çünkü kalça kısmında katların bulunduğu özel dikim çiçek desenli ceket sanki yarım yüzyıl bir sandıkta saklanmış gibi duruyor. 
 
Bereler, geçmiş çağlardan Fransız kadınlarını hatırlatıyor. 
 
Tutkusu ve görsel enerjisi açısından çok cazipti. Ancak bir zafer değildi, zafer olabilmesi için daha zorlayan, bu-da-sana-kapak-olsun tarzında bir koleksiyon gerekirdi. Halbuki bu koleksiyonda yarı şeffaf elbiseler, el örgüsü kıyafetler, 70'ler tarzı pantolon takımları, veya pileli kadife etekler giyen kibar bir kadın düşü vardı.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bütün kıyafetlerde çok farklı ve istek uyandıran renkler vardı, kol kısımlarında şeker pembesi kürklerin bulunduğu bordo ceket, bezelye yeşili bir eteğe eşlik eden lila bir bluz ve saçlarda kırmızı çiçekler... 
 
Erkekler için olanlar da dahil bütün kıyafetler, genç,  logolardan veya statülerden arındırılmış bir görünüm veriyordu ki bu da Hedi Slimane'ın Saint Laurent dinamiğine uymaktaydı. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ama buna "Gucci" diyebilir miyiz? Yaban arılı bir çanta? Yumuşak kürklü topuklara sahip ayakkabılar? Brokar ve kadife esintisi?  
 
Soruyu aslında şöyle sormak lazım: Gucci nedir? (Louis Vuitton gibi) Önceliği deri olan ve kıyafetler de yapan bir şirket mi? Tom Ford'un 90'larda ortaya çıkardığı o seksi görüntü mü? Frida Gianinni'nin oluşturduğu şık ve usta görünüm Gucci'nin özüne daha mı uygundu? Her şeyden öte, Alessandro'nun çılgın, romantik hayalleri,
Gucci'nin satışlarındaki ve kârındaki düşüşü durdurabilecek mi? 
 
François-Henri Pinault ve koleksiyondan lacivertli kırmızılı bir pantolon takımını çoktan giymiş olan eşi Salma Hayek'le beraber oturan Gucci CEO'su Marco Bizarri, "Çok heyecanlıyız. Alessandro sanki saklı bir mücevher, bir süredir radarımızdaydı," diyor. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ve devam ederek "İş ne de olsa büyür, bizim yaratıcılığı korumamız lazım." diyor. "Büyük lüks isimler bile sıradan şeyler yapamıyorlar." 
 
Parasal meseleleri bilemiyorum ama bu yeni tasarımcıya, tutkusu, heyecanı ve zekasından dolayı kanım hemen kaynadı. 
 
Lüks dünyası, bu kadar romantik görünmeyeli çok uzun süre olmuştu. Alessandro'nun bu defileye bütün yüreğini koyduğu belli oluyor.  
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: SUZY MENKES , GUCCİ , FRANÇOİS-HENRİ PİNAULT , SALMA HAYEK , ALESSANDRO MİCHELE , MODA , DEFİLE , MODEL