Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Üç çocuk annesi süpermodel, Garnier’nin yeni küresel marka elçisi olarak uyguladığı rutinleri tüm detaylarıyla Vogue’a anlattı.
Çoğu 14 yaşındaki genç için ışıltılı bir kariyer fikri oldukça uzak bir hayaldir. Ancak daha o yaştayken ailesinden uzakta Japonya’da yaşayan, işlere gidip gelen ve tipik ergenlik dramalarından çok farklı bir hayat süren Gisele Bündchen için bu süreç çoktan başlamıştı. 15 yaşına geldiğinde New York’a taşınmış, modellik dünyasının zirvesine yükselecek bir “harika çocuk” olmuştu.
“Disiplin, sorumluluk ve hasta olsan bile her gün işine gitmek... Altı defileye çıkman gerekiyordu. Ne gerekiyorsa yapmak zorundaydın” diyor, o kadar genç bir yaşta çalışmaya başlamanın gerektirdiği dayanıklılığı hatırlarken. Ve o dayanıklılık hâlâ onunla.

Fotoğraf: Garnier
Üç çocuk annesi olan 45 yaşındaki model, Garnier’nin ilk küresel marka elçisi olarak, son dönemde özellikle atletik oğlunun esnek kalmasına yardımcı olmak için pilates eğitmenliği eğitimi aldı. Florida’da yaşamını sürdürürken yaptığımız samimi sohbet, onu dengede tutan wellness rutinlerinden, ergenlik çağındaki kızını daha iyi anlamak için okuduğu kitaba (Queen Bees and Wannabes) ve Garnier ile alakalı yeni pozisyonunun hayatı ve geleceği için ne anlama geldiğine kadar uzandı.
“Mutlu insanlar ışıldar” derler; sohbete bağlandığımda Bündchen gerçekten ışıldıyordu. Ahşap panelli duvarlarla çevrili bir ortamda, içeriye adeta yalnızca güneş ışığı süzen bir pencerenin önündeydi. Çok geçmeden numerolojiye göre yaşam yolu sayılarımızı konuşmaya başladık.
Sohbet ilerledikçe geleneksel Çin tıbbı, Çin astrolojisi, ayurveda ve 20’li yaşlarında dünyayı dolaşırken grip olmamasını sağlayan çaylar hazırlayan New York'lu bir bitki uzmanına kadar pek çok konuya değindik. Kimileri için alternatif sayılabilecek bu bütünsel uygulamalar, Bündchen için yıllardır hayatının bir parçası. Hepsinin ortak noktası mı? Doğaya olan sevgisi.
“Doğa benim mabedim” diyor; açık havada olmanın kendisi için ne kadar iyileştirici olduğunu vurgulayarak. “Bugün yaşadığımız dünya çok hızlı ve her şey bizi kendimizden uzaklaştırmaya çalışıyor. Dikkat dağıtıcılar ve bilgi bombardımanı çok hızlı geliyor. Benim için doğa bir ilaç.”
Özellikle günlük rutininiz dışarıda vakit geçirmeye pek izin vermiyorsa bu tavsiyeyi göz ardı etmek kolay olabilir. Ancak Bündchen güçlü bir noktaya parmak basıyor: Doğada geçirilen zaman, stres hormonu olan kortizolü ve adrenalini düşürüyor. Araştırmalar, kan basıncı üzerinde olumlu etkiler ve bağışıklık fonksiyonlarında iyileşmeler olduğunu gösteriyor. 2019 tarihli bir çalışma, haftada 120 dakikanın genel fayda için ideal süre olduğunu; 200-300 dakikadan sonra etkinin dengelendiğini ortaya koyuyor.
“Doğa bir ilaç” protokolünün bir parçası olarak Bündchen, çoğu sabah güneşten önce uyanıyor ve her gün ayaklarını kum veya çimle temas ettiriyor. Yirmi yıl önce bu bir hippi davranışı sayılırken şimdi sirkadiyen ritimleri ve sinir sistemi düzenlemeyi önceliklendiren ana akım wellness topluluğunun bir parçası hâline gelmiş durumda.
Ter atma konusuna gelince, beceri seti oldukça geniş. “Şu an 45 yaşındayım ve jiu jitsu, pilates, yoga ve ağırlık çalışması yapıyorum. Aslında ağırlık kaldırıyorum; bunu yapacağımı hiç düşünmemiştim ama şimdi olmazsa olmaz. Vücut bir hediye ve amacım her gün güçlenmek, böylece 90 yaşında bastonla sörf yapabiliyor olacağım” diye gülüyor.
Son olarak pilates eğitmenliği sertifikasını almış. Bunun nedenini ise bel ameliyatından sonra bu egzersiz yönteminin kendisine ne kadar yardımcı olduğunu ve egzersizin ne kadar zorlayıcı ve ödüllendirici olduğunu bilmesine dayandırdığını söyledi. Ancak asıl itici güç oğluymuş. “Oğlum çok spor yapıyor ama onu pilates dersine götürmeyi bir türlü başaramıyorum. Gitmek istemiyor. Bana ne kadar yardımcı olduğunu bildiğim için, onun yaşadığı bazı sorunları gidermeye yardımcı olmak amacıyla onunla 10 dakika da olsa pilates yapabilmek istedim.”
Bündchen’in ne kadar iyi göründüğünden bahsetmeden bu bir güzellik röportajı olmazdı. Geçen yıl Şubat ayında üçüncü çocuğunu dünyaya getirdikten sonra anneliğin ilk günlerinin tadını çıkarıyor, ancak onda tek bir şeye bağlanmayı zorlaştıran, genç bir neşe var. Bugünkü heyecanı, muhtemelen yakında açıklanacak olan Garnier küresel elçiliğinden kaynaklanıyor. “En tepeden en dibe kadar, öğrenmeye çok açık bir şirket. Böylesine büyük bir şirket olduğunuzda iyi olduğunuz her şeyin yanı sıra gelişmeye de açık olmanız çok önemli. Bu benim için pozitif bir özellik.”
En sevdiği ürün mü? Dalgalı saçlarını sahilde uzun bir çekim gününde dümdüz tutan Keratin Diamond Sleek adlı düzleştirici sprey. “Bunu 30 yıldır yapıyorum, bu yüzden bir şey gerçekten işe yaradığında, harika oluyor.”

