Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Leyla Yüngül ve Ali Kırçıl, farklı disiplinlerden gelen üretim pratiklerini Ericius Lab’de bir araya getiriyor. Tartışarak, sorgulayarak ve birlikte dönüşerek kurdukları yaratıcı ortaklığı konuşuyoruz.
İşle aşkı karıştırmayın derler. Ama bu formülün her zaman tutmadığı aşikar. İşine aşkı karıştıran çift, farklı bakış açılarını koruyarak birlikte üretmenin ve yaratıcılıktan beslenen ortak bir alanda bir araya gelmenin ilişkiyi de ileriye taşıyabileceğini gösteriyor.
Leyla Yüngül: Aslında halkla ilişkiler mezunuyum ama okuduğu mesleği yapmayanlardanım. Uzun süre oyunculuk yaptım. Halen profesyonel olarak seslendirme yapıyorum. “Lei” ismiyle kurduğum markamla el yapımı takılar üretiyorum. Aynı zamanda benim için bir terapi alanı olan analog kolajlar üretiyorum. Bir şekilde alanlarımız birbirine temas halindeydi. Ali sinema televizyon mezunu. Eğitimi, kültürel birikimi ve benim sanatla hep yakın temasta olmam aramızdaki mesafeyi sıfıra indirdi. Başlangıç noktası uzak olsa da dilimiz hep aynıydı.
Ali Kırçıl: Aslında ilk başta uzak görünüyordu. Biraz daha uzun bakınca ortak bir dilde buluşabildiğimizi fark ediyorduk. Ben sinema-televizyon mezunuyum ama spikerlik yapıyordum. Üretmek istediğim şeyler de bu alandaydı. Leyla ise hem kendi markası hem de kişisel zevki için güzel videolar ve kolajlar hazırlıyordu. Bunları da birbirimizle sürekli paylaşıyorduk. Geriye dönüp bakınca aslında hep birlikte bir şeyler üretiyormuşuz ama bu resmiyet kazanmamış gibi geliyor.
L.Y.: Ali’nin amatör olarak yaptığı yapay zeka çalışmalarını benimle paylaşması ve benim “Acaba şu şekilde de mi denesek?” dememle… Ben işin tekniğine Ali kadar hakim olmadığım için ilk başta deneme olarak gördüm. Ali ise mütemadiyen gelen yeni fikirleri dökebileceği özgür bir alan bulduğu için bunun uzun vadeli olduğunu biliyordu. Ben temkinliyken, Ali “Neden olmasın?” diyen taraftı. Fakat iş profesyonelliğe dökülünce, bunu uzun vadeli bir yapı olarak görmemek imkansızdı.
A.K.: Kişisel olarak markalara zaten içerik üretiyordum. Bu işi bireysel değil bir şirket olarak yapmak istiyordum. Fakat tam anlamıyla aksiyon almam, yaklaşık bir yıl önce yapay zeka ile yapılmış çok özel bir videoya denk gelmemle başladı. O ana kadar chatbot’la bile tek bir görsel oluşturmamıştım; fakat ani bir kararla bütün vaktimi bu işi öğrenmeye adadım. Yaptıklarımı Leyla ile paylaştıkça o da önce fikirleriyle, daha sonra hem kurgu hem de grafik tasarımıyla işe dahil oldu.
L.Y.: Tenis kıyafetlerinin tarihsel evrimi üzerine bir video yapmıştık. Ali, tenis bilgisi ve teknik kısmıyla temeli oluşturdu. Ben de kurgu ve ses tasarımı yaptım. Uykusuz geceler sonunda birlikte ürettiğimiz bu video hem bizi gülümsetti hem de tekliflerin kapısını açtı.
A.K.: Tamamen zevk için yaptığımız bir projeydi. Tenisin kıyafet ve marka evrimini sanki bir moda filmi gibi işlemiştik. Ben görsel tasarımını yapmıştım, Leyla da onu film haline getirdi hatta müziğini bile yaptı. Beraber iyi çalışabildiğimizi aslında o projede anladık.
“Fikir birliğinde olmadığımız anlar oluyor ve bence işin besleyici tarafı da bu. Tartışmayı, birbirimizin fikirlerini sorgulamayı seviyoruz. Bu inişli çıkışlı diyaloglar, organik bir şekilde bizi ortak bir alana çekiyor ve rutin, sıkıcı olmamızı engelliyor.”
L.Y.: Çalışırken elbette fikir birliğinde olmadığımız anlar oluyor ve bence işin besleyici tarafı da bu. Tartışmayı, birbirimizin fikirlerini sorgulamayı seviyoruz. Bu inişli çıkışlı diyaloglar, organik bir şekilde bizi ortak bir alana çekiyor ve rutin, sıkıcı olmamızı engelliyor.
A.K.: Ben gördüğüm şeyleri hikayeleştirmeyi çok seviyorum. Fakat bazen biraz fazla uçabiliyorum. Leyla ise videolara sanatsal bir dokunuş katıyor olsa da bana göre daha gerçekçi yaklaşıyor. Onun sayesinde daha derli toplu, ayağı yere basan işler yapabiliyoruz.
L.Y.: Teslim etmeye hazır hale gelmek var, bir de tamamlanmak var. Hiçbir zaman “tamamlandı” hissini yaşamıyorum; sanırım yaşamayacağım da. Arsız bir duygu bu. Ama “Evet, bu iş oldu” dediğimde ve arkama yaslanıp baktığımda, pijamalarıyla çizgi film izleyen bir çocuk huzuru hissediyorum.
A.K.: İnişli çıkışlı bir süreç aslında. Paylaşana kadar tamamlanmış hissetmiyoruz. Ama paylaşıldıktan sonra tekrar izlediğimizde, sanki ilk defa izliyormuşuz gibi sevinip güçlü bir tatmin duygusu yaşıyoruz.
