Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Ünlü yayınevinin sahibi Marlene Taschen ile yazar eşinin Milano’daki evi, beyaz mekana renk katan kitaplara ve çağdaş sanat eserlerine bir övgü niteliğinde.
Çocukken okuldan eve döndüğünüzde avangart sanatın önemini babanızın ofisinde eğlenirken bulsaydınız ne düşünürdünüz? Eğer söz konusu baba, özel bir alanda uzmanlaşmış küçük bir girişimi dünya çapında ünlü ve bağımsız bir yayınevine dönüştüren Benedikt Taschen ise evde Helmut Newton, Jeff Koons, Cicciolina, Christo ve Jeanne-Claude’un bulunmasını muhtemelen gayet doğal karşılardınız. “Babamın Köln’deki ofisinde insanlar kahkahalar eşliğinde içer ve eğlenirdi” diye anımsıyor Marlene Taschen, bu yıl 45. yıldönümünü kutlayan aile şirketindeki ilk yıllarına baktığında. “Yayıncılık her zaman ciddi bir iş olmak zorunda değil.

Marlene Taschen oturma odasında, Tod’s imzalı ipek bir bluz ve deri etek giyiyor. Boynunu Swarovski’nin Millenia koleksiyonuna ait sekizgen kristalli bir kolye süslüyor.
Avustralya’da bir Alman pub’ında garsonluk yaptı, Panama’da uluslararası ilişkiler okudu ve Birleşik Krallık’ta Taschen’ı genişletmek üzere bir süre Londra’da bulundu. Artık 1980’de babası tarafından kurulan yayınevinin CEO’su olan Marlene Taschen’ın henüz bahsetmediği sürpriz bir anısı daha var: 90’larda Grand Palais’de Claudia Schiffer’ın Chanel podyumunda yürüdüğüne bizzat tanıklık etmesi (Taschen, Karl Lagerfeld’in ilk fotoğraf kitabını aşağı yukarı aynı dönemde yayımlamıştı). “Babam her şeyi ailesiyle yapardı” diyor. “Çocuklarınız varsa, böyle unutulmaz anlarda onlarla bir arada olmamak mümkün değildir.”

Kitaplar, küçük çerçeveli sanat eserleri ve objelerle dekore edilen yatak odasından bir kare.
40. doğum gününe sadece birkaç gün kala, Milano’nun Sempione bölgesindeki dairesinde kendisiyle buluşuyoruz. Marta Ferri imzalı mavi bir ipek gömlek ve rahat kesim beyaz Levi’s giymiş. Bu, genellikle CB Made in Italy makosenler ve Chanel ya da Saint Laurent’dan birkaç vintage parçayla tamamladığı, bir nevi üniformaya dönüşmüş bir kombin. “Buraya geldiğimden beri şıklık seviyem kesinlikle yükseldi” diyerek 2024’te Milanolu yazar eşi Maia Guarnaccia Molho, kızları 14 yaşındaki Aurelia ve 4 yaşındaki Olympia ile Londra’dan Milano’ya taşınmalarından bahsediyor. “İtalya’da mesele yalnızca giyinmek değil. Bunu hem ânın ruhuna hem de hava durumuna uygun şekilde yapabilmek. İster kokteyl partisine gidin ister yürüyüşe çıkın, mühim olan sizi rahat hissettiren şeyler giymek.”
Ana motivasyonu kişisel sebepler olsa da Milano’ya taşınma kararı “burada kariyer anlamında büyük işler yapma fırsatını” da beraberinde getirmiş. Lainate merkezine yaklaşık 20 dakika mesafede yeni açılan bir ciltleme tesisi sayesinde şirket, yayımlarının önemli bir kısmının tüm üretim süreçlerini yönetebiliyor. Ayrıca Taschen, taşınmanın iş–özel hayat dengesine katkı sağladığını ve Londra’ya kıyasla Milano’nun daha sakin bir tempoya sahip olduğunu dile getiriyor. La Brisa, La Latteria ve Al Matarel gibi Milanoluların gittiği mekânları tercih ettiğinden bahsederek “Burada bir öğle yemeği kültürü var” diyor. “Menüde aşağı yukarı hep aynı yemeklerin olduğu geleneksel aile işletmelerini seviyorum. Sürekli yeni şeyler denemeye ihtiyacım yok.”
Kapak fotoğrafı: Marlene Taschen, Giorgio Armani imzalı kaşmir ve ipek karışımı ince çizgili jarse ceketi ve pantolonu, fırçalanmış deri Sebago makosenlerle eşleştirmiş. CEO’su olduğu yayınevine ait birkaç kitapla birlikte Milano’daki evinden karelere yansıyor. Arka planda: Vivace ma non troppo (After Dvořák’s American Quartet) (2), 2024, Grace Weaver.

Marlene Taschen’in babası Los Angeles’ta yaşıyor ve hâlâ yayınevinin faaliyetlerinde aktif rol alıyor. Kendisi ise yayınevine ait günlük operasyonları Milano’dan yönetiyor. “Her şey insani ilişkiler ve aile olma duygusuyla başlar” diyerek sipariş üzerine hazırlanan kitaplar dışında, yayınları dört ay öncesinden planladıklarını belirtiyor. “Şirketin ana mottosu ‘esnek kal’: bu da bize ânın ihtiyaçlarına uyum sağlama imkanı tanıyor.”

Dairesini sanata adanmış neşe dolu bir alan olarak tanımlıyor. Mekanda Grace Weaver’ın Flowers serisinden tablolar sergileniyor. Bu serinin monografisi Taschen tarafından yayımlanacak. “Bu evde yer alan eserlerin çoğu, birlikte çalıştığımız sanatçılara ait” diyor Marlene. “Benim için iş ve özel hayat her zaman iç içe.” Geri kalan parçalar ise dönüşümlü olarak sergilenen antika objelerden oluşuyor: “Burası sabit bir iç mekan değil. Sürekli değişiyor. Tıpkı hayatın kendisi gibi.”

Taschen, köpeği Gigi ile oturma odasında. Üzerinde shearling bir yelek, pamuklu bir gömlek ve Brunello Cucinelli’nin pamuk ve yün karışım denim pantolonu, ayağında Sebago’nun fırçalanmış deri makosenleri var. Hem sofistike hem de rahat bir atmosfere sahip evde yerden tavana uzanan kitaplık, Taschen arşivinden kitaplarla dolu. “Kitaplarımıza sevgi ve özen katıyoruz, çünkü onların evde saklanan güzel hatıralar olmasını istiyoruz. Bu işler sıradanlıktan uzak, özünde estetikle içeriğin harmanlandığı eşsiz birer karışım gibi.”

Taschen, yakında piyasaya çıkacak yayınlar için hazırladıkları çalışmaları gösteriyor. Bunların arasında Massimo Listri’nin Italian Palaces kitabı ve Sophia Loren’in yaşamına adanmış koleksiyonluk bir edisyon da yer alıyor. “Biz bir pazarlama ajansı değiliz” diye ifade ediyor. “Bir kitap hazırlarken elimizdekilerin tamamını ortaya koyuyoruz, çünkü ona gerçekten inanıyoruz. Kalıcı bir çekiciliğe sahip işler üretmeyi amaçlıyoruz.”

Oturma odasının onur köşesinde David Hockney üzerine kocaman bir kitap yer alıyor. Bu, Helmut Newton’ın eserlerine adanan ilk cildinin büyüklüğü nedeniyle Vatikan İncili ciltçisini bile devreye sokan Sumo serisinin devasa kitaplarına bir örnek (Fotoğraflanan ünlülerden 80’inin imzasını taşıyan kopyası açık arttırmada 430 bin dolara satıldığında, yirminci yüzyılda yayımlanmış en pahalı kitap olmuştu). Duvarda: Untitled (Head), 2022, Grace Weaver. Sehpanın üzerinde: Hockney (Taschen).