Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Evinizin havasını değiştirecek beş bitkiyi ve bunların bakım inceliklerini keşfedin.
Hafızalarda her evin ayrı bir yeri var. Bu hafıza çoğu zaman kokuyla şekilleniyor. Kapıdan içeri adım attığınızda fark edilen ilk şey dekorun rengi ya da koltuğun formu değil; havaya karışmış o görünmez imza. Kimi ev taze ve ferah bir sabahı, kimi yumuşak bir yaz akşamını, kimi ise rafine bir davet atmosferini hatırlatıyor. Evinizi niş bir parfüm gibi kokutacak beş bitkiyi ve onlarla kurulan o yavaş, özenli ilişkiyi mercek altına aldık.
Yasemin, sabırlı olanı ödüllendiriyor. Kokusu gün içinde sakin ve geri planda kalıyor. Akşam saatlerinde ise -özellikle yaz mevsiminde serinliğin içeri süzüldüğü anlarda- belirginleşiyor. Yumuşak, hafif tatlı ve neredeyse tene değiyormuş hissi veren floral bir aura yaratıyor. Salon bir anda romantik ama ağırlaşmayan bir atmosfere bürünüyor.
Yasemin için en kritik mesele ışık. Parlak fakat dolaylı bir gün ışığında en mutlu hâlini yaşıyor. Doğrudan vuran öğle güneşi, yaprakları yorabiliyor, karanlık köşelerde ise çiçeklenme zayıflıyor. Doğu ya da batı cepheli bir pencere önü çoğu evde iyi bir denge sağlıyor. Toprağının üst kısmı kurudukça su vermek yeterli. Sürekli ıslak kalan toprak kökleri zorlayabiliyor. Yazın haftada iki, kışın haftada bir sulama çoğu zaman iyi geliyor. Yine de en doğru ölçü, toprağa dokunduğunuzda hissettiğiniz nem.
Çiçeklenme döneminde verilen potasyum ağırlıklı bir besin, hem çiçek sayısını hem de kokunun yoğunluğunu artırıyor. İnce bir destek çubuğuyla form vermek, bitkinin daha dengeli büyümesine yardımcı oluyor. Yaseminle kurulan ilişkinin anahtarı ise acele etmemek, onun ritmine alan tanımak.

Fotoğraf: Pinterest
Lavanta, evin modunu ânında değiştiren bir güce sahip. Aroması net, temiz ve hafif pudramsı. Özellikle günün sonunda salon dinlenme alanına dönüştüğünde, zihni yavaşlatan bir arka plan yaratıyor. Görünmez bir aromaterapi katmanı gibi.
Ev içinde lavanta yetiştirirken en belirleyici unsur ışık oluyor. Bu vitkinin bol güneşle arası iyi. Güney cepheli, direkt ışık alan bir pencere kenarında, çiçeklenme daha güçlü ilerliyor. Yeterli ışık olmadığında hem form hem aroma zayıflayabiliyor. Sulamada ise çoğu kişinin düştüğü hata fazla su. Lavanta kuru toprağa oldukça toleranslı. Toprağın tamamen kurumasını beklemek ve iyi drenaj sağlayan, kumlu bir karışım kullanmak kök sağlığını koruyor. Özellikle kış aylarında aşırı sulama kökleri hızla yıpratabiliyor.
Çiçekler solduğunda yapılan budama, bitkinin formunu korurken yeni sürgünleri de teşvik ediyor. Kuruyan sapları küçük demetler hâlinde saklamak, salonun kokusuna ikinci bir katman ekliyor.
Sardunyanın karakteri çiçeğinden çok yaprağında saklı. Yapraklara hafifçe dokunulduğunda yayılan o yeşil ve limonsu aroma, salonun enerjisini ânında yükseltiyor. Özellikle çalışılan ya da üretken zaman geçirilen alanlarda ferah ve canlı bir atmosfer oluşuyor.
Işıkla güçlü bir ilişkisi var; günde en az dört ila beş saat parlak ışık aldığında, hem çiçeklenme hem aroma daha belirgin hâle geliyor. Yasemine göre daha dayanıklı olsa da yetersiz ışıkta form kaybı yaşanabiliyor. Saksıyı haftada bir çevirmek, gövdenin dengeli uzamasına yardımcı oluyor.
Toprağın hafif nemli kalması iyi sonuç veriyor. Tamamen kuruması da, su içinde kalması da bitkiyi yoruyor. Yaz aylarında daha sık, kışın daha seyrek sulama yeterli. Ayda bir verilen genel amaçlı bir bitki besini, performansı destekliyor. Düzenli budandığında koku da yoğunlaşıyor.

Fotoğraf: Pinterest
Nane, salonun havasını tek dokunuşta tazeleyen bitkilerden. Keskin ve serin aroması özellikle sıcak günlerde doğal bir ferahlık hissi yaratıyor, ağırlaşmış atmosferi dağıtıyor.
Dayanıklılığı en büyük avantajı. Parlak ama dolaylı ışıkta en iyi performansını gösterirken yarı gölgede de yaşamını sürdürebiliyor. Direkt ve yakıcı güneş, yaprakları sertleştirebiliyor. Susuz kalmaktan hoşlanmadığı için toprağın hafif nemli kalması, yaprakların diri ve aromatik olmasını sağlıyor. Yaz aylarında sulama sıklığı artıyor.
Hızlı büyüdüğü için düzenli budama gerekiyor. Uçlardan yapılan kesimler, bitkinin yanlara doğru çoğalmasını sağlıyor ve daha dolgun bir görünüm kazandırıyor. Kesilen yaprakları mutfakta kullanmak, bitkiyle kurulan ilişkiyi dekoratif bir detay olmaktan çıkarıp günlük bir ritüele dönüştürüyor. Güçlü kök yapısı nedeniyle başka bitkilerle aynı saksıyı paylaşmaması, uzun vadede daha sağlıklı bir tercih oluyor.
Gardenya yoğun ve sofistike bir tercih. Kremsi, dramatik ve kalıcı bir floral kokuya sahip. Çiçek açtığında salonun atmosferi belirgin biçimde değişiyor; daha zarif, daha akşamüstü bir ruh hâli oluşuyor. Ancak bu etki özenli bir bakımın sonucu. Gardenya istikrarı seviyor; âni sıcaklık değişimleri strese yol açabiliyor. 18-24°C aralığında sabit bir ortam, klima akımlarından ve kalorifer peteklerinden uzak bir konum iyi sonuç veriyor.
Hafif asidik toprak tercih edip orkide ya da açelya için hazırlanan karışımlar kullanılabiliyor. Toprağın sürekli hafif nemli kalması önemli ancak su içinde kalması kökleri hızla yorabiliyor. Bu nedenle drenaj büyük önem taşıyor.
Nem oranı düştüğünde tomurcuk dökebiliyor. Saksının altına çakıl taşları yerleştirilmiş, su dolu bir tepsi koymak (saksı suya temas etmemeli), küçük bir nem alanı yaratıyor. Gardenya sabır istiyor; karşılığında salonu adeta bir haute couture parfüm atmosferine taşıyor.