Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Cildin doğal bariyerini korumak için doğru bilinen bazı alışkanlıkları yeniden gözden geçirmenin zamanı.
Cilt bakımının en temel adımı belki de temizlik. Gün boyunca biriken sebum, ter, makyaj, güneş kremi kalıntıları ve çevresel kirleticilerden arınmak için cildi temizlemek gerekiyor. Ancak söz konusu temizlik olduğunda “daha fazlası daha iyidir” yaklaşımı her zaman geçerli değil. Aksine, cildi fazla yıkamak, sert ürünler kullanmak veya temizliği bir tür arındırma ritüeline dönüştürmek cildin doğal bariyerini zorlayabiliyor. Peki, gerçekten temiz bir cilt nasıl anlaşılır? Cilt temizliği konusunda doğru bildiğimiz hangi alışkanlıkları yeniden düşünmek gerekiyor?
Cilt temizliğinin ardından yüzde gerginlik ve “gıcır gıcır” bir his oluşmasını temizlikle eşleştirmek oldukça yaygın. Oysa bu his, cildinizin ihtiyaç duyduğundan daha fazla yağ ve nem kaybettiğinin işareti olabilir. Temizleyiciler ciltteki kiri ve fazla sebumu uzaklaştırırken doğal yağların bir kısmını da beraberinde götürebilir. Özellikle sert temizleyiciler ve sık yıkama cildin kurumasına, tahriş olmasına ve bariyerin zarar görmesine yol açabilir. Bu nedenle temizlik sonrasında cildinizin kupkuru veya gerilmiş hissetmesi, hedeflenmesi gereken bir sonuç değil. Doğru olan ise şu: Temizlik sonrasında cildiniz temiz ve ferah hissetmeli ancak belirgin bir gerginlik oluşmamalı.
Özellikle yağlı veya akneye eğilimli ciltlerde gün içinde tekrar tekrar yüzünüzü yıkamak cazip gelebilir. Fakat fazla yıkamak, cildinizin daha sağlıklı veya daha temiz olacağı anlamına gelmiyor. Dermatologlar genel olarak yüzün günde iki kez ve terleme sonrasında temizlenmesini öneriyor. Akneye eğilimli ciltlerde de bundan daha sık yıkamak tahrişe neden olarak durumu kötüleştirebilir. Amaç cildin üzerinde hiç yağ bırakmamak değil, fazla sebumu, kiri ve gün içinde biriken kalıntıları nazikçe uzaklaştırmak.
Cilt temizliğiyle ilgili en yaygın inanışlardan biri de suyun sıcaklığıyla gözeneklerin açılıp kapanabileceği düşüncesi. Oysa gözenekleri bir kapı gibi düşünüp sıcak suyla açmak, soğuk suyla kapatmak mümkün değil. Çok sıcak su ise cildiniz için gerçekten sorun yaratabilir. Cildin nemini azaltarak kuruluğa ve tahrişe neden olabilir. Bu nedenle yüzünüzü temizlerken en güvenli seçeneklerden biri ılık su kullanmak.
Temizleyiciyi yüzünüze ne kadar güçlü uygularsanız cildinizin o kadar iyi arınacağını düşünmek de başka bir yanılgı. Oysa cildi ovalamak, keselemek veya sert fırçalarla temizlemek tahrişe neden olabilir. Amerikan Dermatoloji Akademisi de temizleyicinin parmak uçlarıyla nazikçe uygulanmasını ve cildin ovalanmamasını öneriyor. Özellikle hassas veya akneye eğilimli bir cilt söz konusu olduğunda, “temizleme” ile “sürtünme” arasındaki farkı hatırlamak önemli.
Makyaj, cilt temizliğinin tek nedeni değil. Gün boyunca ciltte sebum, ter, çevresel kirleticiler ve güneş kremi kalıntıları birikebiliyor. Bu nedenle makyaj yapmadığınız günlerde de cildin temizlenmesi gerekiyor. Ancak bu, her makyaj yapmadığınız günde mutlaka iki aşamalı temizlik yapmanız gerektiği anlamına da gelmiyor.
Çift aşamalı temizlik özellikle makyaj ve suya dayanıklı güneş kremi kullananlar için işe yarayabilir. İlk aşamada yağ bazlı bir temizleyici veya misel su ile makyaj ve yağ bazlı kalıntılar arındırılır; ardından nazik bir temizleyiciyle cilt temizlenir. Fakat herkesin her akşam iki farklı temizleyici kullanması gerekmiyor. Özellikle makyaj kullanılmayan günlerde tek ve nazik bir temizleme çoğu kişi için yeterli olabilir. Gereksiz yere iki kez temizlemek ise kuruluk ve tahriş riskini artırabilir.
“Yağ, yağı çeker” yaklaşımı kulağa ters gelse de yağ bazlı temizleyiciler makyaj, güneş kremi ve sebum gibi yağ bazlı kalıntıların çözülmesine yardımcı olabilir. Ancak burada ürünün kişinin cilt yapısına uygun olması önemli. Dolayısıyla yağlı bir cilde sahip olmanız, otomatik olarak tüm yağ bazlı temizleyicilerden uzak durmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Öte yandan akneye eğilimli ciltlerde kullanılan ürünlerin gözenekleri tıkamayan, yani non-komedojenik formüller olmasına dikkat etmek faydalı olabilir.
Son yıllarda “60 saniye yüz yıkama” gibi öneriler oldukça popüler. Ancak herkes için geçerli, bilimsel olarak belirlenmiş bir yüz yıkama süresi bulunmuyor. Kullanılan temizleyicinin içeriği, cilt tipi ve kişinin günlük rutini süreyi değiştirebilir. Özellikle salisilik asit veya benzoil peroksit gibi aktif içerikler barındıran medikal temizleyicilerde, ürünün kullanım talimatlarına uymak daha önemli. Nazik bir günlük temizleyiciyi ise ciltte uzun süre bekletmek gerekmiyor.


