Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Azelaik asit ne işe yarar? Sivilce, leke ve kızarıklık üzerindeki etkilerini, nasıl kullanılacağını ve cilt bakımında nelere dikkat edilmesi gerektiğini keşfedin.
Cilt bakım dünyası bir dönem retinolün, ardından niyasinamidin ve peptitlerin peşinden gitti. Şimdi ise daha sakin, daha az sansasyonel ama bir o kadar çok yönlü bir içerik öne çıkıyor: Azelaik asit. Sivilcelerden geride kalan izlere, cilt tonu eşitsizliğinden kızarıklık görünümüne kadar uzanan geniş kullanım alanı, onu tek bir probleme odaklanmak istemeyenlerin radarına taşıyor. Peki azelaik asidi bu kadar özel kılan ne?
Azelaik asidin cazibesi biraz da burada yatıyor. Cilt bakımında çoğu aktif belirli bir ihtiyaca yönelik konumlandırılırken azelaik asit, birden fazla cilt sorununa aynı anda dokunabiliyor. Bu dikarboksilik asit; antiinflamatuvar ve antimikrobiyal özellikleriyle akneye eğilimli ciltlerde kullanılmasının yanı sıra, ciltteki pigmentasyon süreçlerini de etkileyebiliyor. Yani bir yandan yeni sivilcelerin görünümünü hedeflerken diğer yandan geçmişten kalan izlerin ve renk eşitsizliklerinin görünümünü azaltmaya yardımcı olabiliyor.
Bir sivilcenin kendisinden kurtulmak bazen hikayenin yalnızca ilk kısmı. Ciltte kalan koyu renkli izler, sivilce söndükten sonra bile uzun süre kendini hatırlatabiliyor. Azelaik asit burada devreye giren içeriklerden biri. Melanin üretiminde rol oynayan tirozinaz enziminin aktivitesini etkileyerek hiperpigmentasyonun görünümünü azaltmaya yardımcı olabiliyor. Bu özelliği sayesinde yalnızca akneye eğilimli ciltlerin değil, leke ve renk eşitsizliği yaşayanların da ilgisini çekiyor.
Azelaik asidin güzellik editörlerinin radarına girmesinin bir başka nedeni ise kızarıklık. Antiinflamatuvar özellikleri sayesinde özellikle inflamasyonla ilişkili kızarıklığın görünümünü yatıştırmaya yardımcı olabiliyor. Rosasea eğilimli ciltlerde de kullanılan azelaik asit, bu alandaki klinik araştırmalarla da destekleniyor. Elbette her kızarıklığın nedeni aynı olmadığı için, ciltteki kızarıklığı yalnızca kozmetik bir problem olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Bir ürünün üzerinde “azelaik asit” yazması kadar, formülündeki oran da önemli. Kozmetik ürünlerde yüzde 10 civarındaki konsantrasyonlara sıkça rastlanırken, daha yüksek oranlar dermatolojik ürünlerde karşımıza çıkabiliyor. Ancak cilt bakımında ‘daha yüksek oran’ her zaman ‘daha iyi’ anlamına gelmiyor. Özellikle bu içerikle yeni tanışıyorsanız cildinizin toleransını göz önünde bulundurmak, ürünün kullanım talimatlarını takip etmek ve gerektiğinde daha yavaş ilerlemek önemli.
Azelaik asidi rutine dahil etmek aslında karmaşık olmak zorunda değil. Ürünün formuna ve kullanım talimatına göre, temiz cilde uygulandıktan sonra nemlendiriciyle devam edilebilir. Fakat burada biraz frene basmakta fayda var. Retinoidlerden AHA ve BHA’lara kadar pek çok aktifin aynı rutinde bulunması, daha iyi bir cilt anlamına gelmeyebilir. Aksine, özellikle hassas ciltlerde gereksiz tahrişe yol açabilir. Bu nedenle azelaik asidi rutine eklerken “Daha fazlası daha iyidir” yaklaşımı yerine, cildin verdiği sinyalleri takip etmek daha iyi bir başlangıç noktası.
Leke ve renk eşitsizliği söz konusu olduğunda herhangi bir aktiften mucize beklemek yerine rutinin bütününe bakmak gerekiyor. Azelaik asit kullanırken de bu kural değişmiyor. Özellikle pigmentasyon görünümünü hedefleyen bir bakım rutininde günlük güneş koruyucu kullanımı önemli. Çünkü cildi UV ışınlarından korumadan yalnızca leke karşıtı bir aktife odaklanmak, bakımın diğer ayağını eksik bırakmak anlamına geliyor.