16 Haziran 2015

5 Adımda Egzersiz

YAZI: JANCEE DUNN

Aerobik aktivitelerin hastalıkları önlemede ne denli etkili olduklarına dair bütün yazılan çizilenleri bir araya getirseniz, Metropolitan Müzesini doldurabilirsiniz herhalde.  The British Medical Journal tarafından geçenlerde yayınlanan bir göre, konusunda uzman bir çok doktorun ifadesiyle, egzersiz, diyabet ve kalp hastalıklarını önlemede en az ilaçlar kadar etkili.
Endorfin salınımının artışı ve fiziksel görünümdeki düzelmeyi de hesaba kattığınız zaman, spor yapmanın sağlığımıza yararlarının tartışılacak bir yanı yok artık. Son dönemde yayınlanan bazı çalışmalar, tüm bunlara ilaveten, sporun daha az bilinen, şaşırtıcı faydalarını da ortaya koydu. Öyle ki bu bilgiler ışığında artık yağmur, çamur, kar demeden insanın kendini dışarı atması işten değil.
 
Fotoğraf: Justin Steele 
 
 
1. Cilt yaşlanmasını durdurmakla kalmaz, geriye çevirir
 
Ontario’daki McMaster Üniversitesi tarafından yapılan küçük çaplı ancak dikkate değer çalışmada, düzenli spor yapmanın, 40 yaş üzerindeki kadınlarda cilt yaşlanmasını durdurduğu ve hatta, tersine çevirerek gençleşme sağladığı ortaya kondu. Geçekleştirilen ilk deneyde, biri hiç egzersiz yapmayan diğeri ise haftada üç gün düzenli olarak spor yapan iki denek grubu karşılaştırıldı. Deneklerden biyopsi ile alınan deri dokusu örnekleri mikroskopla incelendi. Aktif grubun dış cilt katmanlarının, diğer gruba göre daha ince olduğu saptandı; bu katman, yaşla beraber kuruyup kalınlaşma özelliği gösteren bir doku. Ayrıca, ilerleyen yaşlarda elastikiyetini kaybeden iç deri katmanlarının, sportif  grupta çok daha esnek olduğu görüldü. Öyle ki bazı deneklerden alınan örnekler, kendilerinden yirmi yaş gençlerdeki özelliklerle aynıydı. Projeyi yürüten Dr. Mark Tarnopolsky, “Son derece çarpıcı bulgular bunlar” diyor.
Peki ya aktif olan deney grubunun çok sağlıklı yaşam biçimleri varsa ya da üstün genlere sahipseler, bu, deneyin sonucunu etkilemez mi? Tarnopolsky, bu ihtimali de göz önüne alarak ikinci bir deney serisi gerçekleştirmiş. Hareketsiz gruptaki deneklerinin, haftada iki kez bisiklet ya da koşu vasıtasıyla egzersiz yapmalarını sağlamış. Üç ay sonra yeniden biyopsi ile alınan hücreleri, aynı deneklerin önceki testleriyle karşılaştırmış. Bu kadar kısa bir sürede bile elde edilen sonuç inanılmaz. Tarnopolsky’ye göre bu, egzersiz esnasında salınan hücre yenileyici proteinlerin, artan kan akışıyla cilde taşınmasının ortaya çıkardığı bir sonuç.
 
 
2. Gözlerimizi korur
 
U.C Berkeley tarafından uzun süredir yürütülen bir araştırma, koşu ya da yürüyüş yapanların, hareketsiz yaşam sürenlere göre daha az katarakt geliştirdiğini gösterdi. Katarakt, 65 yaş üzerindeki nüfusun yarısından çoğunun derdi. Bu etkileşimin nedenleri hâlâ araştırılmakla beraber sonuçlar çok etkileyici. Haftada en az on beş mil yüksek tempolu koşan deneklerin, ileriki altı yıl içinde katarakta yakalanma oranlarının yüzde 20 gibi büyük bir oranda düştüğü gözlendi. Haftada 20 milden fazla koşanlarda ise bu oran yüzde 41 gibi inanılmaz bir rakama  ulaştı.
 
 
Fotoğraf: Ture Lillegraven
 
 
3. Sindirim sistemi bakterilerimizi güçlendirir
 
Sağlığımız büyük oranda, sindirim sistemimizde bulunan trilyonlarca  yararlı bakteriye bağlıdır. Düşük bakteri oranının obezite ve kalp hastalıklarına yol açtığı biliniyor. Geniş çeşitlilikte yararlı bakteriler ise bağışıklık sistemimizi güçlendirip metabolizmamızı hızlandırıyorlar. Bir çok insan, vücutlarındaki mikrobik yapıları artırmak için probiyotiklere ya da mayalı ürünlere yöneliyor; yoğurt, kefir ve kombuça çayı gibi. Bu konuda yapılan ilk çalışma özelliğini taşıyan bir deneyde bilim insanları, egzersizin sindirim sistemi bakterilerinin çeşitlenmesine katkıda bulunduğunu saptadılar. İrlandalı araştırmacılar, sporcuları incelediklerinde, spor yapmayanlara oranla çok daha fazla ve çeşitli yararlı bakteri kolonilerine sahip olduklarını tespit ettiler. Deneklerde yüksek dozlarda akkermansia bakterisine rastlandı ki bu mikrobik yapı, obeziteyi önleyen bir tür.
Araştırmacılar, ne yoğunlukta egzersizin bu sonuçları sağlayacağı konusunda tam netliğe ulaşamamış olsalar da olimpiyat sporcusu olmanıza gerek olmadığı konusunda hemfikirler.
 
 
4. Antidepresanların en can sıkıcı yan etkisini azaltır
 
Bir çok kadın için antidepresanların en belirgin yan etkisi, cinsel isteği azaltması ya da yok etmesidir. Depression and Anxiety’de yayınlanan bir araştırmaya göre, 30 dakikalık yoğun bir kardiyo egzersizi haftada üç kez tekrarlanırsa libidoya olumlu etki yapıyor. Antidepresanlar, sempatik sinir sistemini baskılar. Oysa bu sistem, kan akışını düzenleyerek bedeni sekse hazır hale getirir. Egzersiz de sempatik sinir sistemi üzerindeki bu baskılanmayı gideriyor.
 
 
5. Genlerimizi yeniden şekillendirir
 
Çok uzun yıllardır süren bir inanışa göre, genetik değiştirilemez. Ancak, bilim insanlarının son çalışmaları gösterdi ki, daha sağlıklı bir bedene giden gen haritasına ulaşmak egzersizden geçiyor. İsveç Lund Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, altı ay boyunca sürdürülen orta ağırlıkta egzersizler, deneklerin, tip 2 diyabet ve obeziteye yol açan gen dizilimlerini yeniden yapılandırıyor. Bu gen davranışlarını değiştirme etkisi, atomların belli genler etrafında toplanarak onun vücuttaki hücrelere sinyal göndermesini önlemeleri şeklinde açıklanabilir. Bir anlamda DNA’yı kapatıp açmak gibi bir işlev görüyorlar. Dr Cahrlotte Ling, Lund Üniversitesi’ndeki araştırmanın yöneticisi. Dr Ling, ulaşılan sonuçların, egzersizin faydalarına dair her gün artan kanıtlara eklenen çok önemli bulgular olduğunu belirtiyor. Kısacası, ailemizden miras olarak kalan sağlık özelliklerimizi hâlâ bir ölçüde kontrol edebildiğimiz anlaşıldı. Buna iyi haber denmez de ne denir! 
 
 

ETİKETLER: AEROBİK , EGZERSİZ