Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Jordan Roth, Met Gala 2026’da Robert Wun imzalı heykelsi tasarımı ve bedenine eşlik eden “gölge” figürüyle kırmızı halıda bir sanat eserine dönüştü.
Met Gala’ya yedinci kez katılan Jordan Roth için müzenin ikonik kırmızı halı merdivenlerinden her çıkış, önceki teatral ve cesur stil hamlelerini bir adım öteye taşıma fırsatı. Bu yıl sekizinci katılımında da farklı değil. Serginin “Costume Art” teması ve “Fashion is Art” kıyafet kodunu onurlandırmak isteyen tiyatro yapımcısı ve performans sanatçısı, Londra merkezli couturier Robert Wun’un özel tasarımını tercih etti. Sırtına eklenen heykelsi bir figürle tamamlanan antrasit tonlarında kadife elbise, onu adeta yaşayan bir sanat eserine dönüştürdü.
“Bu parçanın içinde var olmak, başlı başına büyülü bir deneyim,” diyor Roth.
Roth’un görünümü her zamanki gibi hayal gücünden doğuyor. “Her şey tema ile ve bende uyandırdığı merakla başlıyor,” diye anlatıyor. Bu kez ilham kaynağı klasik heykeller, özellikle de birden fazla figür içeren kompozisyonlar. Tek bir figürü yansıtan klasik bir heykeli referans almak mümkünken Roth, iki bedenin birbiriyle kurduğu ilişkiye odaklanmak istemiş. “Tek figür genellikle izleyiciye poz verir; birden fazla figür ise çoğu zaman yoğun bir anın içindedir. Aşk, arzu, korku ya da şiddet gibi güçlü duygular bedenler arasında dolaşır.”
“Benim merakım şuydu,” diye devam ediyor, “o heykelin içindeki bedenlerden biri olmak nasıl bir şey olurdu?”
Bu fikri hayata geçirmek için “gölge” figürün donmuş pozunu kusursuz yakalayabilmek adına yaklaşık bir düzine eskiz hazırlandı. Roth’a farklı açılardan bakıldıkça anlamı değişen bu sarılma anı, görünümün anlatısını şekillendiriyor. “Birlikte adeta dans edebilmeleri ve hikâyenin hareket ettikçe dönüşmesi çok önemliydi,” diyor. Süreç boyunca yapılan sayısız prova, Zoom görüşmesi ve denemeyle hem elbisenin hem de bele üç kayışlı bir sistemle sabitlenen kalıplanmış figürün uyum içinde çalışması sağlandı. Akışkan, esnek ve ışığı hafifçe yansıtan kadife kumaş, taş heykellerdeki yumuşak drape etkisini hatırlatıyor. “Tüm ağırlık kalçalarımda toplanıyor; tıpkı daha önce giydiğim Schiaparelli elbisemde olduğu gibi.”
Roth, bu heykelsi “gölge” figürün ikinci versiyon olduğunu söylüyor. İlk versiyon giyilemeyecek kadar ağırmış. Yeni versiyon daha hafif bir malzemeden üretilmiş olsa da üç boyutlu figür hâlâ oldukça ağır. “Moda uğruna katlandığımız bedel,” diye espri yapıyor. Akşam yemeği sırasında ise figürün çıkarılacağını da ekliyor. “Heykelime komşumun çorbasını servis etmek istemem!”
Görünüm aynı zamanda Roth’un Metropolitan Museum of Art’taki en sevdiği eserlerden birine de ince bir gönderme yapıyor. 19. yüzyıl Fransız ressamı Jean-Léon Gérôme’un Pygmalion ve Galatea tablosu, heykeltıraş Pygmalion’un yarattığı figürün hayata kavuştuğu anı tasvir eder. Roth’a göre bu, sanat ile yaşam arasındaki sınırın bulanıklaştığı bir dönüşüm anı. “Sanat ve hayatın iç içe geçtiği, sanatçı ile eseri arasında bir aşım yaşanan o an,” diye özetliyor.
Roth’un görünümünde hiçbir detay tesadüfe bırakılmamış. Heykelsi figür, elbiseyle birebir uyumlu flok dokulu bir kumaşla kaplanmış. Elbisenin kıvrımları arasından görünme ihtimaline karşı Rick Owens botları bile aynı malzemeyle kaplanmış. Eldivenler elbiseye entegre, tırnaklar ve küpeler dahi aynı dokudan üretilmiş. “Her şey elbisenin bir parçası gibi,” diyor Roth. “Amaç, heykel beden ile gerçek bedenin birbirinden ayrılmaz, iç içe geçmiş bir bütün gibi görünmesi.”