03 Ocak 2020

O Kız: Melisa Sabancı Tapan

EDİTÖR: ZEYNEP SEREN İLKAN

Melisa Sabancı Tapan

Fotoğraf: Fora Norman

Epey sıcak bir temmuz sabahı, Melisa’yla buluşmak üzere Kemerburgaz’daki S Uluslararası Binicilik Merkezi’ndeyim. Biraz erken gelmişim. Az sonra başlayacak çekim için fotoğrafçımız Fora’yla kısa bir keşif turuna çıkmışken tam, sesleniyor arkamdan; ses tonu samimi... Sabahın dokuzunda, fotoğraflarda gördüğünüz gibi tüm güzelliğiyle karşımda. Pek bir hazırlığa gerek duymadan başlıyoruz çekime. İçten yaklaşımı ve sıcak tavırları çekim boyunca devam ediyor. Karşılaştığı herkese ismiyle hitap ediyor, çiftlikteki tüm atların, köpeklerin adını biliyor. Oysa bu genç kadın, bir süredir New York’ta buradan uzak bir yaşam sürüyor.

Columbia Üniversitesi’nde Ekonomik ve Politik Gelişim master’ı yapan Melisa, bir yandan dünya ekonomisinin ve politikasının farklı yorumlarını ve dinamiklerini keşfederken diğer taraftan bu kozmopolit şehirde hayatın zorluklarını ve güzelliklerini bir arada deneyimliyor. “New York, kişisel ve profesyonel gelişimim için mükemmel bir yer. İşini en iyi yapanlarla tanışabildiğim, kariyer adına inanılmaz bir gelişim noktası” diyerek başlıyor sözlerine, oradaki hayatını anlatırken. “Ama New York’un acımasız bir yanı da var. Hayat çok bireysel akıyor. Bir birliktelik duygusu yok. Paylaşım alanları çok sınırlı. İnsani duygularınızı ifade etmenize çok da imkan tanımayan bir düzeni var.” Sonra o kaçınılmaz kıyaslama geliyor: “İstanbul’da ise binlerce yıldan gelen bir ortak kültür var. Aile var, dostluk var. İstanbul benim sevgi depom. Burada sevgi depolayıp kendimi geliştirmeye New York’a dönüyorum.” Konu İstanbul’a gelmişken sayımızın temasına da uygun olarak, uzun bir aradan sonra şehre geldiğinde ilk ne yaptığını, şehirle kavuşmasını nasıl kutladığını soruyorum. Her imkan bulduğunda gün doğumunu ve batımını izlediğini, özellikle de Boğaz veya cami manzarası varsa, renkli gökyüzüyle oluşturdukları muhteşem uyuma hayran olduğunu anlatıyor.

Melisa Sabancı Tapan

Fotoğraf: Fora Norman

Stiline gelince… “Günlük hayatta rahatıma düşkünüm. Bana yakışan en konforlu parçaları giymeyi seviyorum. Yirmili yaşların başında siyahların hakimiyetindeki stilime yıllar ilerledikçe renkler eklendi. Spor ayakkabı ve topuklu ayakkabılarla sınırlı seçeneklerim şimdi sandaletler, botlar, mokasenlerle çok daha çeşitli. Bana eskiden klostrofobik hisler uyandıran takılarla da barıştım. Kolye takmayı, kısa saçlarımla büyük renkli küpeleri eşleştirmeyi seviyorum.” Sözleri, bakışları, yaklaşımıyla pozitif dalgalar yayan bu genç kadın, stilinde de tutarlı bir tavır sergiliyor. Gardırobuna yeni bir parça dahil etmek için kriteri, heyecan uyandırması. “Bazen tasarımcıların basit bir parçayı doğru öyküyle birleştirmeleri beni öylesine heyecanlandırıyor ki, onu kendi bedenime yakıştıramasam bile sevdiklerime hikayesini anlatmakla yetiniyorum.”

Elbette Melisa’nın çevresindekilerle tek paylaşım alanı giysiler, ayakkabılar, çantalar; yani moda değil. Taşımalı eğitimde öğrenim gören ekonomik gücü olmayan 7-13 yaş aralığındaki çocukların yeteneklerini keşfetmeleri ve geliştirmelerine yönelik atölye programları düzenleyen SosyalBen Vakfı’nın önce saha çalışmalarına katılmış Melisa. Sonrasında sürdürülebilir destek için vakıfla işbirliği yapmış. SosyalBen Store için bir ajanda serisi tasarlamış, ürünlerin büyük talep görmesi üzerine aradan çok geçmeden ikinci serisini yaratmış. Vakfın üç saha çalışmasına fon sağlanmasında katkısı olan bu işbirlikleri sayesinde, 350 öğrencinin hayatına dokunulmasına vesile olmuş. Melisa, bu hazla faydalı çalışmalarına devam ediyor. Yakın gelecekte tamamlamayı umduğu çocuk kitabında, insan ve hayvan ilişkilerini ele alarak sevginin koşulsuz, dış görünüşten bağımsız olduğunu ve emek istediğini anlatan genç kadın, kitaptan elde edilecek geliri de SosyalBen derneği ile paylaşmayı planlıyor.

ETİKETLER: MELİSA SABANCI TAPAN , OKİZ , İTGİRL