Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Geçmişten bugüne modanın vazgeçilmez fikirlerinden biri olan şeffaflık, yeni sezonda tül, organze ve şifonlarla yeniden gündemde.
İster 1798 yılındaki bir tabloda yer alsın ister 2026 yılının podyumunda, bazen iki farklı elbise aynı fikrin etrafında dönüyor. Kim olduğunu bilmediğimiz genç bir kadının beyaz, yarı saydam elbisesi omuzlarından aşağı dökülüyor. Kumaş o kadar ince ki teni saklamak yerine onu çevreleyen ışığı görünür kılıyor. Sanki ressam giysinin beden üzerindeki hafifliğini resmetmiş. Sonra birden Paris’te Balenciaga’nın 2026 İlkbahar/Yaz defilesinde bir görünümde aynı duygu geri dönüyor. Griye çalan tül katmanlar gövdeyi çaprazlayarak sarıyor ve aşağı doğru çözülüyor. Beden görünürlük ve görünmezlik arasında kalıyor. Aralarındaki yüzyıllara rağmen kurdukları görsel ilişki, şeffaflığın modadaki kalıcılığını yeniden hatırlatıyor.
Eski bir fikrin yeniden hatırlanışı gibi görünen 2026 İlkbahar/Yaz sezonu, saklamak ile göstermek arasındaki ince çizgide ilerliyor. Örneğin; 1990’larda transparanlığın zirve yaptığı dönemi hatırlayalım. Kate Moss’un slip elbiseleri, Helmut Lang’in puslu katmanları, Prada’nın yarı görünür etekleri ve Calvin Klein’ın neredeyse yokmuş hissi veren kumaşları… Şeffaflık o yıllarda provokasyonla ilişkilendiriliyordu. Aradan geçen 30 yıla rağmen sezonun referans noktaları şaşırtıcı biçimde tanıdık. Zira bu sezon podyumda organze, şifon ve tülden oluşan gündelik veya gece şıklığına ait görünümler bunu kanıtlıyor. Saint Laurent’da incecik katmanlar ışığı yakalayarak bedenin etrafında ikinci bir aks oluşturuyor. Şeffaflık burada geceye ait ve gizemli bir çekicilik sergiliyor. Acne Studios’ta kahverengi tül etek, ekose gömleği bir ucundan sarmalıyor. Bu görünüm Miu Miu’nun 1996 yaz defilesinde Kate Moss’un giydiği ekose mayo ve transparan etek kombinasyonunu hatırlatıyor. Simone Rocha’nın organzeleri, çiçekleri ve bedeni aynı kırılganlıkta buluşturuyor. Fendi’de şeffaf yüzeyler teknik bir hassasiyetle işlenerek, spor ve zarafet aynı kumaşın içinde canlı renk paletiyle buluşuyor. Dries Van Noten’in saydamlaşan renkli ve çizgili siluetleri şeffaflık fikrini belirginleştiriyor. Chloè’nin jelly sandalete getirdiği romantik ve retro yorum, yaz günlerini şimdiden esir alıyor.

Chanel 2026 İlkbahar/Yaz, Fotoğraf: Vogue Runway
Şeffaflık fikri haute couture’de de hakim. Matthieu Blazy’nin modaevi için yarattığı ilk couture koleksiyonunda askılı üst ve ‘denimmiş gibi görünen’ pantolondan oluşan gündelik görünüm deyim yerindeyse statü atlıyor. Şeffaflık ilkesini bozmayan mavi ipek müslin pantolonun yüzeyi ise denim kumaş dokusunu taklit eden şeritlerle işleniyor. Sezon boyunca tekrar tekrar karşımıza çıkan fikir aslında hep aynı: Kumaşlar var olmanın dayanılmaz hafifliğini en tepe noktasında yaşıyor.


