EN VOGUE
EN VOGUE

10 Ocak 2022

Modanın NFT ve Sürdürebilirlik Arasındaki İkilemi

YAZI: SELİN HATUNOĞLU

the fabricant

@TheFabricant

Moda sektörüne hareketlilik katan NFT trendinin öncüsü olmak için yarış devam ediyor. Peki, sürdürülebilirlik vaatleri ve çalışmaları olan markalar bu teknolojinin çevreye etkisini yeterince göz önünde bulunduruyor mu?

Moda dünyasının sınırlarını yeniden çizen ve teknolojinin sunduğu en son olanakları kullanma imkanı veren NFT’ler şimdi de çevreye olan etkileriyle tartışma konusu oldu. Yeniliklerin öncüsü olmak için adeta birbiriyle yarış içinde olan markalar NFT kullanımlarında sürdürülebilirlik konusundaki çalışmaları ve vaatleriyle çelişkiye düşmemek için daha fazla özen göstermek zorunda.  

Dijital ortamda sergilenen sanat eserlerine mülkiyet hakkı kavramının teknolojik olarak yüklenmesiyle ortaya çıkan NFT’ler, ayrıcalık ve seçkinlik gibi hisleri çağrıştırmasıyla, hedefleri aynı yönde olan lüks moda markalarının da dikkatini çekiyor. Günümüzde giderek dijitalleşen tüketim alışkanlıkları moda dünyası için karşılanması gereken yeni ihtiyaçlar, ortaya sürülmesi gereken yeni ürünler ve deneyimler anlamına geliyor. Farkını ve yenilikçi anlayışını dijital dünyada göstermek isteyen markaların başında geçtiğimiz ilkbahar dijital sneaker ürününü satışa sunan Gucci bulunuyor. Markanın kreatif direktörü Alessandro Michele’nin Belaruslu tasarım ve teknoloji stüdyosu Wanna ile yarattığı sneaker, dijital tasarım ürünü olarak, düşük fiyatı ve sınırsız sayıda olmasıyla özellikle teknolojiye ilgi gösteren Z kuşağının büyük ilgisini çekti. Aynı aylarda Alessandro Michele ve Floria Sigismondi tarafından yönetilen ve Aria koleksiyonundan ilham alan filmi açık artırmayla satarak Gucci NFT’lere ilk adımını attı. Bu iki girişim NFT’ler ve sanal tasarımlar arasındaki nicelik farkını ortaya koyuyor ve her sanal tasarımın mülkiyet ve özgünlük kriterlerini yerine getirmediğinden, NFT olarak sayılamayacağının altını çiziyor. Gucci’nin bu iki hamlesi, dev İtalyan markanın yeni dijital devrimlere uyum sağlamaya hazır olduğunu gösterse de on yıllık dönem için ortaya koyduğu sürdürebilirlik planı ve çevreci yaklaşımıyla taban tabana zıt bir görüntü ortaya koyma riski taşıyor.

Sadece bir balon mu yoksa kalıcı bir devrim mi olduğu konusunda tartışmalar sürerken NFT’ler hakkında şüpheler her geçen gün daha da artıyor. Her yeni trendle birlikte ortaya çıkan bir belirsizlik ortamının ötesinde, bazı sanatçıların eserlerinin izinleri dışında üçüncü kişiler tarafından NFT hâline getirilerek satılması ve emek hırsızlığı, bu yeni teknolojiye karşı olan tepkileri daha da çoğaltıyor. Tüm bunlara ek olarak, NFT’lerin çevreye olan zararları moda sektöründe halihazırda var olan sürdürülebilirlik sorunlarını çoğaltıyor. Tekstil fabrikalarından kaynaklanan karbon salınımları, boyama ve benzer işlemler için kullanılan toksik maddeler ve ürünlerin kullanım ömürleri sonunda ortaya çıkan yüksek miktardaki tekstil atığı gibi sayısız sorunla karşı karşıya olan moda sektörünün, NFT’lerin de etkisini göz önünde bulundurması gerekiyor. Fiziksel yanları olmamasına rağmen, NFT’lerin bağlı olduğu teknolojik sistemlerin ihtiyaç duyduğu enerji tüketimi de dikkate alınmalı.

Gücünü blockchain teknolojisinden alan NFT’lerin alım ve satım işlemlerinde kripto paralar kullanılıyor. Bu iki teknolojinin de varlıklarını sürdürebilmeleri için kripto madenciliği denilen zincir üzerindeki her bloğun sürekli kontrol edilmesi ve doğrulanması gerekiyor. Kripto madenciliği yeni işlemler gerçekleştikçe devam eden bir süreç olduğundan yüksek miktarda elektrik kullanan bilgisayarlar tarafından gerçekleştirilebiliyor. NFT’lerin en büyük yararlarından biri olduğu söylenen özgünlük faktörü sürekli devam eden doğrulanma, yani madencilik işleminden dolayı çevreye aralıksız zarar veriyor.

Yaygın olarak kullanılmasa da, NFT’leri daha sürdürülebilir ve doğa dostu kılmanın yolları mevcut. Piyasadaki NFT’lerin çoğunluğu Etherium veya Bitcoin adındaki kripto paralarla alınıp satılıyor ve ikisinin de doğrulanma işlemi “iş kanıtı” (Proof-or-Work) denen yüksek enerji gereksinimine sahip sistemle çalışıyor. Blockchain üzerindeki işlemleri kontrol eden banka çalışanı gibi üçüncü bir partinin olmaması madencilik işlemini gerçekleştiren kullanıcıların üzerine büyük bir sorumluluk yüklüyor ve bu yüzden de yüksek enerji kullanımı özellikle teşvik ediliyor. Doğrulama işlemini komplike ve yüksek enerji tüketen bir hâle getirerek dolandırıcılık gibi olumsuz durumların önüne geçmesi hedefleniyor. Ancak, bu sistemin güvenlik yararları, doğaya zararlarının yanında yetersiz kalıyor. Araştırmalara göre iş kanıtı ile çalışan Etherium’ın yıllık enerji kullanımı Kazakistan’ın enerji kullanımına neredeyse eşit ve yıllık karbon salınımları ise Bulgaristan’ın yıllık salınımlarıyla karşılaştırılabilir seviyede. NFT’ler hakkındaki tartışmaların kapanmasının yolu, bağımlı oldukları kripto paraların madencilik işlemlerindeki enerji yoğunluğunun azaltılmasından geçiyor. İş kanıtı sistemine alternatif olarak öne sürülen “hisse kanıtı” (Proof-of-Stake) gibi birçok sistem bulunuyor ve yeni yatırımcıların desteğiyle yenilenebilir enerji kullanımına önem veren platform ve sistemlerin sayısı da artıyor. Her birinin artıları ve eksilerinin dengelenmesi için bu süreçte, NFT kullanan markalara platform seçimlerinde biraz daha özen göstermek düşüyor.

Birçok marka NFT’lerin çevreye olan olumsuz etkilerinin göz ardı edilip edilmeyeceği konusunda sessizliklerini korumayı sürdürürken, LVMH ve Kering gibi dev moda gruplarının bazı üyeleri NFT dünyasına küçük de olsa adımlar atmış durumda. Bu markaların ileriye dönük adımlarını sürdürülebilirlik hedefleriyle çelişmeden atması, yenilikçilik ve doğaya saygı dengesinin kurulabilmesi için önemli bir etken. Güvenilirliklerine darbe vurulmaması için markaların ilerleyen dönemde NFT’lere oldukça dikkatli yaklaşması gerekiyor.

 

ETİKETLER: NFT , SÜRDÜRÜLEBİLİR MODA