METROPOL
METROPOL

15 Şubat 2022

Mutlu Melankoli: Kit Sebastian

YAZI: GAMZE KANTARCIOĞLU

Saykedelik caz, Fransız popu, Latin tınıları ve Türk ezgileri… Farklı müzik türleriyle flört etmeyi bir hayli seven Kit Sebastian’ın müziği, dinleyiciyi dünyanın dört bir yanına uzanan müzikal bir yolculuğa çıkarıyor. Sinema, edebiyat ve felsefeden ziyadesiyle beslenen grup, yarattığı görsel ve işitsel evrene bunu yansıtmaktan çekinmiyor. İkilinin yeni albümü ilk albümden izler taşısa da müzikal ve duygusal anlamda yepyeni kapılar aralıyor. İkinci albümlerinden Agitate adlı şarkıya yakın zamanda çektikleri video şu sıralarda YouTube’da dolaşan grubun yüzleri Merve Erdem ve Kit Martin’e bağlanıyoruz.

Kit Sebastian

İkinci albümünüz Melodi’nin hazırlık sürecinden neler paylaşmak istersiniz? Bu albüm, ilk albümünüzden ne yönlerde farklı?

Merve: İlk albümümüz Mantra Moderne çok spontane bir şekilde ürettiğimiz; genel anlamda müziğe ve görselliğe yaklaşımımızı ortaya koyan bir albümdü. Bir ikili olarak henüz yeni yeni beraber çalışmaya alışan, farklı arka planlardan gelen ama benzer ilgi ve zevklere sahip iki insan olarak birlikte nasıl bir müzik üretebileceğimize dair düşe kalka ortaya çıkan bir denemeydi. İlk albümün kompozisyon ve analog kayıt tekniklerini, müzikal etkileşimlerini ve görsel evrenini korusa da; ikinci albümümüz daha olgun ve üstüne düşünülmüş bir iş oldu. Melodi hariç şarkıların hepsini pandemi sürecinde yazıp kaydettik. Tüm dünyanın kapalı olduğu ve kendi ev stüdyomuzun olduğu bir gerçeklikte, stüdyoda daha fazla vakit geçirip, daha deneysel olabilme şansımız oldu. 

Bu albüm bir insan olsa nasıl biri olurdu sizce? 

Kit: Bence uykusuzluk çeken, geçmişteki pervasız davranışları nedeniyle tecride zorlanmış ama yine de neşeli delilik patlamaları yaşayan biri.

Merve: Şarkıların çoğu gece ya da sabah henüz hava aydınlanmadan önceki o aralıkta geçiyor - dolayısıyla bu kişi bence de kesinlikle uykusuzluk problemleri yaşayan ya da geceleri uyanık kalmayı seven biri olurdu. Hayatta ve insanlarla olan ilişkilerinde hep belli bir anlam ve yoğunluk arayan ama kendini gündelik hayatın ironik isteklerine ve uçuşan duygularına bırakmaktan da kaçamayan biri. Mutlu olduğu anlarda hep biraz melankolik, mutsuz anlarındaysa mutsuzluktan tuhaf bir zevk alan biri. Kendini zaman zaman biraz fazla ciddiye alan ama bunun farkına vardığı anda kendine gülen biri...

Merve, müzik videolarının prodüksiyon ve yönetmenliğini de sen üstleniyorsun. Grubun görsel dünyası tamamen sana mı ait? Kreatif süreci anlatır mısın?

Merve: Genellikle aklımda belli bir şarkı için bir fikir oluyor, o fikir etrafında küçük bir senaryo ve belli referanslar içeren ve temel görsel tercihleri (kamera, mekan, dekor, kostümler vs.) anlatan bir moodboard hazırlıyorum. Sonrasında onu Kit’e yolluyorum ve üzerine birlikte yeni fikirler, referanslar ekliyoruz. İşin prodüksiyon, çekim ve kurgu kısımlarına geldiğimizdeyse daha bağımsız çalışıyorum. 

Hem müziğinizde, hem şarkı sözlerinizde, hem de yarattığınız görsel dünyada sinemanın, edebiyatın, felsefenin etkisini görüyoruz. Etkisi altında kaldığınız eserlerden bahsedebilir misiniz?

Kit: Sokağa çıkma yasakları sırasında çok fazla Doğu Avrupa ve Rus sineması izledim, filmlerin ruh hâli ve nasıl çekildiği bana bilinçli ve bilinçsiz yollarla ilham verdi sanırım. Bu yönetmenlerin böylesine soyut bir şiirselliği iddiasız bir gerçekçilik aracılığıyla iletme tarzları beni etkiledi. Umarım biz de temelli, mütevazı bir güzelliği dinleyiciye iletebildik.

Bir İngiliz ve bir Türk’ün Londra’da bir araya gelip müzik yapmasının avantajları ya da dezavantajları var mı?

Merve: Londra farklı kültürlerin bir arada olduğu ve sosyal anlamda oldukça heterojen bir şehir. Dolayısıyla, insanlar farklı türden müziklere alışkın ve açık. Bu açıdan avantajlı bir şehir fakat diğer yandan, sanat da dâhil her şeyin rekabete ve paraya dayalı bir şekilde ilerlediği bir ülke. Bunun yanı sıra, eğer İngilizce sözlü şarkılar yapmıyorsanız müziğinizin ana radyolarda duyulma ihtimali çok daha düşük.

Kit: Brexit, yalnızca vatandaşlara değil, yaratıcılara da hayatı çok zorlaştırdı. Ülkenin iklimi yabancı kültürlere daha düşman hâle geldi ve Londra bazen eski benliğine adanmış bir müze gibi görünüyor. Ancak diğer yandan bu durum müziğimizi isyan ruhuyla besliyor.

İngiltere’de pek çok radyo programına konuk oldunuz, konserler veriyorsunuz. Orada sağlam bir dinleyici kitlesi yarattınız kendinize. Türkiye’de konser verme planınız var mı? 

Merve: Türkiye’de konser vermeyi her şeyden çok istiyoruz diyebilirim. Bir nevi, bu şekilde müziğimizi evine getirmiş olacağız. Geçen yaz gelme planımız vardı fakat malum tüm konserler iptal oldu. Yakın takvimimizde henüz kesin bir tarih yok fakat 2022’de gelebilmeyi umuyoruz. 

Kit: Ben Türkiye’yi turist olarak bile ziyaret etmedim ama müziği ve kültürü beni derinden etkiledi. Konser vermek için Türkiye’ye gelmek sadece bir rüya değil, aynı zamanda zorunlu görünüyor bizim için.

İlgili Başlıklar