Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


80’lerin power-dressing estetiği, 2026 Sonbahar/Kış sezonunda feminen siluetler ve markaların özgün dokunuşlarıyla yeniden yorumlanıyor.
Sinema tarihine geçen romantik komedi Working Girl hayatımıza girdiğinden beri moda ve kurumsal hayatın ilişkisi, bir daha eskisi gibi olmadı: Maskülen-feminen arası sınırları bulanıklaştıran, terziliğin sesini dik yakalar ve ifade sahibi vatkalarla yükselten estetik; bugün bile iş giyiminde kadınlar için önemli bir stil pusulası. Agresif siluetler, oversize ceketler ve kendinden emin duruşu ile kadınların iş hayatında gücü; power-dressing aracılığıyla Working Girl estetiğinde temsil buluyor. Eylül ayının başlangıcıyla ofise dönüş teması yükselişe geçerken yüksek moda, elbette bu okazyona da hazırlıklı: 2026-27 Sonbahar/Kış koleksiyonlarında takımlar, gömlekler ve sivri burun topuklular; kurumsal şıklığın tanımını tazeliyor. Gucci’nin sezon koleksiyonuna bir ilham panosu olarak yarattığı Pre-Fall kampanyası Generation Gucci, çizgili blazer ceketlerle 80’lerin Wall Street dünyasına; Sonbahar-Kış koleksiyonu, saten ceket-etek takımıyla Tom Ford’un 90’lar Gucci’sine atıfta bulunuyor. Phoebe Philo, Dolce & Gabbana ve Jean Paul Gaultier’de güç dinamiklerinin değişimine benzer bir dokunuş var: 80’lerde iş hayatında başarılı olabilmek için takımlar başta olmak üzere maskülen addedilen parçaları birer zırh gibi kuşanan kadınların, 2020’lerde feminen siluetlerle de başarıya ulaşabildiklerini simgelercesine yapılandırılmış bel bölgesindeki dramatik daralmalar; kurumsal hayatın güncel feminist manifestosu olarak podyumda.

Fotoğraf: Dolce & Gabbana 2026 Sonbahar/Kış
Power-dressing’in 2020’lerde tazelenişi, sadece feminen-maskülen siluetler arası bir geçişten ibaret değil tabii. Modanın minimalizm tutkusunda vites küçültmesiyle birlikte markalar, kendi seslerini yeniden yükseltmeye başladı. Dolayısıyla Working Girl 2.0; tek tipte takımlar ve kurumsal giyim parçaları ile değil her markanın özgün imzasını taşıyan dokunuşlarla güncelleniyor. Daimi cazibesini iş görünümlerine taşıyan Saint Laurent’da mikro-ekose desenli bej takıma eklenen kürk kollar, 80’lerde vatkaların temsil ettiği gücün yerini alıyor. Magda Butrym ise Doğu Avrupa kökenlerini, dantel bir bluz ve başlık ile bir takıma entegre ediyor, ofisin katı kurallarını zorluyor. Söz sırası The Attico’ya gelince, 80’ler power-dressing’inin olmazsa olmazı dik yakalar ve manşetler, avangarda öykünen, abartılı bir form oyunuyla yeniden yorumlanıyor.