Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Haftanın öne çıkan moda haberlerini derledik.
Anthony Vaccarello, 2026 Sonbahar kampanyasında Connor Storrie, Rosé ve Liu Wen gibi yıldız isimleri bir araya getirmiş ve hazırlanan kampanya filmi uzun süre konuşulmuştu. Tasarımcı şimdiyse 2026 Kış kampanyasında farklı kuşaklardan, kendine özgü tavırlarıyla öne çıkan kadınları kadraja alıyor. Loli Bahia, Anja Rubik, Yasmin Warsame, Laura Ponte ve Lina Zhang, modaevinin imza kodlarını taşıyan tasarımlarla karşımıza çıkıyor. Kampanyanın sanat yönetimini Anthony Vaccarello üstlenirken fotoğrafları Juergen Teller çekiyor.
Saint Laurent yeni sezonunda yeni el çantası tasarımı Simone’u da tanıtıyor. Minimalist silueti, zahmetsiz tavrı ve inceliğiyle öne çıkan model, zarf formundan ilham alıyor. Mösyö Saint Laurent’in kişisel mektuplarından ilham alan Simone, 70’li ve 80’li yılların zarif çantalarını yeniden yorumlayarak gündüz siluetlerine kolaylıkla uyum sağlayabilecek bir model olarak öne çıkıyor. Modaevinin imza niteliğindeki ikonik koleksiyonu Double Cassandre'den yeni bir üç boyutlu yorum çantayı tamamlıyor. Tasarımın kapağı açıldığında ortaya çıkan iki bölme ve fermuarlı cep günlük kullanımı kolaylaştırırken, mıknatıslı kapama detayı siluetin şık ruhunu koruyor.

Fotoğraf: Louis Vuitton
Louis Vuitton, deri işçiliği mirasına dayanan ve seyahat etme sanatından ilham alan kapsül koleksiyonu Flight Mode’u tanıtıyor. Kapsül koleksiyon, yalnızca seyahatte giyilen kıyafetlerden ve kullanılan aksesuarlardan değil, yolculuk esnasında tercih edilen siluetlere daha rafine bir dokunuş katmayı hedefleyen parçalardan da oluşuyor. Özellikle tren yolculuklarının duygusal yoğunluğu ve hayatın raylar üzerinde yavaşlayan temposu, kampanya filminin genel ruhunu oluşturuyor. Tren vagonlarının camlarının ardında değişen manzaralar, derin sonbahar tonlarından oluşan renk paletini kapsıyor.
Flight Mode’un merkezinde paltolar yer alıyor. Kemerli ve kruvaze kesimler, duffle kabanlar, denizci paltoları ve kolsuz pelerinler birçok farklı alternatif sunuyor. Parçalar rahatlığı ve fonksiyonelliği korurken, şıklık hiçbir zaman devre dışı bırakılmıyor. Modaevinin deri işçiliği, özellikle çanta modellerinde öne çıkıyor. Low Key Hobo, minimalist formuyla yolculuklar için uyumlu bir model olarak sunulurken Monogram Red ve ceviz tonlarında geri dönüyor. Side Trunk ve Neverfull ise Monogram Blue ve Jura Greenrenklerindeki yeni Monogram Emblème kanvasla yenileniyor.

Fotoğraf: Jacquemus
İlk defa, Jacquemus’un 15. yıldönümüne özel hazırlanan La Casa koleksiyonunda tanıtılan Le Turismo, denizci tipi büzgülü çantaların sağladığı konforu, incelikli oranlarla yeniden yorumlayan bir model. Yumuşak ve hafif yapısıyla günlük okazyonlardan gece etkinliklerine birçok ortama kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. Şimdiyse modaevi, daha uzun bir formda yorumlanan en yeni Le Turismo modelini, Le Turismo Long’u tanıtıyor. Orijinal modelin yumuşaklığı, çabasızlığı ve elle bağlanarak çantayı kişiselleştiren düğümü gibi imza özellikleri korunurken, model günlük kullanıma daha uygun bir hal alıyor.
Kapaklı bir kapanışı olan ve omuzda taşınmak üzere tasarlanan Le Turismo Long’u tanıtan kısa kampanya filmi, Roger Gonzalez tarafından yönetiliyor ve merkezinde Çek süpermodel Eva Herzigová yer alıyor. Miami sokaklarında Le Turismo Long’u taşıyan Herzigová, sürekli hareket halindeki meşgul bir kadın olarak portrelense de filmde eğlence merkeze alınıyor. Renkli pullar, danslar, Le Turismo Long’un farklı ve canlı renkleri, kampanyanın pozitif enerjisini güçlendiriyor.

Fotoğraf: H&M
H&M Studio, “şimdi gör, şimdi satın al” mottosuyla Londra Moda Haftası kapsamında 2026-27 Sonbahar/Kış koleksiyonunu tanıttı. 1990’ların ikonik siyah-beyaz moda fotoğraflarından ilham alan koleksiyon, zıtlıkların yarattığı dinamik üzerine inşa ediliyor. Keskin maskülen formlar, güçlü ve duygusal bir feminenlikle buluşurken, güçlü omuzlar kum saati siluetiyle, ağır yün dokularsa zarif dantellerle bir araya geliyor. Kreatif direktör Ann-Sofie Johansson koleksiyon hakkında “H&M Studio A/W26, kendini bilen bir kadının sessiz gücünü yansıtıyor. Terziliğin güçlü çizgilerini doğal bir özgüven ve sahiplenme duygusuyla taşıyor, ancak onları tamamen kendi tarzına uyarlıyor” açıklamasını yapıyor.
Koleksiyonun dış giyim ve terzilik parçaları arasında ince çizgili yün kumaştan tasarlanan gri melanj blazer, omuz dikişi detayları ve suni kemeriyle öne çıkan uzun antrasit kaban, vücuda oturan blazer elbise, suni kürk bir oversized şal yakaya sahip siyah dolgulu kaban ve dik yakalı siyah deri ceket gibi parçalar dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra özellikle gömleklerde ve üst giyim kısmında geniş bir tasarım seçkisi de bulunuyor. Koleksiyonun renk paleti genel olarak siyah tonlarından oluşsa da kontrast yaratacak detaylar da göze çarpıyor.

Fotoğraf: Hunter Boots UK
Hunter Boots, 170. yılını kutladığı Iconic by Nature kampanyasında İngiliz ikon Kate Moss’la buluşuyor. Markanın imza modellerinden Tall Wellington yağmur çizmesi, koleksiyonun ve modaevi mirasının önemli bir yerinde konumlanıyor. Kate Moss’un Original Tall Wellington çizmesini Haziran 2005’te Glastonbury Festivali’nde giyerken görüntülenmesi, çizmenin dış giyimle kısıtlanmasının önüne geçmiş ve günlük stile dahil olmasını sağlamıştı. Moss bugün, o çizmeyi festival stilinin simgelerinden birine dönüştürdüğü günü, “Zaten geç kalmıştık ve o zamanki erkek arkadaşım o öğleden sonra sahneye çıkacaktı. Panik!..” sözleriyle anımsıyor. Ardından gardırobunun arkasındaki Hunter çizmelerini hatırladığını ekliyor: “Mükemmellerdi. Siyahtılar ve çiftçi gibi görünmüyordum.”
Mikael Jansson’un fotoğrafladığı kampanyada Moss, Britanya kırsalını yansıtan bir ortamda Original Tall Wellington Boot giyerken görüntüleniyor. Görünümünü gömlek, kapüşonlu parka ve kısa şortlarla tamamlıyor. Bir bakıma, markayla olan sıkı bağını 2005 yılında başlatan görünümü bugüne uyarlıyor. Kampanya seçkisinde ayrıca markanın ikonikleşmiş diğer bot ve ceket modelleri de öne çıkıyor.

Fotoğraf: Swarovski
Swarovski, ilk mücevher koleksiyonu Created Diamonds’ı uluslararası pazardaki başarısından sonra Türkiye’yle buluşturuyor. Koleksiyonda kullanılan pırlantalar, ışıltıyı en üst düzeye çıkaracak şekilde kesilerek laboratuvarda üretiliyor. %100 yenilenebilir enerji kullanılarak üretilen, geri dönüştürülmüş altın ve gümüşle tasarlanan pırlantalar, berraklık, renk, kesim ve karat ağırlığından oluşan uluslararası 4C kriterlerine göre derecelendiriliyor ve Uluslararası Gemoloji Enstitüsü tarafından sertifikalandırılıyor.
SwarovskiCreated Diamonds, markanın yaratıcı vizyonunun farklı yönlerini yansıtan üç koleksiyonla sunuluyor. Galaxy koleksiyonu, global kreatif direktör Giovanna Engelbert tarafından tasarlanırken ilhamını kozmostan alıyor. Eternity koleksiyonu, kalıcı aşkı ve zamansız zarafeti kutlarken parçalar arasında özellikle tektaş nişan yüzükleri, alyanslar, küpeler, kolye uçları, su yolu kolyeler ve bilezikler yer alıyor. Son olarak ilk defa geçtiğimiz yıl tanıtılan Octagon koleksiyonu, Swarovski’nin imza sekizgen geometrisini ve köklü ustalık mirasını markaya özgü octagon kesim tarzıyla buluşturuyor.

Fotoğraf: Dior
Kreatif direktör Jonathan Anderson, Dior için hazırladığı ilk cruise koleksiyonunu geçtiğimiz yıl Los Angeles’ta sunmuştu. Şimdiyse modaevi, 2028 Cruise koleksiyonunu Şanghay’da sunmaya hazırlanıyor. Bu lokasyon tercihiyse modaevinin tarihçesinde büyük bir önem taşıyor.
Şanghay şehri Dior ile, markanın kuruluşundan beri tarihsel ve kültürel bir bağa sahip. Christian Dior, modaevini kurduktan yalnızca bir yıl sonra 1948'de, haute couture koleksiyonundaki tasarımlarından birine ‘Shanghai’ ismini veriyor. Yaklaşık altmış yıl sonraysa John Galliano, 2011 Cruise koleksiyonunu Şanghay’da sunuyor. Şanghay 2021'deyse Pre-Fall koleksiyonuna ve geçtiğimiz yıl da Miss Dior sergisine ev sahipliği yapmıştı.

Fotoğraf: Yargıcı
Yargıcı’nın köklü “Seyahat ve Doğanın Hafızası” temasından yola çıkan 2026-27 Sonbahar/Kış koleksiyonu, İskoçya’nın sisli bozkırları, tarihî şatoları ve güçlü dokuları ile Uzak Doğu’nun yalın çizgileri, geleneksel detayları ve içsel zarafetini aynı çizgide buluşturuyor. Renkler antrasit, kömür ve gri tonlarıyla İskoç şatolarının taş yüzeylerini çağrıştırırken yosun yeşili, adaçayı ve haki tonları topraktan ilham alıyor.
Koleksiyon parçaları, İskoç giyim geleneğinin ekose, tüvit ve örgü dokularını Uzak Doğu’dan ilham alan yakalar, kapamalar, desenler ve dikiş teknikleriyle buluşturuyor. Dış giyim kısmında pelerinler, suni kürkler, yağmurluklar ve pardösüler öne çıkarken farklı kalıplardaki denim parçalar, trikolar ve akışkan elbiseler dikkat çekiyor.
