Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Artık hem dünya çocuk edebiyatında, hem de Türkiye’de mesaj kaygısız çocuk kitapları yazılıyor, okunuyor. Kitaba kutsal muamelesi yapmak da yok. Kitap dediğin, icabında sayfaları yırtılıp buzdolabı kapağına iliştirmek için de vardır. Birçok yerde kitap yazıları yayınlanan Ceyhan Usanmaz, öncelikli amacı çocukları eğlendirmek olan bu yeni anlayışı yazdı.

Fotoğraf: Begüm Özpınar
“Ben alışveriş için köye iniyorum” dedi annesi George’a bir cumartesi sabahı. “Sen de iyi bir çocuk ol ve yaramazlık yapma.” Küçük bir çocuğa hiçbir zaman
söylenmeyecek, saçma bir şeydi bu. George hemen ne tür bir yaramazlık yapabileceğini düşünmeye başladı. (Roald Dahl, George’un Harika İlacı)
Gerçekten de George’un annesinin yaptığına akıl sır erdirmek mümkün değil! Evde eğlenceli vakit geçirmek üzere kendisine hiçbir seçenek sunulmayan George, elbette annesinin sözünü dinlemeyecek ve ne tür bir yaramazlık yapabileceğini düşünmeye başlayacaktır. “İyi bir çocuk ol ve yaramazlık yapma” demek, tek başına hiçbir zaman yeterli olmayabilir. Çocukların, tek amacı mesaj vermek olan kitaplara yaklaşımı da belki böyledir, ne dersiniz? En başta da “ama artık biraz kitap okumalısın” öğüdüne karşı... Bir çocuğun eline zorla tutuşturulan bir kitap, hele bir de “şunu yapmalısın, bunu yapmalısın” öğütleri veriyorsa, yani edebiyatın estetik değerlerinden yoksunsa, çocuk dilini yakalayamamışsa, basit çizimlerle süslenmeye çalışılmışsa... Kısaca her yönüyle özensiz bir kitapsa, o çocuğun kitap okuma alışkanlığını belki hiç kazanamayacağını bile iddia edebiliriz.
Hem bir yazar-eleştirmen hem de üç yaşında bir kız annesi olarak Aslı Tohumcu da çocuk kitaplarının öncelikle “matrak” olması gerektiğini vurguluyor: “Çocukların kitapla buluşmasının temelinde eğlence fikrinin yatması gerektiğine inanıyorum.
Bundan kastım, kitabın yalnızca eğlenceli olması ve çocukta, ‘yahu, kitap okumak ne matrak şeymiş’ duygusu uyandırması değil. Çocuk aynı zamanda kitabın istediği sayfasını koparıp duvarlara, buzdolabı kapağına iliştirebilmeli. Ya da üzerine karalamalar yapabilmeli. Çocuk edebiyatının, müfredatın ve okulda verilen eğitimin devamı gibi görülmesine, seçimlerin bu yanlış didaktik mantıkla yapılmasına karşıyım. Ama tabii ki, kitabın eğitsel yanını inkâr edemeyiz. Burada eğitselden ne anladığımız önemli! Nasıl ki biz yeri geliyor yas duygumuzla, öfkemizle ya da yaşadığımız hayat ve varlığımızla ilgili soruların yanıtlarını bulmak için okuyoruz; çocukların okuma eylemini de korkularını, kaygılarını aşmalarında onlara kılavuzluk edecek ya da sevinçlerini katlayacak, onlara yaratıcı fikirler verecek okumalar olarak görmekte fayda var.”
Aslı Tohumcu bu fikirlerini, yarattığı Ateş karakteriyle çocuklara da ulaştırıyor. Örneğin Üç, İkiii, Birr, Ateş! isimli kitabının Kitaplar Neye Yarar başlıklı kısmında Roald Dahl’ın George’una göz kırpıyor: “Süper diye bağırmak istiyorum çünkü süper bir kitap okudum. George’un Harika İlacı kitabın adı. Şimdi George adında bir çocuk var, tamam mı? Bir de onun her şeyden şikâyet eden bir büyükannesi. Bu George, bir gün bir ilaç yapıp büyükannesine içiriyor. Sonra neler oluyor neler! Büyükannesi önce büyüyüp çatıyı deliyor, sonra küçülüyor falan. Kitap bana süper bir fikir verdi. Gerçekten SÜPERRRRRR.”




