Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Anthony Vaccarello 10 yılın ardından Saint Laurent’daki kreatif direktörlük görevinden ayrılıyor. Yerine kimin geçeceği henüz açıklanmadı.
Altın çağın vedası resmiyet kazandı: Saint Laurent, bugün yaptığı açıklamayla Anthony Vaccarello’nun markanın kreatif direktör görevinden ayrılacağını duyurdu. Geçtiğimiz hafta Paris’te gerçekleşen ve bugün tasarımcının modaevindeki son defilesi olduğu kesinleşen koleksiyon hakkında yazan Nicole Phelps, Vaccarello’yu şu sözlerle tanımlamıştı: “Az konuştuğu kadar kararlı bir isim; trendlere boyun eğmeyi kesinlikle reddeden ve sezonun öne çıkan anlatılarından biri olan modanın demokratikleşmesine de aynı ölçüde mesafeli duran bir tasarımcı.” Phelps, yazısını Robert Frost’un şu dizeleriyle bitirmişti; bugün bakıldığında bu sözler adeta geleceği haber veriyordu: “Altın olan hiçbir şey kalıcı değildir.”
Bugünkü açıklama, Nisan 2016’da başladığında süresi ve başarısı konusunda çok az kişinin tahminde bulunabileceği bir dönemi sona erdiriyor. O dönem 36 yaşında olan Vaccarello, Hedi Slimane’ın ayrılışından yalnızca dört gün sonra, Saint Laurent’ın o zamanki CEO’su Francesca Bellettini tarafından kreatif direktör olarak atanmıştı.

Fotoğraf: Getty Images
O dönemde Vaccarello, sektörde saygın bir isim olarak görülüyordu. 2015’ten itibaren Versace’nin ikinci markası Versus’un kreatif direktörlüğünü üstlenmişti. Duyusal gücü yüksek, çarpıcı tasarımlarıyla dikkat çekiyordu. Ayrıca 2009’dan itibaren kendi adını taşıyan, küçük ama giderek büyüyen markasını yönetiyordu. YSL görevini kabul ettikten sonra bu markayı kapattı. Kariyerindeki bir diğer önemli başarı ise Yves Saint Laurent’ın kurucu ortaklarından Pierre Bergé’nin başkanlığını yaptığı 2011 Andam Moda Ödülleri’nde kazandığı ödüldü.
Slimane’ın dört yıllık kreatif direktörlük döneminde YSL’in marka gelirleri, 2011’de 354 milyon avrodan 2015’te 974 milyon avroya yükselmişti. Dolayısıyla Vaccarello’nun devraldığı görev, yalnızca yaratıcı açıdan değil, ticari açıdan da doldurulması zor bir boşluk anlamına geliyordu.
Ancak Belçikalı tasarımcı, çok kısa sürede bu beklentileri karşılamakla kalmadı, daha da ileriye taşıdı. 2016’dan 2023’e kadar lüks moda sektöründe yaşanan büyüme dalgasından, Covid dönemindeki düşüşe rağmen, yararlandı. Vaccarello’nun yönetiminde Saint Laurent’ın gelirleri 2022’de üç kattan fazla artarak 3,3 milyar avroya ulaştı. Kering’in 2025 yılının tamamına ilişkin finansal verilerine göre Saint Laurent’ın geliri 2,6 milyar avro olarak kaydedildi. Bu gelirin yüzde 30’dan biraz fazlasını, yani 1,019 milyar avroyu, tekrarlayan faaliyet kârı oluşturuyordu.
Vaccarello, başarıya giden yolu kısmen Brüksel’deki yetişme tarzından ve La Cambre’de aldığı eğitimden beslenen yenilikçi yaratıcılığıyla, kısmen de Sicilyalı ailesinden miras aldığı kışkırtıcı ve güçlü bir etki yaratma içgüdüsüyle çizdi. 2015’te Vogue Avustralya’ya verdiği röportajda bunu şöyle ifade etmişti: “Kıyafetleri oluşturma biçimimde Belçikalı yaklaşımını benimsiyorum; tasarımların inşasına ve yapısökümüne daha fazla odaklanıyorum. İtalyan tarafım ise belki de işin seksi kısmını oluşturuyor.”
Bir diğer önemli etken de imge yaratma konusundaki ustalığıydı. Vaccarello, YSL’in yaratıcı ifade alanını genişleterek markayı Slimane’ın son derece başarılı, alt kültürleri belgeleyen kendine özgü estetiğinin ötesine taşıdı ve Yves Saint Laurent’ı yeniden Parisli modern modaevlerinin en karakteristik örneği hâline getirdi. Eyfel Kulesi’ni fon olarak kullandığı Trocadéro’daki ilk defilesi, Vogue Runway’in sezon boyunca en çok görüntülenen defilesi oldu. 2019-20 Sonbahar/Kış koleksiyonundan itibaren Vaccarello’nun tasarımları yalnızca Saint Laurent’ın imza kodlarını hatırlatmakla kalmadı, bunları genişleterek modernize etmeye de başladı. Kurucunun siluetlerini ve tasarım kodlarını uç noktalara taşıyarak neredeyse dayanılmaz bir görsel gerilim yarattı.

Fotoğraf: Getty Images
Bu yaratıcı yolculuk, Vaccarello’nun 29 Eylül’de sunduğu 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonuyla son buldu. Defile, Saint Laurent için ilk koleksiyonunu sunduğu tarihten tam 10 yıl 2 gün sonra gerçekleşti. Eyfel Kulesi’nin altında, ışıkları yanan üç dev avizenin eşlik ettiği defilede tasarımcı, altın tonlarında 49 görünümün ardından siyah renkte 10 tasarımla final yaptı. Saharienne ceketler, trençkotlar, kalem etekler, brokar kumaşlar ve gece elbiseleri, Vaccarello’nun imzası hâline gelen güçlü ve titiz bir yaklaşımla modaevinin tasarım mirasını yeniden yorumladı. Renk sıralaması, Yves Saint Laurent’ın 1991-92 Sonbahar/Kış Rive Gauche koleksiyonunun altın tonlarıyla biten finalini tersine çevirmişti. Bu kez perde siyaha dönüyordu.
Defile başlamadan önce bile atmosfer bir veda törenini andırıyordu; zira Vaccarello’nun ayrılacağına ilişkin söylentiler yaz aylarından beri gündemdeydi. Tasarımcı, alışılmışın aksine koleksiyon öncesinde röportaj vermeyi reddetti. Bunun yerine, koleksiyonun kişisel ve duygusal niteliğini anlatan bir not eşliğinde siyah kala zambakları gönderdi.
Defile öncesinde Miles Davis’in Louis Malle imzalı Elevator to the Gallows filminin müzikleri çalındı. Finalde ise Charlotte Gainsbourg sürpriz bir performansla sahneye çıktı. Vaccarello, modellerinin çevrelediği bir şekilde podyuma geldi ve ardından podyumu geçerek oğluna bir şey uzattı. Pek çok kişi bu hareketi, modaevinin anahtarlarını devretmek olarak yorumladı. Jestin gerçek anlamı ne olursa olsun, bu an Vaccarello’nun Saint Laurent için son selamıydı.
Bu içerik, Vogue Business’ta yayımlanan yazıdan yararlanılarak kısaltılmış ve Türkçeye uyarlanmıştır. Orijinal kaynak: Vogue Business.