F

06 Ağustos 2019

Işık Kirliliğine Veda Partisi: Siz Hiç Yıldız Saydınız mı?

RÖPORTAJ: ZEYNEP GÜR

menerve

8 Ağustos tarihinde Bodrum'a yolunuz düşerse eğer "Işık Kirliliğine Veda Partisi"ne uğramadan dönmeyin. "Sen hiç yıldız saydın mı?" sloganıyla ışık kirliliğine dikkat çekmek ve yıldızları görebilmek adına düzenlenen bir pragmatik çevre eylemi Işık Kirliliğine Veda Partisi... Bu etkinliğin oluşum sürecinde büyük bir rol oynayan Merve Okutucu, adeta bir fikir fabrikası, hatta ve hatta dur durak bilmeyen bir  kurgu istasyonu. Müziğin iyileştirici gücüne inanıyor, ve ikna kabiliyetine. "Müzik" çıkışlı bir çevre etkinliğine imza atması da bu yüzden. Işık Kirliliğine Veda partisinin dünya çapında bir kolektife dönüşmesi ve daha evrensel bir amaca hizmet etmesi onun yegane temellisi. Kendisi, doğum tarihi 3 Ağustos'tan itibaren adını "Menerve" olarak değiştirerek yepyeni bir yolculuğa adım attı. Biz de bu yolculuğu onunla birlikte kucakladık. 

 

Öncelikle müzik dünyasına geçişinizden bahseder misiniz?

Bugüne kadar bana verilen en güzel hediye pembe bir mikrofondu, benim verdiğim en güzel hediye ise hep müzik olmuştur. Ne kadar zaman geçerse geçsin insanlar kendilerine söylenen güzel sözleri kolay kolay unutmazlar. Her zaman sizi, o güzel kelimelerinizle hatırlarlar. Şiir kelimelerin, müzik melodilerin, yeryüzünden gökyüzüne yükselmesidir. Sanatın etki ve gücü, insanın iç ve dış dünyasında, yol açtığı dalgalanmalarda gizlidir.

Müziğin yarattığı akustik dalgaların içinde enerjiler var. Oluşan enerjiler, havanın titremesiyle, kulaktan beynimize girip, moleküller arasında iletilmeye devam ederek, tüm benliğimizi etkiler. Vücudumuzun su moleküllerini, hatta DNA’mızı etkileyebilen bir güçten bahsediyoruz…Bu güçte başka ne biliyoruz? Müziğin önem ve değerini anlamak için bunları düşünmek gerek. 

Sanat koleksiyonları tesadüfen oluşmuyor, kişisel zevklerin ötesinde, müzelerin kamusal ve gelecek nesillere karşı sorumlulukları var. Müze kelimesi müzikle aynı kökenden gelir, fakat müzik görülmez bir sanat olduğu için, aslında yeni çağın belki de en güçlü eserleri bu koleksiyonlarda ve kamusal alanlarda yer alamıyor. Müziği üç boyutlu hale getirerek, müziğe yeni bir boyut, yeni bir bakış, yeni bir değer kazandıralım diyoruz. Bu projenin adı C9. Dokuzuncu bulut. Müzik, kimsenin ilgisiz kalamadığı, diller üstü bir dildir. Bir müzik eseri, hangi dilde seslenirse seslensin, her dil onun dilinden anlar. Güzel müzik, güzel düşünen, güzelliği arayan, güzel insanların işidir. Yüksek boyutların kapıları, güzellikle açılır. Gönüller, müzikle kazanılır. 

Bahsettiğim güzellikteki sanatçıları keşfetmek, duyurmak ve korumak gibi görevlere soyundum. Benim adım Menerve, müziğin ve kentimin koruyucusuyum.

 

Yakın gelecekte Bodrum’da “Işık Kirliliğine Veda Partisi” düzenliyorsunuz. Bize biraz bu projeden bahseder misiniz? 

Işık kirliliği yüzünden gökyüzünün büyüleyici güzelligini göremiyoruz. Işık kirliliği temelde iyi tasarlanmamış aydınlatma sonucu gökyüzüne kaçan ışığın toz vb. maddelere çarparak bizimle yıldızlar arasında bir perde oluşturması şeklinde açıklanabilir. Doğayı rahatsız etmeden, insan sağlığını bozmadan ve gökyüzümüzü kaybetmeden yaşamak varken, bu kirlilik neden? Sorguluyoruz. Uzay çağında yaşıyoruz fakat insanlık yıldızlardan hiç bu kadar uzak olmamıştı... Kaç yıldız adı biliyoruz? Ezoterik bilgilerin giderek önem kazanacağı yeni çağda, yıldızlarla aramızdaki bu perdenin kalkması için ilk adım bu veda partisi.

 ışık,kirliliği

Müzikle iç içe bir parti olacağı yönünde duyumlar aldık. Kutlamanın müziksel tarafından bahseder misiniz?

Bodrum, doğası, tarihi ve çağdaş değerleriyle, bir dünya kenti olarak şekillenirken, kent kimliğini etkileyen değerlerin belki de en başında kültür ve sanat gelir. Çevresel ve toplumsal sürdürülebilirlik, o coğrafya üzerinde yaşayan ve olgunlaşan bireylerin yaşam alanlarına ne ölçüde sevgi duyduklarıyla ilişkilidir. Yaşadığımız yerler için bir vizyon geliştirmek ve o yolda ilerlemek, en yüce sevgi göstergesidir.

Sanatçılar, yüce özelliklerle donatılmış, yüksek bilinçli kişiler, hatta bana sorarsanız evrensel dahiler…Müzik “kutlu” olan her şeyle iç içedir ve insanları bir araya getirir. İnsanlığa yol göstermek üzere beklenen kişilerin bilinçaltımızdaki arketipler olduklarını hatırladıkça, evrensel masala dahil oluruz. Yüce gönüllü arkadaşlarım Tuğçe Kurtiş ve aziz Santi’nin konserleri bir masal gibi büyüleyici, yıldızlar gibi parlak, kozmik bir enerji açığa çıkarıyor. Konserleri 8’den 88’e herkese hitap eden, melodik ve tinsel yapıda...

 

İlerleyen süreçte “çevre kirliliği” hakkında başka projeleriniz olacak mı?

Bilginin bilgeliğe dönüşümü için, uygulama sahasına konulması ve faydalı sonuçlar vermesi şartı var. Dünyanın hem manevi hem de kültürel bir dönüşüm içerisinde olduğunu biliyoruz, peki bu dönüşümde ne görev üstleniyoruz? Kente sevgimizi gösteren bir diğer proje “Sadece 3 Dakika” sloganıyla denize giden herkesi (ama herkesi) çevre temizliğine yönlendirmek. Önümüzdeki zamanlar için merkezlerde “yenilebilir peyzaj” uygulamaları başlatmak, toplu taşıma araçlarını cazipleştirmek ve çocukları arkaik kimliklerine, yani kahramanlığa cesaretlendiren filmler yapmak. Siz hiç gerçek denizkızı gördünüz mü? Bodrum’a gittiğinizde karşınıza çıkabilirler! Sezon sonu deniz kirliliğine veda partimize de bekleriz. Dünyayı siyasi partiler değil, böyle “partiler” kurtaracak.

En epik projemiz, 3 Kasım’da duyuracağımız TRI.  Gençliğe hitabeyi yeniden yazdik. Çağın çağrısının özeti aslında; herkesin kendi önemsediği konularda canlanması, elinden geleni “denemesi.”  O partinin ismi de “Akıl Kirliligine Veda Partisi” olsun, ne dersiniz?

ETİKETLER: ÇEVRE KİRLİLİĞİ , FESTİVAL , MÜZİK , MÜZİK FESTİVALİ , BODRUM