01 Nisan 2014

Hatay yolcusu kalmasın!

YAZI: AYLİN SAYEK

Vogue Gurme’de Nisan ayı’nda Hatay yolcusuyuz! Vogue Gurme’de bu ay yazdığım için çok mutluyum, çünkü öncelikle yemeyi, sonra yemek yapmayı, hiç yapmayacağım yemeklerin bile tarifini okumayı, bir de Nisan ayını çok severim. Yaz yaklaşır, havada tatlı bir heyecan, Arsuz’da portakal çiçekleri, Antakya’da taze kekik vakti, İskenderun’da paskalya çörekleri… 

Bana nerelisin sorusunu sorma hatasında bulunanlar genelde moduma göre cevap verdiğimi bilmezler. Kimi zaman doğduğum ve büyüdüğüm Ankara, kimi zaman genelleyerek Hatay, kimi zaman İskenderun, çoğu zaman ise gerçekten memleketim olduğunu hissettiğim Arsuz cevabını veririm. Evet, ailemiz bildiğimiz kadarıyla en az altı göbekten beri Arsuzlu. 

Arsuz, Türkiye’nin doğu Akdeniz sahilinin en güneyinde küçük bir balıkçı köyü. Son yerel seçimlerde bünyesine tüm çevre beldeleri de eklenerek ilçe haline getirilmesi kafanızı karıştırmasın. Nüfusu kışın 2200 civarında, yazın 50.000 üzerine çıkıyor. Küçük dediğime de bakmayın, bize göre herşeyin en güzeli orada – balığın, domatesin, şam fıstığının, sohbetin, arkadaşın, dostun, sevgilinin Orada güneşin parlayışı da başka, yemeklerin tadı da. 

Komşu ülkeler ve binlerce yıllık medeniyetlerin etkisini mutfağında da hissettiğimiz Hatay neyiyle ünlü diye sorarsanız, tek bir şey söylenemez. Bir aylık blog yetecek mi hep birlikte göreceğiz.

İşte bu ay size iyi künefeyi nasıl ayırdedeceğinizi, bizim için kutsal sayılabilecek humus’u, Paskalya’daki Arsuz kahvaltı sofralarını, Teta’mın (yani babaannemin) mutfağını; zaman yettikçe, iştahım ve iradem elverdikçe, elimden geldiğince anlatacağım. 

 

ETİKETLER: HATAY MUTFAĞI