15 Haziran 2019

Düşes Devrimi: Meghan Markle

YAZI: İNAN KIRDEMİR

Meghan Markle

Fotoğraf: Getty Images Turkey

O bildiğimiz düşeslerden değil. Soylu bir aileden gelmiyor. Üstelik melez. Özünde Kaliforniya rahatlığı var. İngiliz Kraliyet Ailesi’nin resmi protokollerinin ciddiyeti karşısında sadece tebessüm ediyor. Eşi Prens William’ın gözlerinin içine bakarken güldüğü gibi... Prensin hayatına girdiğinden bu yana dünyanın İngiliz Kraliyeti’ne bakışı değişti. Pavilion yayınevinden çıkan Meghan kitabı, işte tam da bu değişimi, yaklaşan düşes devrimini konu alıyor.

Meghan Markle

Fotoğraf: Getty Images Turkey

Geçtiğimiz aylarda, Oprah Winfrey’nin katıldığı CBS This Morning programını izledim. Kariyeri boyunca yaptığı gibi yine o coşkulu tavrıyla haksızlığa uğradığını düşündüğü birilerini korumaya çalışıyordu. Bahsettiği Sussex Düşesi Meghan Markle’ın ta kendisiydi. “Meghan hakkında çıkan haberleri görüyorum. Çoğu taraflı ve hiç adil değil. Gücün yanında durmaya çalışan bir kadın olarak yazılıp çiziliyor. Halbuki onu tanısanız, ne kadar iyi niyetli, sıcacık ve mükemmel bir kalbi olduğunu anlardınız” diyordu Winfrey. Yakın arkadaşının Cambridge Düşesi Kate Middleton ile mütemadiyen bir rekabet çarmıhına gerilmesinden basını sorumlu tutuyordu, şikayetçiydi bu durumdan.

Bir zamanlar Kaliforniya’da aktris olma hayali kuran genç bir kızken, bugün belki de bir gün canlandırmak isteyeceği düşes rolünün aslını yaşıyor Rachel Meghan Markle. Medya dünyası için kelimenin tam anlamıyla bulunmaz Hint kumaşı. Neredeyse her gün dünyanın bir yerinde manşetleri süslüyor. Hakkında yazıp çizilecek konu çok. İngiliz Kraliyet Ailesi mensubu Sussex Düşesi, her şeyden evvel soylu bir aileden gelmiyor. Üstelik kraliyet ailesindeki ilk melez. Şu sıralar ise dünyanın en gözde prens annesi olarak ününe ün katıyor. Giydiği, yaptığı, söylediği her şeyle tüm dünyanın radarında.

Oprah Winfrey ve Amal Clooney gibi dostları olmasa, Markle’ın ne düşündüğünü, ne hissettiğini öğrenmek biraz zor. Zira basınla kurduğu iletişim Lady Diana’nınki kadar samimi değil. Bir kraliyet etiketi, hatta bir nevi görevi olan tebessümü hiçbir zaman yüzünden eksik etmese de kendisini konu alan haberlere mesafeli yaklaşıyor. Az konuşuyor, az paylaşıyor.

“Meghan’ın hâlâ gizemini koruyan ortak arkadaşlarına sorduğu ilk soru prensin iyi bir insan olup olmadığıymış. Bu soruyu soran bir kadın prensin tacıyla değil kalbiyle ilgilidir.” - Halima Sadet, Yazar

Meghan Markle

Hal böyle olunca Winfrey’nin “dostum” diye tanımladığı Meghan’ın gerçekte nasıl biri olduğu merak uyandırıyor. Henüz Meghan’ı anlatan kapsamlı bir belgesel çekilmedi. Düşes unvanını aldığından bu yana röportaj da vermiyor. Neyse ki, bu ay Pavilion yayınevinden çıkan Meghan kitabı yeterince biyografik ve bir nebze de olsa merakımıza bir parmak bal çalıyor. Kitabın ön sözünü İngiltere’nin en deneyimli Kraliyet muhabiri Brian Hoey kaleme almış. Halima Sadet da ayrıntılı Markle portesiyle fotoğrafların ardındaki Meghan’a ışık tutuyor. Kitap, Kaliforniya’dan Hollywood yıldızlığına, oyunculuktan sosyal sorumluluk elçiliğine, Markle’ın hayatını bölüm bölüm ele alıyor.

Beni en çok etkileyen kısım, Prens Harry ve Meghan Markle’ın görücü usulü tanıştıklarını öğrenmek oldu. Yıl 2016, sıcak bir Ağustos ayı. Prens Harry savaş gazileri adına düzenlenen Invictus Oyunları’na katılmak üzere soluğu Kanada’da alıyor. O sırada birbirleri için biçilmiş kaftan olduklarını düşünen ortak arkadaşları Prens Harry ve Meghan Markle’ın buluşmalarına önayak oluyor. Sadat’a göre ikisinin de birbirlerini doğru dürüst tanımaması büyük şans. Ne Markle, Harry’nin prensliği dışında bir şey biliyor, ne de Prens Harry Markle’ın oyunculuğundan haberdar. Markle’ın rol aldığı meşhur dizi Suits’u bile izlememiş. Her detayıyla önyargısız bir buluşma.

Meghan Markle

Fotoğraf: Getty Images Turkey

Markle’ın prenslik etiketiyle hiç ilgilenmediğini anlatıyor Sadat: “Meghan’ın hâlâ gizemini koruyan ortak arkadaşlarına sorduğu ilk soru prensin iyi bir insan olup olmadığıymış. Bu soruyu soran bir kadın prensin tacıyla değil kalbiyle ilgilidir.” İlk görüşte aşkmış onlarınki. Prens Harry Markle’a görür görmez vurulmuş, Markle ise prensin espri anlayışına tutulmuş. İlk buluşmalarında ikisi de Afrika’ya duydukları ilgi ve sorumluluktan dem vurunca aralarındaki tutku iyice alevlenmiş. “Bu aşkın kaynağı Afrika, dünyadaki yoksulluğa dair hissettikleri ortak sorumluluk” diyor Sadat.

Belli ki evren de bu aşktan yana. İki hafta sonra, Güney Afrika, Botswana ziyaretine giderken Markle’ı da davet ediyor Prens Harry. Botswana’da yerel halka birlikte çölün ortasında, çadırda kalıyorlar. Ne oluyorsa çadırdan sonra oluyor. Kanada’yı sık sık ziyaret eden prensin Markle ile ilişki yaşadığı kulaktan kulağa yayılmaya başlıyor. Prens Harry, âşık olduğu kadını seksist ve ırkçı söylemlere karşı korumaya ant içiyor. İngiliz Kraliyet Ailesi, devrim sayılabilecek bir hamle ile Meghan’ı koruma altına alıyor ve basının bu ilişkiye gölge düşürmesine müsaade etmiyor. “Düğün hediyesi olarak tüm davetlilerden bağış yapmalarını istemeleri, bu aşkın iyilik üzerine inşa edildiğinin en güzel kanıt değil mi?” diyor Sadat. “Düğünlerini, en özel günlerini evsizler, HIV ile mücadele eden dernekler, cinsiyet eşitliği için savaşan sivil toplum kuruluşları gibi yardımlaşma merkezlerine destek olmak adına kullandılar. Onların edindiği misyon da bu.”

Meghan Markle

Fotoğraf: Getty Images Turkey

Kitabın sonlarında Markle’ın yıllar önce yazılarını yayımladığı The Tig isimli blog’dan da bahsediliyor. Bir yazısında şöyle demiş Markle: “Güzel giyinmek, makyaj yapmak feminizme engel değil!” Bugün bu sözü düşesliğe uyarlayıp benzer bir yazı kaleme alsa belki de şu cümleleri kurardı Meghan Markle: “Sıradan bir ailenin melez kızı olmak düşesliğe engel değil. Kim bilir, belki ileride kraliyet protokolü bile değişebilir.”

ETİKETLER: MEGHAN MARKLE , DÜŞEŞ , PRENS HARRY , İNGİLİZ KRALİYET AİLESİ , VOGUE TÜRKİYE HAZİRAN/TEMMUZ 2019