23 Şubat 2015

Alice Howland’ın Terk Edilişi

YAZI: FERHAT ULUDERE

Oxford Üniversitesi İngilizce Profesörü olan John Bayley’in 1997 yılında yaptığı açıklama edebiyat dünyasını derinden etkilemişti. Bayley karısının bir yıldır alzheimer hastası olduğunu açıklamıştı… Akademik çevrelerde saygı uyandıran bu ismin karısı yazar ve felsefeci Iris Murdoch’dı. 1954 yılında ilk romanını yazmış, o günden sonra felsefe ve edebiyat tarihinde belirleyici bir rol oynamıştı. Kocası artık kitaplarının bile adını hatırlamadığını söylemişti. Buna rağmen Murdoch kendi durumunun farkındaydı ve hastalıkla savaşmayı sürdürüyordu. Yaşadıklarını "çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak" şeklinde tanımlıyordu. Bu tanım edebiyat dünyasının Murdoch’tan aldığı son haber oldu. Murdoch, 8 Şubat 1999 tarihinde her şeyi unutmuş bir şekilde hayata veda etti. Iris Murdoch’un yaşadıkları 2001 yılında Richard Eyre tarafından Iris adıyla beyazperdeye aktarıldı ve film vizyona girdiği tarihte çok konuşuldu. 
 
Fotoğraf: Still Alice
 
Richard Glatzer ve Wash Westmoreland’ın birlikte yönettiği Still Alice de Iris Murdoch’un yaşadıklarına benzer bir hikaye üzerinden ilerliyor… Lisa Genova’nın çok satan romanından uyarlanan film Columbia Üniversitesi dilbilim profesörlerinden Alice Howland’ın konuşmacı olarak katıldığı bir konferans sırasında kullanacağı kelimeyi unutmasıyla başlıyor. Bu unutkanlığın üzerine üniversitenin kampüsünde yolunu kaybeden Howland doktora gitme ihtiyacı hissediyor ve erken başlangıçlı Alzheimer’a yakalandığını öğreniyor… Filmde hastalığın ilerleyişi zaman atlamalarıyla birlikte seyirciye aktarılıyor. Dilin sınırsızlığına ve iletişimin gücüne inanan, bu konuda önemli çalışmalara imza atan Alice Howland yavaş yavaş her şeyi unutmaya başlıyor. Kelimeler, sesler, anlar, anılar, geçmiş ve gelecek her şey Alice’in zihnini terk ediyor. Ve ondan geriye sadece yakınlarının hatırladığı bir isim kalıyor. 
 
Fotoğraf: Still Alice
 
Alice’in yaşadığı yalnızlaştırıcı ve yıpratıcı sürece izleyiciyi ortak etmeyi başaran Richard Glatzer ve Wash Westmoreland Still Alice ile oldukça etkileyici bir filme imza atıyor. Ancak konu ve anlatım biçimi etkileyici olmasına karşın, yan hikayelerin devamlılığı konusunda bazı sıkıntılar yaşanıyor. Yönetmenler hastalığa ve hastalığın ilerleyişine odaklanıp yan karakterleri ön plana çıkarmıyorlar. Julianne Moore son dönemde el attığı her çalışmada olduğu gibi bu filmde de etkileyici bir performans sergiliyor. Alice Howland karakteri ile Altın Küre ve Bafta’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülen oyuncu filmi neredeyse tek başına taşıyor. 
 
Still Alice’in başarısının arkasında elbette yazar Lisa Genova’nın etkisi çok büyük. Yazarın nöroloji alanında doktorasının olması hikayenin gerçekliğine önemli bir referans sağlıyor. Hatta Iris Murdoch’ın hastalığa yakalanmasının cevabını üstü kapalı olsa da ondan alıyoruz. Yazar, hastalığın entelektüeller açısından daha yıkıcı olduğunun altını çiziyor. 
 
Filmin yönetmenleri Richard Glatzer ve Wash Westmoreland’ın ortaklıkları da oldukça ilginç. Richard Glatzer 2011 yılında dilinin sürekli sürçmesinden şikayet ederek doktora gidiyor ve kendisine ALS teşhisi konuyor. Kendi ve Alice karakteri arasında paralellikler kurarak kitabı beyazperdeye aktarma kararını o zaman alıyor. Çekimler başladığında ise Richard Glatzer kendi başına beslenemeyecek bir hale geliyor. Ellerini kullanamıyor; yalnızca belli açılardan notlar alabiliyor; ama buna rağmen her gün sete gelmeyi başarıyor. Richard Glatzer’ın hastalığına rağmen gösterdiği bu çaba filmin başarısına büyük ölçüde katkı sağlıyor.
 

 

ETİKETLER: OSCAR , 87. AKADEMİ ÖDÜLLERİ , STİLL ALİCE , SİNEMA