28 Ocak 2015

Suzy Menkes Couture Defilesinde: 3. Gün

YAZI: SUZY MENKES

ARMANI: BAMBUNUN ZERAFETİ VE GÜCÜ
 
Giorgio Armani'nin koleksiyonunun ve podyumunun ana teması olan bambuyla ilgili tam da doğru tanıma sahipti. Tasarımcı, Armani Privé koleksiyonunda sanki bir Asya cennetinde çıkan hafif bir esintiyle usul usul sallanıyormuş gibi gözüken bitkilere gönderme yaparak "Bambu güçlüdür ama bükülmesini de bilir."  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Armani'nin her zaman bir Doğu tutkusu olmuştur. Ancak, Oryantal bir hava olmasına rağmen, bunlar Asya'dan gelmiş gibi duran kıyafetler değildi. Ama bu sessiz ve kibar koleksiyonun oryantal havası ne de olsa ön sıradaki müşterilerden belli oluyordu. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Birbirlerinden çok uzak ve farklı yerlerden gelmiş de olsalar Kristin Scott Thomas, Robin Wright, Hindistan'dan Sonam Kapoor ve İspanya'dan Paz Vega gibi isimlerin hepsi defileyle ilgili çok coşkuluydu ve hepsi sahne arkasını ziyaret etti.  
 
Thomas, vücuda oturan kısa veya uzun ceketlerin altındaki hoş ve baştan çıkarıcı pantolonlara bakarak  "Şu bol pantolonlar!" diyor.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu tasarımcının daha önce buna benzer bir "look"u vardı ancak bu sefer daha nazik detaylar eklemiş. 
 
Armani, mart ayında modadaki 40. yılını kutluyor olacak, ve her ne kadar Armani Privé çok daha kısa bir hayat yaşadıysa da, bu defile ustanın neyi simgelediğini özetler gibiydi: Sessiz bir güce sahip bambu.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu kıyafetler günlük hayatta asil bir giyime sahip olmak isteyenler için: Her kıyafet, Asya süslemeli yarı saydam küpelerle eşleştirilmişti ve çantaların çoğu camsı veya şeffaftı.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Arada sırada göğüs kısmında tüyler görsek de bariz süslemeler kullanılmamıştı. Kıyafetlerde sanki vücutlardan su akıyormuş gibi bir etki vardı.  Yeşil, mavi, deniz yeşili tonları asil bir deniz manzarası çiziyordu.   
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Çok gerekli değildi ama kaçınılmaz olarak günlük, tatil ve gece kıyafetleri arasında aralar oldu. Akademi ödülleri kıyafetlerinde daha fazla süsleme vardı ama aslında kıyafetlerin hepsi kırmızı halıda giyilebilecek kadar zarifti. Ve "zerafet" sözcüğü Armani'nin bu koleksiyonunu tamamıyla özetleyen sözcük.  
 
 
CHANEL: KARL'IN HAUTE TEKNOLOJİSİ ZİRVEDE 
 
Grand Palais'de dikenli kış bitkileri, seranın camdan tavanına doğru yükselyor. Daha sonra, yavaşça, kağıttan yapraklar, pembeye, turuncuya sarıya dönüştüler, Chanel defilesine hakim olan renklerin aynısı. 
 
 
Bunu "haute teknolojisi" olarak adlandırabiliriz, dijital farkındalık ve lüks moda daha önce hiç Karl Lagerfeld'in Chanel yaz sezonu couture koleksiyonunda yaptığı beyin fırtınasında olduğu kadar ustaca bir araya getirilmiş miydi?  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Son manken korkulukların taktığı cinsten hasır bir şapkayla, yoğun bir şekilde süslenmiş bir üst ve uçuşan bir etekle yürüdükten ve onu, yanında dikenli çiçekler tutan dört bahçıvanla sahneye çıkan bir gelin izledikten sonra Karl bilgisayar donanımlı bu bahar mucizesini açıklayabildi. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ayaklarını buz beyazı kuma vurarak "Biliyor musun aşağıda 300 tane makine var" diyor, "Bana aniden "pat!" diye gelen bu fikri gerçekleştirmemiz bir senemizi aldı."  
 
Çiçeklerin yapraklarını bu şekilde açıp kapatan bir sistem yapabilen, Chanel'in iki C'sini üstünde taşıyan bir bahçıvan sulama kabı tasarlayabilen hangi tasarımcı olsaydı ona modanın mucize çocuğu derdik. Ve bu koleksiyonda hem Lagerfeld hem de Chanel stüdyosu öyle bir mükemmellik seviyesine ulaştılar ki bu 32 senelik işbirliği etkisini uzun süre hissettiren özel bir parfüm gibi.   
 
Bunlar gerçek Chanel kıyafetleriydi; özel el işlemeli o ünlü tüvitleri görmek mümkündü  ve aşina olduğumuz bazı ceket ve üstlerin bazı kısımları vücudu açıkta bırakacak şekilde kesilerek yeni bir havaya sokulmuştu.   
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Göbek deliğini açıkta bırakan göbeği açık üstlerden daha önce çok mu görmüştünüz? Ah! Ama bu kadar narinini, çiçeksi ve sorbet renkleriyle bu kadar hafifini hiç görmediğinize eminim.  
 
Her neyse, Karl'ın da dediği gibi "Müşterilerin bel üstüne kadar uzanan etekler istemelerini kafama takmam, bunun ismi "couture", istediklerini seçerler."  
 
Ama böylesi bir mükemmellik cümbüşünden nasıl olacak da hangisini alacağımızı seçeceğiz? Farklı gümüş tilki kürkleri giymiş üç Rus müşteri seçimlerini hararetle tartışmaya başlamıştı bile.  Sadece şapka seçecek olsam bile, pembe, gümüş grisi ve beyaz çiçeklerle süslenmiş moher tiftiğinden tüllü bereyle, Karl'ın "bulut şapkaları" diye adlandırdığı içinde hasır bulunan ağlı büyük şapkalar arasında kalırdım. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Kalçadan dizlere uzanan iplikli püsküllere sahip nakış dokumalı bir takımda olduğu gibi bu kadar fazla detaylandırmanın düz siyah ayakkabılarla eşleştirilmesi defileyi daha temeli sağlam bir hale getirmiş.  
 
Ve aynı zamanda, gerçekçi.  
 
Chanel'de her zaman olduğu gibi kıyafetler giyilebilirdi, modaya uygundu ve amaca uygundu. Bu da müşterilerin kendi ayrıcalıklı hayatlarındaki stilleri için çok kolay bir şekilde günlük ve gece kıyafeti bulabilecekleri anlamına geliyor.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ya geniş uçuşan eteklere ya da uzun ve dar olanlara sahip suni tüvit takımların  ne kadar hafif olduğunu fark ettim. Başa ve omuzlara geçirilen rengarenk tüylü pelerinde görüldüğü gibi süslemeler çok yoğundu, bu da Chanel'in usta ellerinin övgüyü hak ettiği konulardan bir diğeri..  
 
Ancak, asıl övgü Karl Lagerfeld'in kendisine gitmeli. En az terzilerin çalıştığı kadar o da çalışıyor, eskiyle yeniyi birbirine dikiyor. Chanel'in her zaman en asil bir şekilde yaptığı gibi, teknolojik bilgisayarla donatılmış, dijital dünyamızı modayla birleştiriyor.  
 
ELIE TOP: SAKLI HAZİNELER LÜKSTÜR 
 
 
Yumuşak küre, tıpkı yuvarlak bir biblo gibi parlıyor, ta ki bu mücevher döner tabla üzerinde dönerek dokulu ve taşlarla kaplı iç kısmını gözler önüne serinceye kadar. Sanki gökyüzünden gelmiş gibi gözüken bu Elie Top mücevherlerinin üzerinde çalışan elleri gözünüzün önüne getirmek çok kolay. Ancak tasarımcı, Paris'teki Colette'de satışa sunulmadan önce mücevherleri yakından gösterirken, onların ardında yatan antik yıldız araştırmalarını anlattı.  
 
Uygun bir şekilde adlandırılmış "Mécaniques Célestes" koleksiyonuyla ilgili her şeyin üç boyutlu olarak bilgisayarlarda tasarlandığını söylüyor. 
 
Gökyüzündeki yıldızlar gibi hareket eden yuvarlak yüzük, yumuşak metal kısmın üzerinde dönerek iç kısımda parlayan elmasları gösteriyor. Değerli taşların iç kısımda gizlendiği yüzük fikri, şehir yaşamında onları dikkatten uzaklaştırmanın bir yolu olarak görülebilir.
 
Ancak, Elie Top onun yerine şimdiki zamanların genel havasından esinlenmiş: Gizlenmiş lüks, en çekici şeydir. 
 
CLUB DİYARINDA IŞILDAMAK 
 
Karanlık bir odada müzik bangırdarken, ayakkabılar göze çarpıyor: Uzun topukların sonundaki kristal küreler. Teni açıkta bırakmak amacıyla yanlardan kavis verilmiş ankle boot'larda bolca ışıltı vardı. 
 
 
Roger Vivier'in "Butterflies of the Night" (Gecenin kelebekleri) adlı koleksiyonunun vizyonu buydu. Tasarımcı Bruno Frisoni 80'lere dönerek o zamanların disko hayatını 21. yüzyıla taşımış. 
 
Bazı ayakkabılar, bir diğer ilham perisi Marlene Dietrich'in stiline benziyordu. Ama tasarımcı daha çok erotik ve seksi topuklu ayakkabılara odaklanmış, dans pistine eşyalarını götürmek isteyenler için küçük gece çantaları da tasarlayarak koleksiyona pratik bir ekleme de yapmış. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: CHANEL , SUZY MENKES , ROGER VİVİER , KARL LAGERFELD , ARMANİ PRİVE , ARMANI , ELIE TOP , MÉCANİQUES CÉLESTES , LÜKS , ÇEKİCİ , MODA , STİL