09 Mart 2015

Paris Moda Haftası: Dördüncü Gün

YAZI: SUZY MENKES

YOHJI YAMAMOTO: MODANIN ŞAİRİ 
 
Yohji Yamamoto defilesi bir çiçeğin tomurcuklanması gibi yavaş ve asildi. 
 
Yohji'nin defileleri, her zaman siyahla başlar siyahla biter. Ama bu sezon birkaç farklı renk tonu da görüyoruz: çamur kahverengisi, koyu lacivert ve zirve renk olarak da biraz kızıl.
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Şiirsellik kıyafetlerde olduğu kadar makyajda da kendini gösteriyor, gözün dış taraflarına yapılan çizgiler mesela. Ama o çizgiler, bir elbisenin eteğini kabartan çemberlerle kıyaslanamazdı bile. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Daha önce Yohji'nin kıyafetlerde böyle yapılar oluşturduğunu görmüştük ama hiçbiri bu seferki garip yapıların hafifliğini taşımıyordu, ve bu seferkilere şiirsellik katan da bu hafiflikti. Hele parlak gümüşi bir beyazlıkta folyomsu kumaşın uzun dallara takılarak tasarlandığı bir tanesi vardı ki özellikle çok asil duruyordu. Bütün o fantezi, ayaklara ucu pembe brogue ayakkabılar giydirilerek gerçekliğe döndürülmüştü. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Evet, Yohji aynı zamanda "normal" kıyafetler de yapıyor, en ilginç olanı da nervürlü örgüyle yapılmış olan koyu mor ve lila tonlarındaki kıyafetti. 
 
Tasarımcının çalışmalarını her zaman şıp diye tanımak mümkün ama aynı zamanda sonsuz derecede yaratıcı. Bu da onun başarısını ebedi kılıyor. 
 
MAISON MARGIELA: HİKAYELER ANLATIRKEN 
 
Genç bir kadın çantasını kapar, dudakları bordo saçları turuncu renktedir, iki büklüm şekilde sokağa doğru koşmaya başlar. Şapkası öne düşürülmüştür. Bir sorun olduğu bellidir.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
John Galliano her zaman modanın muhteşem hikaye anlatıcısı olmuştur, sadece sahne bile bu tasarımcının kalbe dokunan duygular yaratmasına yeterli. 
 
Sadece birazcık deliliğin izin verildiği böyle bir moda sezonunda, John'un Maison Margiela hazır giyim koleksiyonunda yaptığı da tam olarak buydu.  
 
Kıyafetleri taşıyan bu genç kadınların neyin peşinde olduğu belirsizdi. Ama, kanarya sarısı palto ve turuncu eldivenlerle dışarı adım atmak bile bir moda duruşu olsa gerek. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Mankenleri mini eteklerin üzerine giyilmiş uzun paltoları ve gözleri kapanmış gibi gösteren bol maskaralarıyla "Les Girls"teki gibi
giydirmekte ikiyüzlüce bir şeyler var. Diğer genç kadınlardan biri, neredeyse çıplak bir üst kısımla podyuma çıkıyor ve öyle büyük Mary
Jane ayakkabıları giymiş ki ablasının zannedirsiniz.  
 
Özgün Martin Margiela'ya ne oldu peki? Hani şu bir parça kürkü alıp farklı bir boyaya boyamayan ve onu bir ayakkabı haline getirmeyen Martin Margiela'ya? Cevap: Hiç bir şey. Ama normallik furyasına hayır! Moda dünyası, farklı giyinmenin hiç de zor olmadığını kanıtlayan bu tasarımcıya hala ihtiyaç duyuyor. 
 
BALENCIAGA: YIKICI ASALET 
 
Kıvrımlı göğüs siluetleri, yüksek beller, kalçaların belirgin olduğu kıyafetler, ve incilere eşlik eden elmastan bir ok. Hepsi  Cristóbal'e özgüydü!  
 
Alexander Wang'in Balenciaga'da Kreatif Direktör olarak son dönemi olduğu için, daha önce hiç olmadığı kadar geçmiş kokuyordu bu defile. 1972'de ölen Cristóbal Balenciaga'nın ilhamını beraber poz veren Lady Gaga ve Kate Moss taşıyor, bir nevi markanın resmi ve günlük tarzını simgeliyor bu iki kadın.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Wang geçmişle şimdinin karıştırılmasına dair "Eskiden yadigar şeylerle süslemeleri bir araya getirmeyi seviyorum, buna yıkıcı asalet diyorum."  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu defile, tarihi modaevine biraz sportiflik katmak üzere ona verilen yetkiden dolayı Wang için büyük bir sınavdı. Kış/Sonbahar 2015 sezonunda son derece renkli ve başarılı bir koleksiyon tasarlamış. Açık renk olarak parlak kırmızı vardı ancak en çok podyumla da uyumlu olan siyah beyaz ekose kullanılmıştı.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
"Anı" dediğimiz şeyin, yani geçmişten bir şeyler alıp şimdiye uygulamanın yapılış şekli az miktarda ve tarz bir biçimdeydi. Defilede, dar pantolonların üzerine giyilmiş ceketlerle şık iş giyimi kıyafetleri yine mevcuttu. Her ne kadar 50'lerden hiçbir kadın o pantolonları giymeyeye cesaret edemezdiyse de, defilede bir retro hissi vardı.  
 
Daha genel olarak üst ve etek kombinasyonunu sık sık gördük. Örneğin dar üst kıyafetler eteklerin içine sıkıştırılmıştı. Mankenler, modanın görkemli günlerinden kalma o ihtişamla podyumda yürüdürler.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Defile bir şekilde kostüm partisi gibi gözükmemeyi başarmıştı. Belki de o şirin topuklu ayakkabılar ve mücevherlerin bol bir şekilde kullanılmasındandır.  
 
Wang'in boyun kısmında bir kürkü sergilediği esnalarda, yani defilenin sonuna doğru bugün kot pantolon-ve-sneaker insanlarının moda dünyasında olabileceğini hiç tahmin edemeyecekleri kadar büyük bir asalet vardı.

ETİKETLER: SUZY MENKES , BALENCİAGA , YOHJİ YAMAMOTO , MAİSON MARTİN MARGİELA , DEFİLE , JOHN GALLİANO , MAİSON MARGİELA