20 Şubat 2015

New York Moda Haftası: Yedinci Gün

YAZI: SUZY MENKES

PROENZA SCHOULER: NORMCORE'LA SAVAŞ 
 
Eğer "normcore"un tanımı gösterişsiz, sıradan ve önemsiz giyimin yükselişiyse, Proenza Schouler'ın koleksiyonu bunun tam tersini temsil ediyor. 
 
Jack McCollough ile Lazaro Hernandez'in koleksiyonundaki hiçbir şey sıradanlığa yaklaşamaz bile. Sade bir yakanın olması gerektiği yerden araba yıkama panellerine benzer kumaşlar dökülüyordu, kıyafetlerin yüzeyleri, farklı düzenlemelerle zenginleştirilmişti, her kıyafetin cesur bir mesajı vardı.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Şimdi şehrin merkezine taşınmakta olan Whitney Museum'un sahne arkasında, tasarımcılar sanatsal, kültürel ve teknik olarak nelerden etkilendiklerini anlattılar. 20. yüzyıl ortasından sanat akımlarını incelemişler ve özellikle heykeltıraş Robert Morris'in parçaları bir araya getirdiği işlerinden etkilenmişler.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Lazaro kesimli yakaları ve korseleri açıklarken "Bütün o kesikler, spontane ve organik gözükmeliydi" diyor, diğer tasarımcı arkadaşıysa 30,000 pulu nakış makinesiyle işlendiğinden bahsediyor.  
 
O minicik kristalimsi pullar, gece giyimine parıltı kattılar ve tasarımcıların modanın sınırlarını nasıl da sanata ve zanaatkarlığa doğru zorladıklarının kanıtı oldular. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Şifon üzerine fazlasıyla süsleme işlenmiş son parçalarsa, güçlü bir birliktelik içinde gibiydiler: Proenza takımı, minimalizme ve sıradanlığa karşı. 
 
JEREMY SCOTT: İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU ÖZGÜR BIRAKIN 
 
Çocuk dünyasından bebek konuşmalarına kadar her şey Jeremy Scott'un geçmişe döndüğünü gösteriyordu. Ancak Amerikan modasının ele avuca sığmaz çocuk havası, onun geçmişe dönük enerjisini de algılayabildi. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Arka planda duyulan bebek konuşmaları, kıyafetlerin atmosferine girmemizi sağladı; bütün kıyafetler bizi, boyun kısmında fırfırların olduğu zamanların anaokulu giyimine sürükledi, ve kıyafetlerin üzerinde bir masal kitabından fırlamış türden baskılar vardı. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Jeremy'nin genelde oyuncaklardan daha bariz temaları olur ama bu çılgın desenlerde ve renklerdeki sportif kıyafetlerin de ayrı bir havası vardı. Baskıların hepsi oyuncak bebekleri hatırlatıyordu ama üstlerinde çocuk kıyafeti olan yetişkinlerin garipliğiyle.
 
Jeremy Scott'un öyküsü aslında ciddi bir dünyada neşeli ve renkli olmayı anlatıyordu. Batı Yakası'ndan bu tasarımcı için moda dünyası demek, lekesiz aklın sonsuz günışığı demek. 
 
ANNA SUI: VİKİNGLERE SELAM 
 
Durdurulamaz Anna Sui, sahne arkasında "Vikinglerle ilgili bir televizyon programı izledim" diyor. Bir yandan da arka taraftaki iki model, renkli kıyafetlerini çıkarırken başlarındaki şapkayı da çıkarıp çıkarmamak hakkında tartışıyorlar. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Aslında belli bir noktaya kadar, Anna Sui her zaman aynı stili yansıtmıştır: mutlu, lüks bohem kadınları (ve biraz da erkekleri). Üstlerindeki kıyafetler, aylar önce bir hippi yolculuğuna çıkmışlar da sanki o zamandan beri biraz akıllanmışlar gibi gözükür. 
 
Sonbahar/Kış 2015 look'u da süsleme örgülerin, diz boyunda çizmelerle giyilmiş desenli diz altı eteklerin, ve yarım çizmeyle giyilmiş mini eteklerin bir karışımıydı. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Ama tatlı renklerden; sarıya ve leylak rengine geçmesi, ayrıca Frozen'ın  ve Viking'lerin buzlu ihtişamı bize Anna Sui'nin bir kez daha "yenile" butonuna bastığını gösterdi. 
 
HUGO BOSS, WALL STREET KADINLARINI BAŞTAN ÇIKARIYOR 
 
Böylesine bir sadelik çağına, moda aşırı şıklıkla mı yanıt vermeli? 
 
Jason Wu Boss defilesinin sonunda selam verirken, tıpkı modeller gibi yürüyerek solgun mavi gökyüzü, Dünya Ticaret Merkezinin yükselen silueti ve Hudson Nehri dalgalarının manzarasının önünden geçti.  
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Film yıldızı Julianne Moore, Hugo Boss kadın giyimi defilesinde bulunan birçok ünlüden sadece biriydi ancak Wu, gözünü daha çok Wall Street'in sert yönetici kadınlarına dikmiş gibiydi. 
 
Bütün engelleri yıkarak dünya ticaretinde en yükseklere tırmanmış bu kadın için öngörülen giyim, ince siyah elbiseler, bazıları kırmızı kırmızı parlayan şık ceketler, ve iş için orada olduğunuzu belirten türde ayakkabılardı. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Ben, Wu'nın "endüstriyel güzellik" olarak etiketlediği bu kadın patron görünüşüne karşı çıkıyorum. Hugo Boss'un erkek giyim koleksiyonu iyi terzilik baz alınarak oluşturulmuştu. Kadın giyimine gelince, her ne kadar bazı parçalar çok asil dursa da yine de daha incelikli olmalıydı.  
Bir sanat direktörü olarak Wu, dokularla çok güzel etkiler bırakmıştı, özellikle bir elbisenin göğüs kısmını vurgulamak için ışıltı yerine revnak kumaş kullanması gibi. Dokusal mesaj son derece güçlüyken, renkler ve baskılar belirgin geometrik çizgilerden oluşuyordu. Bu çizgiler, kıyafeti kullanılan materyal açısından parçalara bölüyordu.  
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Yine de koleksiyon, görkemliliğin büyük bir yansımasıydı. Ancak bence Wall Street'teki erkek kıyafetleri daha eğlenceli. 
 
MICHAEL KORS: GÖSTERİŞLİ RAHATLIK 
 
Michael Kors sahne arkasında mutlu bir şekilde ünlü misafirlerini kabul ederken ve yarattığı sonbahar güzelliği için her yerden tebrik alırken "Bir süreliğine Vermont'a gittim, ama çok da zorlamadım!" diyor.  
 
İlhamını sonbahardan alan renkler her yerdeydi: zengin kestane rengi, sincap kızılı, ağaç kabuğu kahverengisi, ahşap podyumda sıkça gördüğümüz renklerdendi. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ancak kolları yanlardan pelerin gibi açılan kürklü montlar ve diz boyu etekler, şehir yaşantısına da en az kırsal yaşama uyduğu kadar uyar.
 
Koleksiyon içerik anlamında çok zengindi ancak aynı zamanda giyilebilirdi. Sonbahar 2015 sezonunda New York'ta gördüğümüz en iyi günlük giyim koleksiyonuna şahit olduk.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Gece kıyafetleri, altın düğmeli bir ceketin kol yenlerinde ince tel altınlar kullanarak kış güneşiyle, elbiselerde Doğu Yakası'nın altın kızını bir araya getirmişti.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Kors'un yarattığı şey, onun sözleriyle, "gösterişli rahatlık"tı. Bu bir ipek pijama takımı da olabilir, ama daha çok çamur kahverengisi yumuşak bir sweater veya sıcak gözüken krem örgü bir kıyafet olarak karşımıza çıkıyor.  
 
Pelerin montlar, dış giyime yeni bir bakış açısı katmıştı. Kışın, şehir içinde akıllı telefon kullanmak için kol kısmı açık bir şey giymek de gayet mantıklı. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bence, kadife kumaşlar, şal desenleri ve taba çantalar, koleksiyona biraz 1970'ler havası katıyordu. Brogue ayakkabılarla giyilmiş ekose tüvit, zaten her dönemin klasiği.  
 
Öte yandan, Kate Hudson, Poppy Delevingne ve Ming Xi gibi uluslararası yıldızların defilede yer alması, Michael Kors'un bu kuşak için Amerikan moda dünyasının altın çocuğu olduğunun göstergesi. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu
 

ETİKETLER: SUZY MENKES , PROENZA SCHOULER , JEREMY SCOTT , ANNA SUİ , HUGO BOSS , MODA , MODEL , DEFİLE , ÜNLÜ STİLİ