28 Mayıs 2015

Narin vs. Fonksiyonel

YAZI: LAURA WEİR

 
İki Şehrin Hikayesi’nin yazarı Charles Dickens, kitabının girişinde “Aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi” der. Sezon da böyle başladı: Bir yanda olabildiğine narin ve duyusal, diğer yanda fonksiyonel ve çok net.
 
 
 
2015 baharında sartoryal personamızı belirleyecek birbirinden farklı bu iki karakter arasında çekişme var. Moda zaten çelişkilerle dolu. Hayatı tek renk gören monokrom akımını düşünün, ya da birbirine karşı duran disko ve folk gibi paradoksal trendleri. Şifon floral desenli cici bir elbisenin en iyi ekürisi yıpranmış motorcu botları değil mi? Bu ikili birlikte kim bilir kaç festivalde eğlendi. Yumuşak ve sert, sempatik ve pratik gibi ikilemler aslında hepimizin gardırobunda mevcut. Fakat bu sezon bu kontrast her zamankinden daha belirgin.
 
 
 
2015 İlkbahar/ Yaz sezonu podyumlarındaki dominant iki kadının seksilik anlayışı birbirinden epey farklı. Biri nazlı ve uysal. Diğerinin işi başından aşkın, dünyanın onu çekici bulup bulmadığı pek umrunda değil. Victoria Beckham’ın podyuma gönderdiği çuval kumaşından kesilmiş büyük cepli trençkotlar, tasarımcının tutkunu olduğu net görüşü yansıttı. Alberta Ferretti’nin uçuşan dokularında çiçek açan elbiseleriyse kırılgan feminenin gardırobunda yeni bir oyuncu daha.
 
Peki sizin oyunuz bu ikiliden hangisine gider? Pilili veya fırfırlı herhangi bir parçaya sahipseniz sanki sesinizi duyar gibiyiz. Odanızda romantik mum kokuları, mutfağınızda çiçekli porselenler, duvarınızda pastel renkli duvar kağıtları… Ayakkabı dolabınızda Gianvito Rossi’nin stilettoları, Marni’nin kalın tabanlı düz ayakkabılarının fendini çoktan yendiyse, tercihiniz sezonun narin kadını. Tavırlarıyla ince ve hassas, biriyle tanıştırılmak için geride durup bekleyen kadın. Portföylerini kullanmak için geceleri beklemeyen, bakımlı tırnaklarına zarif ten rengi ojesini süren kadın. (Essie’nin şeftaliyle flört eden ten rengi Lady Like tonu tam sizin kaleminiz.) Ve hemen belirtelim, bu kadın sıkıcı değil, olmaktan da çok uzak. Narinliğine rağmen yataktan çıkmış gibi dağınık duran saçlarıyla içinde biraz Brigitte Bardot taşıyor, akıcı siluetlerle 70’ler romantizmini yaşıyor. 
 
 
 
Online alışveriş sitesi MyTheresa.com’un satın almacılarından Justin O’Shea “Narinliğin arkasındayım” diyor. “Bu baharın kırılgan tavrının zayıflıkla, güçsüzlükle bir alakası yok. Bu kadının gücü yalın bir güzellik anlayışından geliyor.”
 
İmajıyla kulağa düşsel geliyor olabilir, oysa askılarda ona hitap eden giysiler gerçekçiler. Tasarımları genellikle klasik feminen anlayışın dışında kalan Celine’in kreatif direktörü Phoebe Philo, androjen görünümde ısrarlı müşterisini, gelincikli elbiselerle bu mevsim daha yumuşak bir kadın olmaya davet etti. Stella McCartney, sezon defilesinin sahne arkasında bu koleksiyonun kadın nezaketini kutladığını söyledi. “Güç, kadın için başlı başına aşındırıcı bir faktör aslında. Ve her zaman öyle muazzam bir çekiciliği de yok” diyor, McCartney. Kırılgan feminenin gardırobunda dokunulası tasarımlar başrolde: Açık gri yumuşacık ve incecik bir kaşmir triko; dize uzanan, vücudu okşayan ipek şifon bir etek, dantel iç giyim parçaları. Favori parfümü Chanel Gardénia, değerli taşı anne yadigarı yakutları.
 

 

 

ETİKETLER: TREND , MARC JOCABS , 2015 İLKBAHAR YAZ , RODARTE