Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Lancôme’un yeni global marka elçisi Christy Turlington, yeni rolünü kutlamak için Vogue ile bir araya geldi.
Tıpkı en ikonik fotoğraflarında olduğu gibi Zoom üzerinden yapılan bir görüşmede bile Christy Turlington’ın yüzü çarpıcı, mutlu, açık ve kesinlikle ışıldıyor. Orijinal süpermodeller arasında wellness’a en bilinçli yaklaşan isimlerden biri olan Turlington, uzun yıllardır yoğun profesyonel hayatını hareket ve spiritüellikle dengeliyor. Bugün ise kurucusu olduğu anne sağlığı odaklı yardım kuruluşu Every Mother Counts’teki çalışmaları ve “etrafında büyüdüğünü” söylediği Lancôme’un yeni global elçisi rolüyle, her zamankinden daha fazla uzun ömür ve iyi yaşam odağıyla hareket ediyor.
“Marka her zaman ikonikti. Büyük mağazalarda dolaşırken Lancôme standının hep en ulaşılmaz, en arzu edilen nokta olduğunu hatırlıyorum.” Yeni rolünü kutlayan Turlington, wellness rutinine dair küçük bir pencere aralamak üzere British Vogue ile bir araya geldi.

Fotoğraf: Lancôme için Hao Zeng
“Koşmaya ilk başladığımda trafiğin yoğun olduğu yollardaydım” diyor Turlington ve kulaklıksız, sessiz koşu rutininin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor: “Arabaların ve etrafımdaki trafiğin ne yaptığını bilmemekten hoşlanmıyordum; bu yüzden sessizlikte koşmaya, sadece ritme girmeye başladım. Hayatımızın büyük bir kısmı gürültü ve uyaranlarla dolu; koşarken kulaklarımda hiçbir şey olmamasını bu yüzden gerçekten önemsiyorum.” Haklı olabilir. Sürekli gürültüye maruz kalmak ve zihni kapatamamak, beynin dış uyaranlara odaklanmadığında aktif olan bölgelerini kapsayan Varsayılan Durum Ağı’nda (Default Mode Network) yapısal ve işlevsel değişikliklere yol açabiliyor; bu da depresyon ve kaygı gibi durumlarla ilişkilendiriliyor.
Ancak koşu, Turlington için yalnızca zihinsel ve fiziksel sağlıkla ilgili değil. Kurucusu olduğu yardım kuruluşu Every Mother Counts, doğum bakımının temel bir hak olduğu fikrine dayanıyor ve maratonları, mesafenin pek çok kadın için sağlık hizmetlerine erişimde ne denli büyük bir engel olabildiğine dikkat çekmek (ve kaynak yaratmak) için bir araç olarak destekliyor. “Gerçekten yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorum. Muhtemelen koşmayı bu kadar sevmemin nedeni de bu. Yaklaşık bir saatliğine dışarı çıkıyorum; müzik yok, sadece sessizlik. Bu tür bir zamanı özellikle planlıyorum, kendiliğinden oluşmuyor.”

Fotoğraf: Lancôme için Hao Zeng
Turlington’ın wellness rutininde sıkı bir uyku programı olmasını bekliyordum. Benimki öyle ve itiraf etmeliyim ki bunu sürdürmeye çalışmak bende belli bir stres yaratıyor. Turlington ise çok daha esnek. “Arada bir, uykusuz geçen bir geceyle baş edebilirim” diyor rahat bir tavırla. “Üst üste çok fazla olursa zorlanırım ama bir ya da iki gece sorun değil.” Aldığı uykunun miktarı konusunda bu kadar rahat olmayı nasıl başardığını sorduğumda, bunun geri kalan zamanlarda uykusunda istikrarlı olmasından kaynaklandığını söylüyor.
Rutininde vazgeçilmez bir şey olup olmadığını her sorduğumda Turlington nazikçe bir ebeveyn gibi yaklaşıyor ve katılığın ona göre olmadığını anlatıyor. “Vücudum sağlıklı olduğu için tamamen püriten bir yaşam tarzının dışına çıkabiliyorum ve buna çok kolay geri dönebiliyorum” diye açıklıyor. “Ben ‘Roma’dayken Roma gibi yaşa’ diyen biriyim. Bu bana enerji veriyor, ruhuma hayat katıyor; ‘uyumam lazım’ baskısından çok daha besleyici.” Bu iyi bir tavsiye. “Dengemi, dengeden çıkıp sonra yeniden merkeze dönerek buluyorum.”
Bir wellness yaklaşımı olan ve ara sıra yaptıklarına değil, hayatının çoğunda yaptıklarına odaklanmayı savunan Midline Theory’yi andıran bir bakış açısına sahip olan Turlington’ın başarı formülü, mükemmeliyetin değil istikrarın üzerine kurulu.
