18 Nisan 2021

Neden Cilt Mikrobiyomunuza Daha Çok Dikkat Etmelisiniz?

YAZI: LAUREN VALENTİ

DERLEYEN: DİLRUBA KARAKÖSE

Kendall Jenner

Video: Charlotte Wales

Tıpkı bağırsaklar gibi, cildin de işlevini etkileyen kendine özgü bakteri, mantar ve virüs ekosistemi mevcut. Nemli ve ışıltılı bir cildi korumak için bunları dengede tutmak ise çok önemli. Covid-19 salgınının ortasında uzmanlar, cilt mikrobiyomunun ne olduğunu ve daha mutlu, sağlıklı bir cilt için onu nasıl besleyeceğimizi inceleme altına alıyor.

Cilt mikrobiyomu nedir?

Dermatolog Whitney Bowe, "Cilt mikrobiyomumuz, çoğunlukla cildimizin çeşitli katmanlarında yaşayan trilyonlarca mikroskobik organizmayı ifade ediyor." diye açıklıyor. "Sağlıklı veya dengeli bir cilt mikrobiyomu, bir yağmur ormanı gibidir. Bir arada ne kadar çok çeşit bulunursa, cilt o kadar sağlıklı olur." Sürdürülebilir pro-mikrobiyom cilt bakımı markası Biophile'in kurucu ortağı Alison Cutlan'a göre, cildin mikrobiyomu doğumda tohumlanır, parmak izi kadar benzersizdir, kendi çevresi ve ciltle sürekli iletişim halindedir. Cutlan, "Mikroplarımız cildimizi patojenlerden korumaktan, cilt bağışıklığını kontrol etmekten, besin emiliminden ve cilt bariyerimizi desteklemekten sorumludur." diye açıklıyor. "Deri mikrobiyomunun cildin kontrol merkezi veya yaşam gücü olduğunu söylemeyi seviyorum."

Cilt mikrobiyomu araştırmaları henüz daha gelişme aşamasındayken, cilt biyolojisi konusunda yepyeni bir anlayış uyandırmayı başardı; cildimize nasıl baktığımıza ve daha sağlıklı ürünler yaratmaya dair paradigmayı değiştirdi. Cutlan, "Cilt bakımının gelişmesi için cilt ve mikrobiyomu ile ortak çalışılması gerekir." diyor.

Cilt mikrobiyomunun dengeli olması neden önemlidir?

Cilt mikrobiyomumuzun sağlığı söz konusu olduğunda, cilt bariyerimizin sağlığı ve çeşitliliğine odaklanmak özellikle önem taşıyor. Bowe, "Ana işlevi vücudun dış dünya ile ara yüzü olarak hizmet etmek olan akıllı, koruyucu bir kalkan görevi görüyor." diye açıklıyor. "Sağlıklı olduğunda ve optimal kapasitesinde çalıştığında, biyodinamik bir zar gibi davranarak cilde neyin girmesine izin verildiği ve neyin engellendiği konusunda sürekli kararlar verir. Sağlıklı bir bariyer, nemi içeride hapseder, tahriş edici ve potansiyel patojenleri dışarıda tutar." Diğer bir deyişle, sağlıklı bir bariyer hem iltihaplanmaya hem de enfeksiyona karşı koruma sağlar.

Cilt mikrobiyomumuzdaki bir tür bile aşırı büyüyüp diğerlerini dışarıda bırakmaya başladığında, bu bir dengesizliğe yol açar. Bowe, bu dengesizliğe "sızdıran cilt" adını verirken, ortaya çıktığında deride problemler görülmeye başlanması olası. "Sızdıran cilt, kişinin genetik yatkınlığına bağlı olarak akne, egzama, rosacea, sedef hastalığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir." diye açıklıyor Bowe. "Aynı zamanda hassas bir cilt olarak da ortaya çıkabilir ve hatta elastikiyet kaybı, düzensiz ton ve kırışıklıklar gibi ciltteki yaşlanma belirtilerini hızlandırabilir."

Modern dünyada cilt mikrobiyomunu neler tehlikeye atıyor?

Bugün yaşam şeklimiz ve cilt mikrobiyomumuzu nasıl etkilediği, Cutlan'a ilk etapta bir mikrobiyom cilt bakımı markası başlatması için ilham vermiş. "Yediklerimiz, aşırı hijyenik olmamız, kullandığımız ürünler ve doğaya daha az maruz kalmamız dahil olmak üzere modern yaşam tarzlarımız, mikrobiyal çeşitliliğimizi azalttı ve bizi kuruluk, aşırı üretim gibi kronik iltihaplı cilt rahatsızlıklarıyla ilişkili disbiyoza daha duyarlı hale getirdi.” Cutlan ayrıca bakteri çeşitliliğimizin atalarımızdan bu yana önemli ölçüde azaldığını da belirtiyor.

Covid-19 salgınının cilt mikrobiyomu üzerinde nasıl bir etkisi var?

Cutlan, "Covid-19 doğal olarak hiper-hijyenik bir atmosfere yol açtı." diye açıklıyor. Viral enfeksiyonu azaltmak için gün boyunca ellerimizi sabunla ovarak veya dezenfektan kullanarak, cildimizi doğal yağlarından ve bariyerimizi koruyan sağlıklı bakterilerden nasıl arındırdığımızı örnek olarak gösteriyor. "Cildimiz bu sert tedavileri kaldıracak kadar donanımlı değil, tahriş ve hassas cilt sorunlarına yol açıldı." diyor. Sonuç olarak, vücudun her bir parçası için sağlıklı ve koruyucu bir mikrobiyomun önemi, insanların hayatlarında şimdiye kadar bu günlerdeki gibi önemli olmamıştı. Cutlan, "Cildimizin bariyer destekleyici ve sivilceyle savaşan unsurlarından bağırsaklarımızdaki bağışıklık artırıcı güce kadar, sağlıklı bir mikrobiyom patojenlere karşı ilk savunmamızdır." diyor.

Mikrobiyom odaklı cilt bakımında yapılması ve yapılmaması gerekenler nelerdir?

Yapılması gerekenler: Temiz, basitleştirilmiş içerik listelerine sahip hassas ürünleri tercih edin. Cutlan, "Cildinizin mikrobiyomuna daha duyarlı olmak, cildinizin sağlığını ana kaynağına uygun olarak iyileştirecektir." diyor. "Aslında, kuruluk, akne, kızarıklık, kırışıklıklar gibi çözmeye çalıştığınız bazı cilt sorunlarının ürün kullanımınızdan kaynaklandığını fark edebilirsiniz." Cilt bariyeri tehlikeye girdiğinde Bowe, aloe, jojoba yağı, shea yağı ve skualen yağı gibi besleyici bileşenlere odaklanmayı öneriyor.

Uzak durulması gerekenler: Sert bileşenler (sentetik veya doğal) içeren ürünler kullanmayın veya cildi bunlara aşırı maruz bırakmayın. Cutlan, "Temizlerken, cildin doğal yağlarından ve proteinleri denatüre eden sert yüzey aktif maddelerden kaçının." diyor ve doğal sabun kalıplarının, cildin doğal düşük pH'ını bozacak ve patojenik bakterilerin büyümesini destekleyecek yüksek pH'lara sahip oldukları için bilinen suçlular olduğuna dikkat çekiliyor. Bu noktada koruyucu maddeler, uçucu yağlar ve diğer kimyasallar gibi tahriş edici bileşenlere karşı da dikkatli olmalısınız.

Yapılması gerekenler: Cilt bakım rutininizi düzene sokun. Cutlan'ın sloganı ise şu: “Az daha çoktur.” "10 aşamalı cilt bakım ritüelleri, cildi mikrobiyoma çok fazla baskı uygulayan dengesizliklere, hassasiyetlere ve cilt sorunlarına neden olan yüzlerce kimyasala maruz bırakır." diyerek uyarıda bulunuyor. Ayrıca herhangi bir agresif fiziksel peeling adımını atlamak konusunda da ısrarcı. "Yüz fırçaları, cihazları ve manuel peeling ürünleri hassas ciltler için korkunçtur." diyor. "Sağlıklı, hassas cilt bariyerinizi yok ederler."

Uzak durulması gerekenler: Yüzde kurutucu alkoller kullanmaktan kaçının. “Sıklıkla toniklerde bulunurlar ve akneli veya yağlı cildi olan insanlar cildi nasıl yağdan arındırdıklarına bayılırlar. Ancak bunun muazzam bir bedeli vardır." diyor Bowe. "Bu kurutucu alkoller mikrobiyomunuza ve dolayısıyla cilt bariyerinize zarar verir." Öte yandan, nemlendirici alkoller veya setil, stearil ve setearil alkol gibi yağ alkolleri cildiniz için iyidir.

ETİKETLER: CİLT MİKROBİYOMU , CİLT , GÜZELLİK , BAKIM