Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Estetik uygulamalar giderek yaygınlaşsa da kadınlar, partnerlerinin kendilerini yargılayacağından endişe ederek bu tercihlerini gizleyebiliyor. Peki, estetik yaptırmak neden hâlâ bir açıklama ve savunma ihtiyacı doğuruyor?
Bir zamanlar yalnızca sosyetenin güzellik sırlarından biri olarak görülen botoks, son on yılda manikür kadar sıradan bir uygulamaya dönüştü. Ancak kırışıklık karşıtı enjeksiyonlar giderek yaygınlaşsa da etraflarındaki toplumsal damga hâlâ varlığını sürdürüyor. Bazı eleştiriler haklı etik veya güvenlik kaygılarına dayanırken bazıları botoksu anlamsız bir gösterişle bir tutuyor. Bu nedenle bazı kadınların botoks randevularını gizli tutmayı tercih etmesi, hatta kimi zaman kendi partnerlerinden bile saklaması şaşırtıcı değil.
57 yaşındaki Sophie, en azından ilk kez botoks yaptırmaya karar verdiğinde bunu kimseye söylememiş. “Kaşlarımın arasındaki çizgiler çok belirgindi ve onlardan hep nefret etmiştim” diyor, “Uzun zamandır botoks yaptırmayı düşünüyordum ama korkunç hikayeler duyduğunuz için harekete geçmeye cesaret edemiyordum. Bir de eşimin bunu hoş karşılamayacağını biliyordum.” Oğlunun düğünü yaklaşırken Sophie, artık harekete geçmenin zamanı geldiğine karar vererek randevu almış. Sonuçtan çok memnun kalmasına rağmen eşine botoks yaptırdığını söylememeyi tercih etmiş: “Bana, buna ihtiyacım olmadığını ya da saçma bir şey yaptığımı söyleyeceğini biliyorum. Bu yüzden ona sıradan bir cilt bakımı yaptırdığımı söyledim.” Sophie’ye göre bu, tam olarak yalan söylemek değildi: “Sadece ... bazı ayrıntıları paylaşmamayı tercih ettim.”
Los Angeles’ta çalışan klinik psikolog ve Kissing Frogs podcast’inin sunucusu Dr. Molly Burrets, heteroseksüel ilişkilerde estetik enjeksiyonları eşinden gizlemenin, düşündüğümüzden daha yaygın olduğunu belirtiyor: “Kliniğimde, estetik işlemleri partnerlerinden saklayan kişilerin en sık dile getirdiği üç neden var: ;şlemin maliyeti, partnerlerinin bu kararı desteklemeyeceği düşüncesi ve partnerlerinin fiziksel özelliklerinin doğal olduğuna inanmasını istemeleri.”
31 yaşındaki Ada-Marie, yıllar içinde botoks ve dolgu uygulamalarını denemiş ancak partneriyle bu konuyu hiç konuşmamış. Çünkü onun bunu anlayamayacağını düşünüyor. “Genelleme yapmaktan nefret ediyorum ama pek çok erkeğin, sürekli toplumsal güzellik standartlarının yarattığı baskıyla yaşamanın nasıl bir şey olduğunu gerçekten kavrayamadığını hissediyorum” diyor. “Çıktığım birçok erkek gibi partnerim de özgüvenin çekici olduğunu ve doğal görünümü sevdiğini söylüyor. Ancak erkekler, ‘doğal’ güzelliğe sahip görünmek için ne kadar çaba harcandığının çoğu zaman farkında değil.
Çelişki de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Erkekler, zahmetsizce güzel görünen ve yaş alırken kozmetik müdahalelere ihtiyaç duymadan kusursuzluğunu koruyan kadın imajının bozulduğu düşüncesiyle botoksa karşı çıkabiliyor. Oysa kadınların ulaşmaya çalıştığı güzellik standartları da çoğunlukla erkek bakışının şekillendirdiği normlara dayanıyor. Erkekler estetik işlemlere karşı olduklarını sık sık dile getirseler de daha dolgun dudakları, belirgin çene hatlarını ve pürüzsüz bir cildi beğeniyor. Oysa özellikle zaman içinde bu özelliklere ulaşmak, çoğu zaman küçük estetik müdahaleler gerektirebiliyor. Bir erkeğe “yaşına göre harika görünen” bir kadını sorduğunuzda, büyük olasılıkla ustalıkla uygulanmış birkaç estetik işlemden geçmiş birini örnek gösterecektir.
Londra’da çalışan estetik doktoru ve Ardour Clinic CEO’su Dr. Paris Acharya da doğal güzelliğe yönelik bu tercihin, estetik enjeksiyonların gizlice yapılmasına zemin hazırlayabileceğini düşünüyor. “Birinin son derece genç göründüğünü söyleyerek onu över, ardından bu görünümü elde etmek için yardım aldığını öğrendiğimizde onu yargılarız” diyor. Dr. Acharya’ya göre doğal güzellik böylece neredeyse ahlaki bir erdeme dönüşüyor: “Bu durum, estetik uygulamalar etrafında bir utanç duygusu yaratabiliyor. Özellikle de hayatlarında başkalarına öncelik vermeye alışmış kadınlarda, kendine zaman ve para ayırmak suçluluk duygusuna neden olabiliyor.”
45 yaşındaki Dylan, partnerinin botoks yaptırdığını ortak banka hesap özetlerine bakarken öğrenmiş. Partneri, kendisini yargılayacağını doğru bir şekilde tahmin ettiği için bu bilgiyi onunla paylaşmamış. Dylan, “Birinin dış görünüşüyle ilgili kendini daha rahat hissetmek için adımlar atmasında hiçbir sakınca görmüyorum. Ancak bana kalırsa botoks, uğruna ödenen bedele değmeyen bir tercih” diyor, “Bunun yerine paralarını doğru beslenmeye, yeterli su tüketimine ve güneş koruyucuya harcasalar ciltlerine gerçekten bakım yapmış olurlar. Yalnızca yüzeyde iyi bir görünüm yaratmakla yetinmezler.”
Botoksun kadınlarca doğru cilt bakımının yerine konduğu düşüncesinde, asıl meselenin tamamen gözden kaçırıldığı görülüyor. Güneş koruyucu kullanmak ve cildi nemlendirmek erkeklerin toplumsal konumlarını korumaları için yeterli görülebilirken, aynı hoşgörü kadınlara nadiren tanınıyor. Çünkü kadınlar yaş aldıkça çok daha sert toplumsal çifte standartlarla karşılaşıyor. Exeter Üniversitesi tarafından 2023’te yürütülen bir araştırmaya göre kadınlar yaşlanmanın toplumsal etkilerini erkeklerden daha yoğun hissediyor; istihdam, finans ve sağlık hizmetleri alanlarında daha fazla ayrımcılığa maruz kalıyor.
Dr. Acharya’ya göre estetik enjeksiyonlar konusundaki gizlilik de çoğu zaman daha derin bir toplumsal damgalanmayı yansıtıyor. “Estetik işlemler hâlâ zaman zaman gösteriş arzusu, özgüvensizlik ya da yaşlanmayı kabullenememekle ilişkilendiriliyor” diyor ve ekliyor: “Bir kadın kendi kararıyla ilgili tamamen rahat hissedebilir. Ancak bu kararını başka birine açıklamak ve savunmak zorunda kaldığında durum değişebilir.”
Peki, bu dinamik yalnızca heteroseksüel ilişkilerde mi görülüyor? Bir kadınla ilişki yaşayan 33 yaşındaki Sara için deneyim bundan çok farklı. Sara, partneri Amy’nin üç-dört ayda bir yaptırdığı botoks işlemleri nedeniyle kendisini hiçbir zaman yargılamadığını söylüyor. Amy’nin yaklaşımı ise oldukça basit: “Onu ne mutlu ediyorsa.”
Facial Sculpting Clinic kurucusu ve estetik doktoru Dr. Nina Bal, botoks yaptırdığını erkek partnerlerinden saklamayı tercih eden bazı danışanları olduğunu söylüyor. “Özellikle partnerin enjeksiyon uygulamalarına şüpheyle yaklaştığı ilişkilerde, bu işlemleri özel tutma isteği sık görülüyor” diyor. Bu durum, British Vogue’un güzellik ve wellness editörü Jacqueline Kilikita’ya da tanıdık geliyor. Partneri, yıllar boyunca farklı güzellik uygulamalarını denemesini izlemiş olsa da botoks hâlâ anlaşamadıkları konulardan biri. Partneri bu konudaki görüşünü şöyle açıklıyor: “Gördüğüm botoks uygulamalarının çoğu doğal görünmeyen yüzlerle sonuçlanıyor ve dozu kaçırmak çok kolay. Ayrıca nitelikli ve güvenilir bir uygulayıcı olmadığında insanlar ciddi riskler alıyor.”
Bu kaygılar elbette temelsiz değil. İngiltere’de 4 Haziran 2025-6 Ağustos 2025 arasında, nadir ancak felce yol açabilen ve hayati tehlike taşıyan bir durum olan botulizmin 41 doğrulanmış vakası bildirildi. Vakaların ev mutfakları, kuaför salonları veya mobil güzellik hizmetleri gibi denetimsiz ortamlarda, ruhsatsız botulinum toksini enjeksiyonları (botoks) uygulanmasıyla bağlantılı olduğu düşünülüyordu. Bu konudaki çalışmalar doğrultusunda, 2025 yılında Birleşik Krallık’taki botoks enjeksiyonlarının yaklaşık yüzde 25’inin tıp eğitimi olmayan uygulayıcılar tarafından gerçekleştirildiği tahmin ediliyor. Danışman dermatolog Dr. Sidra Khan, randevu almadan önce uygulamayı gerçekleştirecek kişinin niteliklerini mutlaka kontrol etmek gerektiğini vurguluyor. Birleşik Krallık’ta; doktorların General Medical Council (GMC), hemşirelerin ise Nursing and Midwifery Council (NMC) kayıtlarında yer alması gerekiyor. Save Face gibi platformlar da güvenilir, tıbbi eğitim almış uygulayıcıları bulmak için yararlı kaynaklar arasında.
Görünüşünü tazeleme isteğini tartışmaya açmak pek çok kişi için kolay değil. Hele de karşılarına, kendilerini eleştiren kişi olarak partnerleri çıkıyorsa... İlginç bir şekilde Dr. Acharya ve Dr. Bal bazı kişilerin, ciltteki kırışıklıkları yumuşatmak için kullanılan ve yüz kaslarını gevşeten botoks ile hacim kazandırmanın amaçlandığı ve hiyalüronik asit kullanılan dermal dolgular arasındaki farkı bilmediğini belirtiyor. Peki, bu karşıtlığın temelinde yalnızca bilgi eksikliği olabilir mi?
34 yaşındaki Edie, iki yıldır düzenli olarak botoks yaptırıyor. Artık daha genç ve dinlenmiş görünen yüzünü seviyor. İşin ironik tarafı ise estetik enjeksiyonlara karşı olan eşinin de cildini beğenmesi. “Onaylamayacağından ve ihtiyacım olmadığını söyleyeceğinden eminim. Ancak iki yıldır beni botokssuz görmedi ve cildimi sürekli övüyor” diyor, “Botoks’a karşı çıkan erkeklerin çoğunun, bunun aslında ne olduğunu bilmediğini düşünüyorum. Bu uygulamayı donuk yüzlerle ve işi iyice abartmış kişilerle ilişkilendiriyor ya da dolgu gibi farklı yüz işlemlerinin tümünü kapsayan genel bir terim sanıyorlar.” Dr. Bal da bu görüşe katılıyor: “Özellikle erkekler arasında, kırışıklık karşıtı enjeksiyonlara yönelik önyargı hâlâ var. Bu uygulamalar doğal olmayan bir görünümle ilişkilendirilebiliyor ve medyada öne çıkan abartılı örnekler bu algıyı etkileyebiliyor.” Oysa doğru uygulandığında ve nitelikli bir uzmanın elinde gerçekleştirildiğinde botoksun fark edilmesi çoğu zaman oldukça zor olabilir.
Bazı erkekler partnerlerinin sağlığı konusunda endişelenirken diğerlerinin botoksa bir tehdit olarak yaklaşıyor olması mümkün mü? İlişkilerin gerçek bir ortaklıktan çok kontrol üzerine kurulduğu durumlarda, güzellik uygulamalarına yönelik görünürdeki hoşnutsuzluk, aslında partnerin kendi bedeni üzerindeki kararlarına dair duyulan rahatsızlığı gizliyor olabilir. Bu şüphecilik yalnızca estetik enjeksiyonlarla da sınırlı değil. TikTok’ta çok sayıda kadın, eski erkek arkadaşlarının güzellik uygulamalarından kişisel bakım ritüellerine kadar pek çok şeyi sorguladığını anlatıyor. Dr. Burrets’e erkeklerin estetik enjeksiyonlara karşı tutumunda bilinçli ya da bilinçsiz kadın düşmanlığının rol oynayıp oynamadığını sorduğumda yanıtı oldukça net: “Kesinlikle. Kadınlar imkansız bir ikilemin içinde kalıyor: Yaşlandıkları için eleştiriliyorlar; yaşlanmanın etkilerine müdahale ettiklerinde de yine eleştiriliyorlar. Kadın düşmanlığı, kadınların belirli güzellik standartlarını karşılamasını talep ederken bunu başarmak için çaba göstermemiş gibi görünmelerini de bekliyor.”
Sonuçta kişinin, yaptırdığı estetik işlemleri paylaşıp paylaşmaması ve bunları kiminle konuşacağı tamamen kendi tercihine bağlı. Yine de sessiz kalmayı seçerken bu kararın ardındaki nedeni sorgulamak anlamlı olabilir. Dr. Burrets’in de belirttiği gibi: “Kadınları her zaman mahremiyet ile gizlilik arasındaki farkı ayırt etmeye teşvik ediyorum. Birbirlerine benzeseler de kökenleri farklı. Mahremiyet, bedeniniz size ait olduğu için paylaştığınız bilgileri sınırlamayı seçmenizdir. Cilt bakım rutininizin her ayrıntısını kimseye anlatmak zorunda değilsiniz. Gizlilik ise gerçeği söylediğinizde ortaya çıkabilecek sonuçlardan korktuğunuz için bir şeyi saklamanızdır.” Dr. Burrets’e göre gizlilik hem bizi hem de ilişkilerimizi yıpratıyor. “Dolayısıyla asıl soru ‘Söylemeli miyim?’ değil, ‘Neden söylemek istemiyorum?’ olmalı.”


