20 Mayıs 2021

Yenileyen Cesaret

YAZI: ELİF BEREKETLİ

Hayatına dair önemli pek çok karar almış kısa bir süre içinde Melis Menkü; kurumsal bir şirkette avukatken bu hayatı istemediğine karar verip kendi hukuk bürosunu kurmuş, daha çok seyahat etmiş, modellik yapmaya başlamış, yaşadığı evi değiştirmiş ve stili de önemli bir dönüşüm geçirmiş. “Hayatımın en güzel ve en cesur yılını yaşıyorum sanıyorum” diyor evinin salonunda kahvesinden bir yudum alırken. “Eskiden arzuladığımı düşündüğüm pek çok şeyi aslında öyle çok da istemediğimi fark ettiğim bir süreç yaşıyorum, içine sıkıştığım durumları geride bırakma cesareti göstermeye çalışıyorum.” Menkü’nün bir çalışma gününün çoğu ofisinde, toplantılarla geçiyor. Eskiden kıyafetlerinin “bir avukat ciddiyetine yakışır” olmasına özen gösterirmiş. Desensiz, ciddi takımlar, beyaz gömlekler ve düz kesim pantolonlarla dolaşıyormuş çoğunlukla. “Kısmen o ciddiyeti korumaya özen gösteriyorum ama artık risk almaktan da hoşlanıyorum” diyor. Bunları söylerken şöyle bir süzüyorum Menkü’yü ve “Nasıl bir riskten söz ediyoruz?” diye sormama pek gerek kalmıyor aslında. Üzerinde siyah bir blazer ve beyaz bir bluz var, fakat altında Naia marka açık mavi ve gri tonlarda, kadife, leopar desenli bir pantolon var. Bahsettiği böyle bir sentez olsa gerek. 

melis menkü

Çekim süresince giydiği her şeyde aslında geçmişindeki ciddi ve sade tonlar ile yeni oluşan cesur ve daha gösterişli tarafının bir birleşimi var. Eskiden hiç desenli giymediğini söylüyor; dolabına şöyle bir göz atınca çok sayıda desenli parça göze çarpıyor. Mini elbise diğer bir örnek. “Çok iddialı gelirdi eskiden. Ama artık vazgeçilmezim. Kışın bile giyiyorum. Favori parçam oldu diyebilirim” diyor.

melis menkü

Menkü her daim bakımlı ve düzgün, hatta neredeyse “kusursuz” görünen biri; ama bu sadece sosyal medyada çizilen bir profil ya da yeri geldiğinde üstüne geçirilen bir rol değil. Yaklaşık üç saatlik sohbetimizde saçlarında tek bir karışıklık, makyajında tek bir hata, kıyafetinde en ufak bir dağınıklık görmek pek mümkün değildi. “Yalan söyleyemem, ben kendimi bildim bileli hep böyle biri olmaya özen gösterdim” diyor. İzmir’de St. Joseph’de okuduğu yıllarda derste sürekli saçlarını taradığı için dersten atıldığı bile olmuş. Bugün de manikürü olmadan gezmeyen; her daim şık ve özenli olmayı kendine şiar edinmiş biri. Ama sık sık rahatlıktan da söz ediyor. Toplantılar ya da özel yemekler hariç topuklu ayakkabı giymeye yanaşmayacağını söylüyor mesela: “Gönül isterdi bütün gün topuklu ayakkabı giyebileyim, ama rahat hissetmediğim için yapmam. Bunun yerine bir takım elbisenin altına geçirdiğim spor ya da düz ayakkabılarla daha sık görebilirsiniz beni.” Ama rahat olması gerektiğinde –hafta sonu arkadaşlarıyla brunch yaparken ya da uçağa binerken- konforlu olmayı görev biliyor. Ancak dikkat; asla bir eşofman takımından söz etmiyorum. Triko takımlar örneğin, favorisi. “Güzel bir kolye ve güneş gözlüğüyle eşleştirilebilecek bir triko takım bence mükemmel bir seçim olur” diyor, ama triko takımın konforunun çekiciliğinin bile onun şık bir akşam yemeğinde öyle boy göstermesini sağlayamayacağını anlatıyor. Kot şortlar, tişört ve spor ayakkabıyla sık sık görebilirsiniz Menkü’yü ama bu kıyafetin üstüne eklenmiş bir blazer ceket olma olasılığı çok yüksek. Onu farklı kılan taraf da biraz bu. Spor giyimin ve rahatlığın trend olduğu bir çağda bile ciddiyete yakın durmadaki kararlılığı. 

melis menkü

“Alışveriş yapmayı seviyorum. Nerede ne var, takip eden biriyim. Marka takıntım yoktur. Hızlı moda markalarını da giyerim, en seçkin markaları da. Bu markanın tarzı hiç benlik değil diye o mağazaya girmezlik yapmam” diyor. Koronavirüs ile başlayan karantina süreci onu alışveriş konusunda mutsuz etmiş; “Ben elleyerek, dokunarak seçmeyi çok severim, internetten alışveriş yaparken tadım biraz kaçıyor” diyor. En çok Academia’dan ve Naia’dan alışveriş yapıyor. “Her zaman erişemiyor olabilirim ama haute couture’de Versace bence mükemmel bir çizgide. Hangi abiyeyi görüp beğensem Versace olduğunu görüyorum” diyor. Çantada Prada, Dior ve Louis Vuitton’a yöneliyor. Yakın çevresi moda tasarımcılarıyla dolu olduğu için son dönemlerde en çok Türk markalarına yönelmiş. Hatta bunların bazıları için modellik de yapıyor boş zamanlarında: “Poz vermeyi bile bilmezdim ama arkadaşlarımla birlikte ve onlar için yapınca eğlenceli gelmeye başladı. Şimdilik sadece yakın arkadaşlarım için yapıyorum modelliği; başka teklifler de geliyor ama şu an için düşünmüyorum” diyor. Menkü öylesi bir dönüşüm döneminde ki, gelecekte onu daha çok markaya modellik yaparken görüp görmeyeceğimizi şimdiden kestirmek güç görünüyor. 

ETİKETLER: MELİS MENKÜ , STİL