Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Trençkot siperlerden çıkıp gardıroba girerken her dönem yeniden yorumlanan ikonik bir tasarım olmaya devam ediyor.
Bir yağmurluk kadar işlevsel, klasik bir palto kadar zarif ve modanın değişen kodlarına uyum sağlayacak kadar zamansız… Trençkot, gardıropların en tanıdık parçalarından biri olsa da hikayesi yağmurla mücadele etmenin yollarını arayan mucitlerin ve kumaş üreticilerinin çalışmalarıyla başlıyor. Üstelik bugün bildiğimiz trençkot, tek bir tasarımcının imzasını taşıyan bir buluş değil. Yaklaşık iki yüzyıla yayılan bir gelişimin, farklı kumaş teknolojilerinin ve askeri ihtiyaçların kesişiminde ortaya çıkıyor.
Hikayenin başlangıcında 1823 yılında sugeçirmez kumaş geliştiren İskoç kimyager ve mucit Charles Macintosh, devamında 1851’de kendi erkek giyim mağazasını açan John Emary ve 1856’da henüz 21 yaşındayken ilk mağazasını açan Thomas Burberry bulunuyor.
Trençkotun keşif öyküsü Charles Macintosh’un 1823’te kauçuk kaplı kumaştan dünyanın ilk yağmur geçirmez paltosunu geliştirmesiyle başladı. Geleneksel yağlı pamuklu kumaşlara kıyasla daha hafif, kokusuz ve tamamen sugeçirmez bu yeni malzeme önce ordu tarafından kullanıldı. İlk dönemlerinde kauçuğun zamanla bozulması bir sorun olsa da 1843’te vulkanize kauçuğun geliştirilmesiyle bu problem aşıldı.
Ardından farklı bir marka ile trençkotlar evrildi. Londra Regent Street’te erkek giyimi üzerine çalışan Aquascutum şirketinin kurucusu John Emary, 1851’de mağazasını açtı. Latince aqua yani “su” ve scutum yani “kalkan” kelimelerinden oluşan isim, markanın neyin peşinde olduğunu aslında doğrudan anlatıyordu. Aquascutum’un geliştirdiği yağmurluklar tasarım detaylarından çok kumaş teknolojisindeydi; yünü suya daha dayanıklı hale getirdi. Trençkotlar kısa sürede İngiliz üst sınıfının favorisi haline geldi; binicilikten avcılığa, seyahatten askeri kullanıma uzanan bir alanda kendine yer buldu. Kırım Savaşı sırasında İngiliz ordu subayları, Rusya’nın sert kış koşullarına karşı korunmak için gri yağmurlukları tercih etti. Böylece Emary’nin geliştirdiği teknoloji, yalnızca şehir hayatındaki yağmurlu günlerle sınırlı kalmayıp askeri koşullarda da kendine yer buldu.
Bu alandaki ikonik tasarımlarıyla tanınan Burberry’nin trençkot tarihindeki en önemli adımlarından biri ise 1912’de geldi. Thomas Burberry, tek bir kayış ve tokayla kapanan, düğmeli yakaya sahip Tielocken paltonun patentini aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Burberry, askeri kullanım için trençkotu geliştirdi. Omuz apoletleri, D-halkaları, sırt pelerini ve silah kapakçığı gibi işlevsel detaylar, belirli amaçlara hizmet edecek şekilde tasarıma eklendi. Silahlı kuvvetler mensupları tarafından 500 binin üzerinde Burberry palto giyildi.
Achille Maramotti’nin 1950’lerde kurduğu Max Mara ise hazır giyimi yüksek kaliteli malzemeler ve rafine terzilikle buluşturma fikri üzerine gelişti. 1981’de lanse edilen 101801 Icon Coat, Max Mara’nın kadın dış giyimindeki dönüm noktalarından biri oldu. Dolayısıyla trençkotun tarihini yalnızca “Kim icat etti?” sorusuyla açıklamak mümkün değil.
Şimdilerde trençkotun bir asrı aşan hikayesi yalnızca arşivlerde kalmıyor. Bu uzun geçmişi yakından görmek isteyenler için Londra’daki Victoria and Albert Museum bu sezon önemli bir durak olacak. V&A South Kensington’da kapılarını açan The Burberry Trench: Crafting an Icon sergisi 3 Ocak 2027'ye dek sürecek. Sergi, trençkotun pratik dış giyim ve askeri kullanımdan dünya çapında bir moda ikonuna dönüşümünü moda severlerle buluşturuyor.
