Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Podyumlarda vintage-maxxing zamanı. Geçmişten ödünç alınan parçaların dokusu ve stil kodları, yeni kombinasyon ve ilhamlarla bugüne taşınıyor.
Acne Studios’un kreatif direktörü Jonny Johansson, yeni koleksiyonunun çıkış noktası olarak, arkadaşının piyano öğretmeni olan annesinden, pilili tüvit eteklerden, blazer’lardan ve o hafif eski moda hanımefendilerden ilham almış. Koleksiyonda kendine has Acne dokunuşları da var elbette. Mesela blazer boyna asılıyor, limon sarısı bir elbisenin altından leopar deseni beliriyor, kurdeleler piton desenli üstlerle buluşuyor. Pilot ceket olması gerekenden biraz fazla kısayken deri trençkot gereğinden büyük görünüyor. Johansson, dönemden çok, onu giyen kişinin parçalarla kurduğu ilişkiyi yorumluyor.

Fotoğraf: Prada
Vintage görünümler, podyumdaki bir tarih dersi öznesi olmaktan çıkıyor. Sezon görünümleri, geçmişi baştan ayağa tekdüze göstermek yerine, onun bıraktığı izleri takip ediyor. Prada bu fikri ritüele dönüştürenlerden. 15 modelin dörder kez geri döndüğü defilede aynı gardırop katman katman açılıyor. Uzun paltonun altında fermuarlı kalın triko, onun altında elbiseye dönüşen etek, en dipteyse transparan katmanlar. Hafif kirletilmiş gömlek manşetleri, sökülmüş etek uçları, kaplaması aşındıkça altındaki kazayağını gösteren ceketler ve bilerek eskitilmiş oxford ayakkabılar ‘yeniye dair olan’ı yeni görünmek zorunluluğundan kurtarıyor.

Fotoğraf: Rabanne
Rabanne’da Julien Dossena, Londra’daki vintage butiklerden bulduğu, 1940’ların elbiselerinden yola çıkarak vintage-maxxing trendini podyuma getiriyor. Mikroçiçekli elbiselerin üzerlerine 1990’ların grunge ekoseleri, iri suni kürklü ceketler, trikolar ve ışıltılı katmanlar ekliyor. Bir başka görünümde ikonik zincir örgü, bir flapper elbisede kat kat yeniden beliriyor.

Fotoğraf: Marni
Marni’de Meryll Rogge doğrudan arşive giderek markanın, 1993’e özgü siyah, beyaz, kahverengi ve gri tonlarıyla sınırlı ilk sezonlarını ve 1996’dan 2000’lerin başına uzanan dönemde yer eden küçük paltoları, oturan omuzları, hafifçe belirginleşen bel ve diz boyu etekleri keşfediyor. Rogge bu siluetleri metal zımbalar, suni kürkler ve büyük aksesuarlarla sertleştiriyor. Marie Adam-Leenaerdt’de yaşanmışlık duygusu sanki evde dikilmiş hissi veren kıyafetlerden geliyor. Çiçekli önlükler, katmanlı etekler, önceki koleksiyonlardan kalan kumaşlarla yapılmış yamalar, bir yüzü pembe saten diğer yüzü suni kürk olan sabahlıklar ilk bakışta amatör bir terzinin elinden çıkmış gibi. Michael Rider’ın Celine’inde ise geçmiş, tek bir arşiv parçasına bağlanamayacak kadar dağınık. Bir yerde 1970’lerin Parisli burjuva gardırobuna yaklaşıyor, hemen ardından bir rock müzik grubunun prova odasına kayıyor. Rider’ın Celine’i, geçmişten tanıdığımız personalarla, kıyafetler üzerinden bağ kurmamızı sağlıyor.



