Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Haftanın öne çıkan moda haberlerini derledik.
Valentino’nun 2026-27 Sonbahar/Kış kampanyası Interferenze, kontrastların gücüyle ortaya çıkan farklılıkları değil, bu karşıtlıkların birbirini nasıl beslediğini öne çıkarıyor. Kampanya çekimlerinin yapıldığı Centrale Montemartini, Roma’nın ilk kamu elektrik santraliyken yapı 1997 yılında Capitoline Müzeleri’ne bağlı bir sergi mekanına dönüştürüldü. Bu dönüşümden beri mekanda klasik Roma heykelleri, eski sanayi makineleriyle yan yana sergileniyor. Antik ve endüstriyelin kontrastı kampanyada yalnızca bir arka plan olarak değil, karşıtlık ilişkilerinin birbirini dönüştüren haliyle değer buluyor.
Sergei Eisenstein’ın özgün sinematik montaj dili kıyafetleri yalnızca göstermiyor, onları hikayenin bir karakteri haline getiriyor. Arka planda çalan Aram Haçaturyan’ın Masquerade Suite: Waltz parçası dinamik ruhu beslerken Alessandro Michele’nin 2026-27 Sonbahar/Kış Interferenze koleksiyonu sert dokulu kumaşların hafif malzemelerle tamamlandığı görünümler, asimetrik kesimler, karşıt yüzeyler ve dikiş teknikleriyle yaratılan kontrastlar üzerinden ilerliyor ve bu yaklaşım kampanya diline uyum sağlıyor.

Fotoğraf: Bottega Veneta
Kreatif direktör Louise Trotter’ın Bottega Veneta için hazırladığı ikinci koleksiyon olan 2026 Kış koleksiyonu, bir görsel seri olarak adlandırılabilecek yeni bir kampanyayı şekillendiriyor. Modaevi koleksiyonda dokular, formlar ve çizgiler noktasında deneysel bir yaklaşıma sahipken malzeme, hareket ve beden arasındaki ilişkinin dengesini korumaya büyük bir özen gösteriyor.
Kampanya çekimleriyse sekiz farklı fotoğrafçı tarafından sekiz günde gerçekleştiriliyor. Chris Rhodes, Cristina Stohle, James Ari King, Kira Bunse, Nicole Maria Winkler, Piotr Niepsuj, Rosie Harriet Ellis ve Sam Penn şubat ayında koleksiyonun ortak bir portresini oluşturmak için kendi bakış açılarını ortaya koyuyor ve bugün karşımızdaki sonuç, her sanatçının koleksiyonu farklı bir yönüyle değerlendirdiğini gösteriyor.

Fotoğraf: AllSaints
Yaklaşık bir yıl önce AllSaints’in kreatif direktörü olacağı açıklanan Britanyalı tasarımcı Aaron Esh, modaevi için tasarladığı ilk koleksiyonu tanıtıyor. Tasarımcının 90’lar ve 2000’ler ruhuna duyduğu özlem, tasarımlarının en belirleyici noktalarından biri. Bunun yanı sıra tasarımcı, amacının bir kimlik yaratmak olduğunu, hiçbir marka logosu taşımayan kıyafetlerini gören birinin o parçaların AllSaints olduğunu anlamasını istediğini belirtiyor.
Esh’in ismini taşıyan koleksiyonun kampanya çekimleri Alasdair McLellan tarafından gerçekleştiriliyor ve odakta Londra’nın yaratıcı topluluğundan seçilen 17 kişi yer alıyor. Model, kaykaycı, dansçı, marangoz, yazar, stilist, mağaza çalışanı veya moda tasarımcısı gibi birçok farklı meslek dalından gelen yaratıcı figürler, kampanyada isimleriyle değil Londra’da yaşadıkları semt adlarıyla tanıtılıyor. Aaron Esh’in tasarımlarının Londra’dan beslenen yönü burada güçleniyor.

Fotoğraf: Acne Studios
Acne Studios, 1996 yılında Stockholm’de kurulduğundan bu yana, İskandinav minimalizmini ve fonksiyonelliğini tasarımlarına taşımaya devam ediyor. Bu yıl 30. yaşına giren marka, kutlamalara Acne Paper’ın 21. sayısını özelleştirerek başlamıştı. Şimdiyse Nan Goldin’in hazırladığı yeni kampanya, markanın yaratıcı ailesindeki insanlara dönüyor ve denim tekrardan odağa alınıyor.
Marka ilk kurulduğunda kırmızı dikişleri olan bir jean ile yola çıkmıştı ve bugün de 30. yıl özelinde temel malzemeye geri dönülüyor. Bunun yanı sıra Goldin, Acne Studios topluluğu bünyesindeki yaratıcı isimleri, marka tarihindeki ikonik denim tasarımların güncellenmiş versiyonlarını giyerken fotoğraflıyor. Kampanyada yer alan özel 30. yıl kapsül koleksiyonuysa her jean modelini giyim öncesi ve sonrası izlenimi verilen iki farklı yıkamayla sunuyor.

Fotoğraf: Jil Sander
Simone Bellotti’nin kreatif direktörlüğünü yürüttüğü Jil Sander 2026 Sonbahar/Kış kampanyasının çekimleri Alpler’in yakınında bulunan ve unutulmaya yüz tutmuş özel bir havalimanının pistinde gerçekleştiriliyor. Pist, çarpık bir ev edasıyla dekore ediliyor: Kanepeler muşambalar ve örtülerle kaplanıyor, yatak bazaları boş bırakılıyor ve yansıtmayan aynalar dikkat çekiyor.
Kampanyanın başrollerindeyse kadın koleksiyonundan parçalar taşıyan Edie Campbell ve erkek koleksiyonunu taşıyan Daisuke Ueda var. İkili, Moni Haworth’un analog çekimlerinde modaevinin keskin minimalizmini, taşıdıkları net siluetlerle yansıtıyor. İnce terzilik, heykelsi formlar ve rafine seçimler koleksiyonun ruhunu inşa ediyor. Buna karşın kampanyanın belli bir hikayesi, açıklanmış bir konusu yok. İzleyici hisleriyle ve kıyafetlerle yalnız bırakılıyor.

Fotoğraf: @giorgioarmani
90’lı yıllarda Giorgio Armani defilelerinin vazgeçilmez yüzü olan Christy Turlington, yeni kreatif direktörler Silvana Armani ve Leo Dell’Orco’nun modaevi için hazırladığı koleksiyonları tanıtan ilk kampanyasının merkezinde yer alıyor. Markanın adım attığı yeni döneminde Turlington’un yaklaşık otuz yıl sonra ilk defa bir Giorgio Armani işinde yer alması da kampanyaya duygusal bir yerden dokunuyor.
Oliver Hadlee Pearch tarafından fotoğraflanan kampanyada Turlington’un yanı sıra Liam Kelly ve Akbar Shamji de yer alıyor. Koleksiyon parçaları modaevinin imza tasarım dilini yansıtırken bu parçalar, Giorgio Armani evreninden ilham alan sembolleri de taşıyor. Bir kedi, bir karahindiba, 1982’de tanıtılan Logo Lamp, bir gül, Palazzo Orsini’yi temsilen 11 sayısı ve Olimpia Milano takımını onurlandıran bir basketbol topu modaevinin köklerinden kopmadan yeniliklere yelken açtığını gösteriyor.

Fotoğraf: Simone Rocha
adidas Originals ve Simone Rocha uzun soluklu olması beklenen işbirliklerine 2026 Sonbahar/Kış koleksiyonuyla başlıyor. adidas Originals’ın spor giyim anlayışı, Londra merkezli modaevinin romantik tasarım diliyle yeniden yorumlanıyor. Koleksiyon ayakkabı, hazır giyim ve aksesuarlardan oluşurken birçok adidas Originals parçası yeniden yorumlanıyor.
Simone Rocha, işbirliğini gerçekleştirirken amacının halihazırda var olanı değiştirmek değil, ona farklı bir bakış açısı kazandırmak olduğunu belirtiyor. Rocha, gençlik yıllarından beri adidas ürünleri giydiğini ve vintage jüponları adidas Three Stripes futbol şortlarıyla birleştirdiğini de ekliyor. Ortaklığın en çok dikkat çeken yanlarından biri de pratikliğe büyük bir önem verilmesi. İki marka da parçaların güç, sağlamlık ve çok yönlülük fikrini daha feminen bir alanda güçlendirmeye büyük özen gösteriyor.

Fotoğraf: @emiliopucci
Son birkaç yazı Pucci etkisinde geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Hafif kumaşları, canlı renkleri ve ikonik desenleri modaevini yaz mevsiminin yıldız isimlerinden biri haline getirmeye devam ediyor. Ancak 2026 Sonbahar/Kış koleksiyonu Il Palio’da Pucci tasarımları daha kalın ve yapılı siluetlerle güncelleniyor. Kaz tüyü dolgulu jakarlar, dar ve simli akışkan kumaşlar ve 70’ler modasından ilham alan İspanyol paça pantolonlar öne çıkıyor.
Il Palio koleksiyonu, adını Siena’da düzenlenen bir tarihî at yarışından alıyor. Benzerlerinden biraz daha farklı olan bu yarışın özelliği ise şehrin tarihî mahallelerini, renklerini, hayvan figürlerini, amblemlerini ve bayraklarını temsil eden görsel sembollerin öne çıkması. Pucci de koleksiyonda bu sembolleri tasarımlarına taşıyor. Koleksiyon ayrıca Paris gece kulüplerinin altın çağından da ilham alıyor ve Carlijn Jacobs’ın çektiği kampanyada Grace Elizabeth, partinin merkezindeki yıldız kadın olarak karşımıza çıkıyor.

Fotoğraf: @donnakaran
Donna Karan’ın 2024’teki yeniden lansmanından bu yana New York’un farklı lokasyonlarında gerçekleştirilen ilk kampanyası, Kendall Jenner’ı kadraja alıyor. İlham kaynağı ise, Rosemary McGrotha’nın başrolde olduğu, markanın 80’lerin sonunda kampanyası. McGrotha’yı New York sokaklarında dolaşan bir limuzinin arka koltuğunda otururken gösteren o kampanyaya atıfla, şimdi de Kendall Jenner limuzinin arka koltuğunda oturuyor.
Mert Alaş tarafından fotoğraflanan Jenner, Donna Karan’ın yeniden yorumlanmış arşiv parçalarından oluşan koleksiyondan tasarımlar giyerken görülüyor. Trey Laird’in kreatif direktörlüğünü yaptığı koleksiyonda minimalist ama sofistike ve ince terzilik odaklı bir hava hüküm sürüyor. New York’un şehirli kadın estetiğine saygı duruşunda bulunulurken siyah ve vişne renkleri ön plana çıkıyor.