10 Eylül 2014

Yves Carcelle'e Veda

YAZI: SUZY MENKES

Yves Carcelle ve Suzy Menkes.

Fotoğraf: Getty Images.

 

Louis Vuitton’un delifişek mimarı,  dünyanın bu en havalı ve sahip olunması şart markasının yaratıcısı Yves Carcelle’in ölüm haberi, zihnimde bir sürü anıyı canlandırdı.

Milenyumun başında, gümüş saçlarıyla Japon sanatçı Takashi Murakami’nin efsanevi LV Monogram kanvas çantayı renklendirerek geliştirdiği çantayı gösterirken  hatırlıyorum onu mesela.

Carcelle tam bir deniz tutkunuydu, Louis Vuitton Kupası dahilinde, Luna Rossa yat yarışları kulübünden arkadaşı ve  Prada CEO su Patrizio Bertelli ile yaşadıkları okyanus maceralarını anlatmakla bitiremezdi.

Kendisi gibi çılgın Marc Jacobs’la ilgili en son dedikoduları aramızda kalmak şartıyla anlatırdı. Marc, Moet Hennessy Louis Vuitton LVMH birleşiminin mimarı Bernard Arnault tarafından 1997 de sanat direktörü olarak görevlendirilmişti. Carcelle, Jacobs’ı Louis Vuitton’un ilk hazır giyim koleksiyonu için görevlendirdiğinde Gucci ve Prada gibi diğer aksesuar markalarına da öncülük edip yol gösteriyordu. 

90 ların başında, Yves, Louis Vuitton’un CEO’luk görevini üstlenmesinin hemen ardından 1992 de Çin’deki ilk LV mağazasının haberini almıştık, sonra bu ülkede mağazalar birbirini izledi.

Adını gizli tutmak isteyen bir rakibi bana Yves ile Çin’in uzak bir köşesindeki bir şehire gidişlerinde, onun nasıl zekice davranarak , son derece güzel paketlenmiş deri ürünleri şehrin belediye başkanı ve aile bireylerine hediye ettiğini anlatmıştı.

Benim en sevdiğim anekdotlar ise, Yves’in çaylak bir pazarlamacı olarak oradan oraya seyahat ettiği günlere dair paylaştığı anılardı , Yves bu öyküleri genellikle evinde verdiği özel partilerde, elinde  şampanya kadehi, gösterişli Gilbert & George  tablosunun önünde dikilip anlatırdı, o zamanki eşi Rebecca ve oğulları da hayranlıkla onu dinliyor olurlardı.

Bu maceralar arasında en komik olanlardan biri de şuydu: Yves, yola, genç kız arkadaşıyla çıkmış bir seferinde, hırdavat malzemesi satıyormuş o sıralar. Kızı bir hırdavat dükkanına gönderip işveli bir şekilde o ürünü sormasını sağlamış, tabii mağazada yok, neyse kız bunu üzerine dönüp çıkmış. On dakika sonra bizimki elinde o ürünle aynı dükkana girip  ürünü sunmuş, e haliyle satış garanti.

Bu şamatacı ruh ile birlikte sahip olduğu ürünü çok iyi tanıyıp pazarlama becerisi, Louis Vuitton’un ünlü Forbes listesinde, marka değeri olarak 28,4 milyar dolarla 10. Sıraya yükselmesine sebep olan yönüydü şüphesiz… Apple, Coca Cola, Google ve McDonald’ın gerisinde ancak BMW, Disney, Mercedes ve Nike’ın önündeki pozisyonu ile Louis Vuitton, dünyanın en değerli markalarından bir haline gelecekti.

1990 daki iş görüşmesinden, 2012 de kanser nedeniyle ayrıldığı güne dek Carcelle, tarihi bavul imalatçısını dünya çapında 500 mağazası olan dinamik markaya dönüştürmeyi başarmıştı.

2012 de, 63 yaşında,  Louis Vuitton Vakfı’nın başkanı oldu, Frank Gehry tarafından tasarlanan müze Ekim’de Paris’te açılacak.

Bernard Arnault, kaybından büyük  üzüntü duyduğunu belirttiği Carcelle’i, yorulmak bilmeyen maceracı ruhuyla öncü, tutkulu, meraklı ve ilham verici bir kişilik olarak tanımladı.

Carcelle moda dünyasında silinmeyecek izler bıraktı ve LVMH ile birlikte pazarını lüks koleksiyon çerçevesinden çıkarıp global bir boyuta çıkardı.

Ancak ben onun en çok sıcak, cömert ve coşkulu kişiliğini hatırlayacağım, o Ortaçağ şövalyelerini andıran gümüş saçlarıyla, elinde ışıl ışıl parlattığı markasının kılıcı, dünyayı fethederken kalacak zihnimde.   

 

Çeviren: Kader Çekerek.

ETİKETLER: SUZY MENKES , YVES CARCELLE