13 Kasım 2014

Yerelden Küresele: Bir Annabel's Filmi

YAZI: SUZY MENKES

Mayfair'deki Curzon sinemasından Annabel's Gece Kulübü'ne doğru yürürken, üzerine peri tozu serpilmiş gibi parlayan yağmur damlalarıyla kaplı bir araba gördüm. 
 
 
Lady Annabel Goldsmith, 1988 
 
 
Swarovski kaplı Mercedes-Benz, bugünün Londra'sını özetler gibiydi: Yeni para, aşırı uçlarda zenginlik, küresel güç ve bir zamanların asil İngiliz üst sınıf zenginlerine hitap etmeyecek türde şeyler.  
 
Ridley Scott'un Annabel's'in 50. yılını kutlamak için hazırladığı belgesel ne kadar mükemmel! Bu özel üyeleri olan fantastik gece kulübü bir zamanlar İngiltere Kraliçesini bile konuk etmişti. (O zamanın yıldızının Kate Moss olmasına rağmen). 
 
Jemima Khan ve Kate Moss'un ünlü öpücüğü, 2006 
 
Lady Annabel ve Mark Birley 
 
 
Filmi hayal edin: Berkeley meydanındaki karanlığın ve yozlaşmanın üzerinde görsel bir şölen halinde ışıkların parladığı bir "Blade Runner" filmi düşünün. Bu karanlık ve yozlaşma, sınıfların, ünvanların, malikanelerin ve soyluluğun gece kulüplerine giriş bileti olduğu Birleşik Krallık'ın burnu havada yüksek sosyetesinin çöküşüydü.  
 
Francesca Von Thyssen ve Jerry Hall Annabel's'teki Valentino partisinde, 1987 
 
Filmi iki kere izledim ve "sınıf sistemi" deyişini bir kere bile duymadım.  Halbuki bu deyiş, eskiden, İngiliz sosyal tarihinin temelini oluşturuyordu. Bu düzen, son yarım yüzyıldır, Mark Birley'in bu İngiliz özel kulübünü açana kadar geçerliydi. Mark Birley, kendisinin de içinde olduğu zenginler dünyasına ayna tutmuştu. Annabel's bugün, en yüksek fiyatlı şampanyaların açıldığı bir yer altı mağarasına dönüştü, hiç de utangaç biri sayılmayan Naomi Campbell ekranlarda Annabel's'i ne kadar çok sevdiğini çünkü "biraz karanlık" olduğunu söylemeye başladı. 
 
Elizabeth Taylor ve Dennis Stein, Annabel's'te , 1985 
 
Birley ailesinin hikayesi etkileyici: Yüksek sınıftan eşsiz bir zevk anlayışına sahip bir adam ve onun son derece uzun isimli eşi:  Lady Annabel Vane-Tempest-Stewart. Lady Annabel Vane-Tempest-Stewart, daha sonra bilyoner büyük iş adamı James Goldsmith'le evlendi. Birley hanedanlığında Annabel'in kızı Jemima Khan, Birley'in kız kardeşi Maxime de la Falaise ve ismi Annabel's'in bir alt sokağındaki başka bir gece kulübünü süsleyen Maxime'in kızı Loulou bulunmakta.  
 
Annabel's'e girerken Madonna  
 
 
Babasıyla bağları kopmuş olan Robin Birley, şiddetli tartışmalara yol açan bu aile içi kan davasına son vererek ünlü Annabel's'i sattı ve yeni bir gece kulübü açtı.  
 
Elbette, bu ailevi sorunların hiçbiri filmde yer almıyor, almamalı da. Yönetmen Greg Fay, geçmişe baktığı kadar geleceğe de odaklanmış.  
 
Prenses Beatrice ve Cressida Bonas, 2014 
 
Annabel's'in yeni sahibi moda dünyasının en büyük iş adamlarından, aynı zamanda restoran işletmecisi Richard Caring, Londra'ya gelen uluslararası paranın görkemini ve gücünü anladığı için bu iş için biçilmiş kaptan. Rus oligarşisi, Ortadoğu hükümdarları ve Asyalı bilyonerler yeraltındaki Annabel's'in sıcak ortamında masaları doldurmuş durumdalar.  
 
Diana Ross ve Arne Naess, Annabel's'te, 1991 
 
Birley'in bulduğu harabe, elektrik şebekesinin altındaymış ve bir şarap mahzeni olarak kullanılıyormuş. Bu yüzden de Ridley Scott filmi "A String of Naked Lightbulbs" diye adlandırmış.  
 
Filmde bir "Downtown Abbey" havası vardı. Kulübün üyeleri asil bir şekilde Eton ve Oxford İngilizcesi konuşurken, işçi sınıfı personeller doğu Londra aksanlarıyla Frank Sinatra'nın zil zurna sarhoş olduğu geceyi, Diana Ross'un disco diva'yı canlandırdığı geceyi, ketum ve hiç gülümsemeyen Şah Hamdan al-Maktoum'un Annabel's'in barmenine 100 Pound vererek onu nasıl mutlu ettiğini anlatıyorlar. (Ancak bugünlerde personeli mutlu etmek için 1,000 Pound vermeniz gerekecektir büyük ihtimalle.) 
 
Michael ve Shakira Caine, Annabel's'te,1988 
 
Ridley Scott, filminde Prenses Diana'nın, Fergie'nin ve Kraliçe'nin davetli olduklarıyla ilgili magazin yazılarını göstererek Annabel's'i asil sınıfın yuvası olarak sergiliyor. Ancak filmde, bugünün teknolojisinin mahremiyeti nasıl engellediğinden ve paparazziyi engellemenin mümkün olmadığından bahsedilmiyor. Anna Wintour, yine de, Annabel's'in başarısının en önemli etkenlerinden birinin üyelerinin kendilerini güvende hissetmesi olduğunu vurguluyor.  
 
Anna Wintour, Annabel's'te, 2010 
 
Filmde, üstü kapalı olarak bazı değişikliklerin olduğu belli edilmiş, özellikle de Lloyds sigorta şirketi 1990'lı yıllarda kulüp üyelerinin servetini erozyona uğrattığı için.  
 
Jack Nicholson, Annabel's'te 1988 
 
Amy Adams, Tom Cruise ve Andrea Riseborough Annabel's'te, 2013 
 
Film, yüksek sosyete dekoratörü Nicky Haslam'ın Annabel's'in tıka basa dolu olduğunu iddia ettiği, Richard Caring'in insanların biraz da "çöküş"lerden keyif aldıklarını belirttiği ve Lady Gaga'nın con brio sergilediği sahnelerle sona erdi. 
 
Annabel's'le hiçbir bağlantım yok. Açıkçası orayı ince bacaklı sarışınlarla ve cüzdanı şişkin erkeklerle dolu snob bir mağara olarak düşünüyorum. Ancak, kulübün daha iyi bir sinematik biyografiyi hak ettiğini düşünüyorum. Öyle bir biyografi olsun ki Londra'nın yerelden küresele geçişini simgelesin.  
 
"A String of Naked Lightbulbs" Kasım ayı boyunca Londra Mayfair'deki Curzon sinemasında gösterimde olacak. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: SUZY MENKES , ANNA WİNTOUR , ANNABEL'S