06 Ağustos 2014

Suzy Menkes: Ah o 50’li yıllar!

YAZI: SUZY MENKES

 

Brigitte Bardot 50’li yıllara ait elbisesiyle yalın ayak kumsalda koşarken. Cannes, 1956

Resim Hakkı: Getty

 

Volümlü etekler, ince beller, çiçek desenleri, balerin babetleri; bu yaz sokaklarda bu parçaları çok sık göreceğiz.

Bu cümle, savaş yıllarının ardından Christian Dior tasarımlarıyla tekrar sahneye çıkan moda kavramı ile en popüler cümle oldu.

Ah o 50’li yıllar! Ben kendi adıma, o yılları tekrar yaşamak istemem. Çünkü o dönem kadınlar, çekici olmak ama yumuşak başlı davranmak, savaş zamanı giydikleri geniş omuzlu ceketlerini sırtlarından çıkarıp dar korseler içinde nazik tatlı eşler olmak zorundaydılar.

Ama o dönemin kıyafetleri oldukça güzel görünüyorlar; flörtöz genç Fransız artist Bridget Bardot’un resminde gördüğünüz gibi elbiselerin etek uçları jüponla hareketlendirilmiş, göğüs kısımları rüzgara meydan okuyor o dönem.

Christian Dior “Bernique” gün batımı, sonbahar/kış ‘50

Resim Hakkı: Galleria Roger Viollet

50’ler günlük giyim: soldan sağa; Christian Dior, s/k ’49; Christian Dior, s/k ’50; Pierre Cardin, s/k ’58; Jacques Fath, i/y ‘55

Resim Hakkı: Pierre Antoine

Paris Palais Galleria’daki bir moda sergisi bu dönemi ele alıyor. Sergide, bu döneme ait dergilerin kapakları da sergileniyor. Oldukça cesur bikinilerine rağmen Monaco prensesi olan film yıldızı Grace Kellly’nin kapaklarında yer aldığı Elle ve Paris Match gibi dergiler sergilenenler arasında. Favorilerim arasındaki bir diğer kapak ise Fransa’nın en büyük moda ihracatcısı, tasarımcıların kralı, heybetli Christian Dior’un yer aldığı kapak.

50’ler günlük elbiseler. Pierre Balmain, 1951-52; Jean Dessés, 1955-58; Christian Dior, 1950-51; Paul Daunay, 1952-57; Carven, i/y ’51; Balmain, i/y ’54

Resim Hakkı: Pierre Antoine

Kasımın 2’sine kadar sergilenecek olan, 1947-57 yılları arasındaki Fransız modasına odaklanan 50’ler sergisi kuratörü Olivier Saillard’ın zaferi. Saillard, o ihtişamlı devire ait eldivenler ve Dior’un meşhur ‘bar’ ceketinin izinden giden o zamana ait günlük kıyafetler gibi birçok farklı parçayı bir araya getirdi.

Üstleri sütyen şeklinde olan ve Hawaii desenli süslü bikiniler, tüyler ve tüllerle süslenmiş flörtöz ve çapkın şapkalar ile 50’ler hem mağrurdu hem de yaramaz.

Solda Jacques Fath s/k 1948-9 tasarımı ipek kaban, karşısında 50’li yıllarda yayınlanmış dergilerin kapakları sergileniyor. Sağda ise Christian Dior s/k 1947 tasarımı Bonbon elbiseyi görüyoruz. Öbür uçta ise Christian Dior’un meşhur 1947 yılı tasarımı ‘bar’ takımını görüyoruz.

Resim Hakkı: Pierre Antoine

Saillard en ufak bir ayrıntıyı bile gözden kaçırmamıştı. Sergide Cristobal Balenciaga’nın asilzadeler için dikilmiş gibi duran elbiselerinden tutun, Jacques Fath’ın belden bollaşan elbiselerine kadar farklı parçalara yer vermişti. Bir de üstündeki pembe güllerin, müzenin tavanındaki dekoratif fresk ile çok güzel uyum sağladığı markasız transparan plastik bir çanta sergileniyordu.

Bu sergide bana en çok ilham veren kısım 50’ler yazıydı. Kışın neler giyilmiş biliyordum; topuklu ayakkabı ve eldivenlerle tamamlanan şık kabanlar ve takımlar. Diz altına kadar dar bir şekilde uzanan ve kadınlara rahat yürüme imkanı vermeyen düz eteklerin giyildiğini de çok iyi biliyordum.

Bel kısmında evaze gelen ve fırfır dönerek desenli etek ucuna dönüşen rengarenk etekler çok daha eğlenceliydi.  Kuratör o zamana ait daha spor hırkaları, kapri pantolonları, etek ucu pliseli ya da çiçek desenli veya puantiyeli elbiseleri bile bulup getirmişti. Bu kıyafetler müzeden dışarı çıkıp 60’lı yıllara doğru yürüyebilirlerdi.

 

 

Spor giysiler ve mayolar: baskılı pamuklu Hermes tasarımı poplin yaz elbisesi i/y ‘52, arkada Jacques Heim plaj seti i/y 1947. Camekanlı dolapta sergilenen mayolar;  soldaki Jacques Heim tasarımı 1949-1951, sağdaki Neptunia 1953.

Resim Hakkı: Pierre Antoine

Benim favorim “cepleri” ve “ yakası” bir fırça kahverengi boyayla çizilmiş gibi gözüken, çok sade hardal sarısı Hermes bir elbiseydi.  Böyle bir elbise bugün bile Hermes vitrinde yer alabilir, almalı da.

Tabi ki serginin büyük bir kısmını da aslında şişkin bir görüntüye sahip olan ama Rene Gruau’nun grafik çizimlerinde birer çizgiye dönüşen elbiseler oluşturuyordu.

 

 

1952-55 yıllarından Christian Dior gece elbisesi

Resim Hakkı: Pierre Antoine

Çok daha yakından bakıldığında bu balo elbiseler üzerinde inanılmaz bir işçilik vardı: düşes saten üzerine yapılan üç boyutlu çiçek nakışı bir zanaatkarın elinden çıkmış gibi duruyordu.

Saillard, kadife gibi zengin materyallere plise ve drape yapan Madame Gres’in bir elbisesini sergiye  koyarak yaratıcılığı da göstermek istemiş.

 

Elbiseler, soldan başlayarak; Christian Dior , 1953-54; nakışlı tülden bir balo elbisesi , Jacques Fath 1947; İpek kadife karışımı drapeli gece elbisesi, Madame Gres , s/k 1956

Resim Hakkı: Gregoire Alexander

Gelelim iç çamaşırlarına… 50’li yıllarda, savaş dönemi boyunca çorap bulamayıp bacaklarına sahte dikiş izleri çizmek zorunda kalan şık Fransız kadınlarının hayali olan naylon çoraplar kullanıldı. Sergilenen külotlu çoraplar, kalçadan çorap askısıyla tutturulan cinsten ve Givenchy ya da Balenciaga gibi en iyi Fransız markalarının ürünleri.

 

 

Givenchy, Balenciaga ve Christian Dior çoraplar, 1955 ve 50’li yıllar iç çamaşırları

Resim Hakkı: Pierre Antoine

Sergilenenler arasında dantel ve fiyonklarla süslenmiş ten rengi bir korse vardı ve o kadar güzeldi ki kullanıldığında ne kadar rahatsız olduklarını unutuyordum.

50’ler kadar hanım hanımcık geçinen ama aslında oldukça ilgi çekici kıyafetlerin kullanıldığı bir dönem daha yok.  Olivier Saillard zekasını ve ince zevkini kullanarak, özel dikim kıyafetlerin kullanıldığı klip ve filmlerden sergilenecek obje seçimlerini yapmış. ( Bu film ve kliplerde kıyafetleri taşıyan modeller bugünün standartlarına göre büyükanne denilebilecek görüntüdeler.)

Yves Saint Laurent tasarımı bir Christian Dior. Kısa Aurore gece elbisesi, i/y 1958.

Resim Hakkı: Galleria Roger Viollet

 

Balenciaga.  Baby Doll kokteyl elbisesi, 1958-59

Resim Hakkı: Galleria Roger Viollet

Palais Galleria bazı moda klişelerine meydan okuyor. Cristobal Balenciaga, sadece silüeti gölgede bırakan mimari kesimler yapmamış aynı zamanda etek ucunda kat kat kumaş kullanarak volümlü elbiseler tasarlamış. Bilindik 50’li yıllar tarzının dışında, Yves Saint Laurent’nin Dior’u modernize etmesiyle yeni bir görünüş ortaya çıktı ve daha sonra André Courreges yaptığı tasarımlarla savaş sonrası stili dönemini bitirdi ve kadınları hızla 60’lı yıllar stiline yöneltti.

 

Meksikalı Andrés Romo tasarımları hakkında konuşuyor

Resim Hakkı: Luca  Sorrentino

50’li yılların izlerini hala modada gördüğümüzü kanıtlayabilirim. Roma’dayken parlak, rengarenk Meksika’ya özgü kumaşlardan oldukça zevkli işler ortaya koyan Andrés Romo’nun tasarımlarını gördüm. 50’li yılların yaz modasına oldukça benzerlikler gösteriyordu.

 

 

Andrés Romo’nun Alta Roma A.I Artisanal Intelligence’ta sergilenen tasarımları

Resim Hakkı: Luca Sorrentino

Daha sonra, Londra’da John Lewis mağazasının dikim bölümünde sanki Palais Galleria’dan çıkıp gelmiş gibi duran bir elbiseyle karşılaştım.

Batıda, elde dikimin tekrar yapılmaya başlanmasıyla yalnızca kumaş, iğne ve iplikle dikilen uzun pamuklu elbiseler yeniden gündeme geldi.

John Lewis, özel parçalarını tekrar üreterek 150. Yılını kutluyor. Kumaşının metresi 22£ olan Serenade ismindeki bu elbise, markanın konfeksiyon bölümündeki 1954 yılı Lucienne Day arşivinden çıkan kumaşlardan üretildi.

 

Çeviri: Ece Özneşeli

İlgili Başlıklar