16 Temmuz 2014

Fransızlar Moda Saltanatlarının En Nadide Mücevherini Kaybediyor Olabilirler Mi?

YAZI: SUZY MENKES

Versace ile Paris haute couture sezonu canlandı.

Aslında İtalyan couture defileleri demek daha doğru galiba,  zira Fransızlar modadaki saltanatlarının en nadide mücevherini kaybediyor gibi görünüyorlar.

Donatella Versace kuliste yaptığı açıklamada, bedene oturan ve hayal gücüne fazla iş bırakmayan, siyah, mürekkep mavisi üzerine beyaz dantelli, parlak vinil şeritli tasarımları için ilhamı, ellili yıllardan,  “couture” giyimin o altın çağından olduğunu belirtti.

Donatella'nın “ihtiyatlı” diye tanımladığı tasarımları, gösterişli halılarla kaplı salondaki mor sandalyelerde oturanlar için aklı baştan alan seks bombaları etkisindeydi. Fütüristik dokunuşlar, kristal ve metalin birlikte kullanımı, metal tokalar ve silikonla kaplı ipekler kıyafetlere ayrı bir ihtişam vermiş.

Salınan pervazlarıyla etekler, ya dar ya da balo elbisesine benzer kesimlerde ancak hepsinin ortak yanı çeşitli vücut dekoltelerine sahip olmaları. Tek bacaklı pantolon belki moda olarak tutmayabilir ancak bu gösteri “kontrollü performans” diye tabir edilen, yeni ve yüksek bir standart oluşturup piyasa performansını ve reaksiyonunu ölçen tarzıyla, bir tasarımcının Fransız egemenliğindeki haute couture zirvesine  en fazla yaklaştığı nokta olarak alkışlanmalı.

Donatella “az ile daha çok elde edilir” inancını içselleştirmiş olabilir mi? Versace zaten epeydir edepsizliğin sınırlarında gezinmekten vazgeçmiş görünüyor. Açık sırt ve göğüsteki bir kıvrım yeni bir geometrinin gayet sofistike sergilenmesini sağlamış. Korse yapısının etrafında gezinen, adeta cetvel ve pergelle yaratılmış çizgiler marifetiyle defile, retro ihtişamı incelikli ve kurnaz bir şekilde günümüze taşıdı.

İtalyanların bilip de Fransızların bilmediği nedir moda konusunda?

Bu hafta, Paris moda dünyası adeta İtalyan  işgalinde, Miu Miu için Miucci Prada'nın hazırladığı resort defilesinden Deigo Della Valle tarafından yeniden canlandırılan Schiaparelli'ye dek.

Kendini kanıtlamış ve adını altın varakla moda tarihine yazdırmış İtalyan markaları olan Armani Prive ve Valentino'da görüldüğü üzere İtalyanların giyim kuşam sanatını adeta içgüdüsel bir kavrayışları var.

Fransız modasını yöneten kurum olan Federation Française de la Couture'ün (Fransız Yüksek Moda Federasyonu) 1998 den beri yöneticiliğini yapan Didier Grumbach görevi bu yıl İspanyol parfüm devi Puig'in moda bölümünün başı olan Ralph Toledano'ya devredecek.

Yetmişli yıllardan beri görev yapan yönetimlerin Paris'i uluslararası modanın merkezi yapma konusundaki gayretlerini ve çalışmalarını hep takdir etmişimdir.

Ancak, İngiliz, Belçikalı ya da Japon tasarımcılar tarafından hazır giyimin en popüler uluslararası arenası haline gelen Paris'te, aynı tespiti haute couture için yapmak zor ne yazık ki.

Couture zirvesinde  direnen Chanel ve Dior dışındaki tüm Fransız moda evleri teker teker sahneden silindiler.

Givenchy'de bile, -ki Riccardo Tisci'nin sanatçı eli beni büyüler-, ticari moda, couture tasarımı ekarte etmiş durumda.

Dior atölyesinde Raf Simons, ceketlerin kenarındaki nakışlarda parmaklarını gezdirirken günümüzün koşulları hakkında düşüncelerini paylaşıyor. “Podyumları 21. yüzyılın en mühim PR ortamlarından biri açısından değerlendirirsek, dürüstçe dile getirmek zorunda olduğumuz bir gerçek var,” diyor, “ Dünyada, couture tasarımı, hazır giyim elbiseler kadar iyi taşıyabilecek kadın çok az. Couture'ün güzelliğini korumak ve öne çıkarmaktan bahsediyorum.”

Chanel'in 30 yıllık tasarımcısı Karl Lagerfeld ise başka bir yöne dikkat çekiyor: “Couture kusursuz olmak zorunda, oysa bir çok moda evi bizim sahip olduğumuz ustalıkta işçilere sahip değil. İlerlemek için gerekli tekniklerle donanmanız lazım. BU açıdan, couture giyimde Chanel, dengi olmayan bir savaş makinesi gibi.”

 

 Çevirmen: Kader Çekerek

İlgili Başlıklar