13 Haziran 2015

Dries'le Bir Gün

YAZI: SUZY MENKES

Dries van Noten, Antwerp Akademi'de Antwerp tasarımcı ekranının önünde. 
Fotoğraf: Suzy Menkes/Instagram 
 
Parmaklar, Belçika modasından fotoğraflar ve videolarla yüklü dokunmatik ekranın üzerinde geziniyor. İlk önce "Martin Margiela" seçeneğine tıklıyoruz, fotoğraflar ve zaman çizelgesi karşımıza çıkıyor. Daha sonra "Walter Van Beirendonck"a tıkladığımızda bol ekoseli ceket ve çılgıncasına çizgili örgü işlerinin fotoğrafları açılıyor. 
 
Dries Van Noten'in, Antwerp Royal Academy'nin MoMu girişinde bulunan dijital panoda kendi ismine en son tıklaması kendisiyle ilgili birçok ipucu veriyor.  
 
Aynı mütevazı davranışı ziyaretçiler kendisine "Sizinle bir fotoğraf çekilebilir miyiz?" diye sorduğunda da sergiliyor. Şehrin panaromik manzarasının göründüğü Akademi'nin üst katına Walter'ı görmeye çıktığımdaysa, Dries yavaşça kitabevine gidiyor. 
 
İskelesi, limanı ve uzun ince evleriyle her zaman merak uyandırıcı olan Belçika şehri Antwerp'e, "Inspirations"ı görmek için gittim.
 
Dries Van Noten'in sergilerini daha önce Paris'teki Musée des Arts Décoratifs'te üç kere görmüştüm ama tasarımcının sanatı ve modayı birbirine harmanlandığı sergisinin kendi memleketinde nasıl sergileneceğini merak ediyordum.  
 
Dries Van Noten Sonbahar / Kış 97/98 
Fotoğraf: Kurt De Wit 
 
Sergi, Fransız versiyonundan daha kısaydı, bir sürü obje birbirine geçmemişti. Ama Dries'ın yanımda olması ne söylemeye çalıştığını düşünmeye itti beni.  
 
1981 yapımı "Ateş Arabaları" filminin erkek giyimini nasıl etkilediğini konuştuk ki bana "İngiliz erkek görüntüsündeki romantik bakışı ve spor kıyafetleri değiştirdiğini söyledi."  
 
Daha sonra Damien Hirst'in rengarenk kelebeklerden oluşan çemberinin önünde oturduk. Ben renklerin ve sanatsal düzenlemenin tadını çıkarırken Dries, "Daha derin bakmanın önemini göstermek için Damien Hirst'in bu eserinden yararlanalım. Önce Damien Hirst'in güzel sanat eserini görüyorsun. Daha sonra yüzlerce kelebeğin kanatlarının açılarak tuvale yapıştırıldığını fark ediyorsun. Güzellik ve aynı zamanda suçluluğun birbirine karıştığı an bu." 
 
Dries Van Noten Sonbahar / Kış 10/11 
Fotoğraf: Kurt De Wit 
 
Sergide en heyecan verici olan şey, objelerin sürpriz ve hatta şok yaratacak biçimde yan yana dizilişiydi. Ünlü Christian Dior bar kıyafetinin, Yves Klein'ın mavi tablosunun ve Dries tasarımı trenç kot ve pantolonun yanında ne işi vardı?  
 
Christian Dior'un 18 metre kumaş kullanılmış kıyafeti, 1947 Les Arts Décoratifs Paris 
Fotoğraf: Jean Tholance 
 
"Punk" adı verilmiş bu bölüme dair bilgide şöyle yazıyor: "Sosyal davranış kodlarına isyan etmek ve onları bozmak, yaratıcılığın kıvılcımlarıdır. Kemikleşmiş geleneklere meydan okumak, tipikleşmiş formlardan uzaklaşmayı teşvik eder, davranışlarımızla dalga geçer ve yeni arketiplerin doğuşuna olanak verir." Hem bu bölümde hem de sergi boyunca tasarımcının düşüncelerine tanıklık etmek çok etkileyiciydi. 
 
Van Noten'ın bu yorumlarından bazıları sanatsal olmaktan ziyade pragmatikti. Bana "ilk bakış"tan ve internetin bunu nasıl değiştirdiğinden bahsetti. Eskiden sade başlayan bir moda defilesi zaman geçtikçe zirveye ulaşıyordu. Şimdiyse "İnsanların ilk bakışında söylemek istediğiniz her şeyi dışa vurmak zorundasınız. Çünkü tam o anda internetteki kişi defilenin daha fazlasını görüp görmemeye karar verip tıklayacaktır. Style.com'dan kaç kişinin tıkladığını ve kaçının bütün defileye tıklayarak baktığını, dolayısıyla senin bölümünde ne kadar vakit harcadıklarını öğrenebiliyorsun." 
 
57 yaşındaki Dries'ın pratik veya şairane yanları başka yollarla ortaya çıkarılmış. Bana 1943 Madame Grès tasarımı sadece 2,5 metre kullanılmış takımının, Dior'un, kızgın kadınları kumaş israfını protesto etmek için Paris sokaklarına döken 18 metrelik Bar kıyafeti kadar kadınsı ve lüks olduğunu söyledi.   
 
Antwerp sergisindeki bütün tarihsel kıyafetler Musée des Arts Décoratifs'ten gelmişti; Dries'ın kıyafetleri Académie Royale des Beaux-Arts d'Anvers'ten gelmiş olabilir. Ama serginin bölümleri, Van Noten'ın zihninden ve diğer sanatçılarla ilişkisinden çıkmıştı.  
 
Belçika'daki interaktif dokunmatik ekran bilgi dolu geniş bir veri tabanına sahip. 
Fotoğraf: Suzy Menkes/Instagram 
 
 
Bir camekanda 1968 yapımı "İkili Oyun" filminden, Man Ray ve Robert Doisneau fotoğraflarından görseller vardı. Diğerinde ise Yeni Zelanda filmi "Piyano"dan ilham alınmış deniz etkili elbiseler bulunuyordu.  
 
Dries'ın "grunge" ilhamını aldığı kaynaklar geniş: Kurt Cobain, Lucian Freud'un stüdyosu, solmuş çiçekler, ekose tişörtleri, trençkotları ve smokinleri gibi kendi ikonik kıyafetleri... Dries'ı takip etmekte güçlük çekiyorum açıkçası.   
 
Göze kolay gelen kısım, erkeklerin çiçekler içinde giyindikleri bölümdü. Louis XV'den 60'lı yılların Jimmy Hendrix'ine ve çiçekli sörf şortlarına kadar çiçek süslemeli kıyafetlerin bulunduğu kısımdı burası. Daha sonra, Dries ve partneri Patrick Vangheluwe ile yediğimiz öğle yemeğinde bana anlattığı çiçek bahçesine değinmiyorum bile.  
 
Mola yerine doğru yürüdüğümüzde birdenbire bir çiçek kokusu burnuma doluyor, karşımıza ikiye ayrılan bir tünel çıkıyor. Duvar, Norveçli ve Berlin'de yaşayan Tolaas adlı sanatçı tarafından koku yayan interaktif panellerle kaplanmış. Bunun ardından huzur verici yavaş çekim filmler ekrana çıkıyor.  
 
Görülecek o kadar çok şey vardı ki Dries'ın içlerinden seçmesine izin verdim:  Cristóbal Balenciaga'nın tasarımlarından ve Avustralyalı alternatif rock şarkıcısı Nick Cave tarafından giyilmiş bir kıyafetten oluşan İspanyol bölümü.  
 
Yan yana dizilen objelerin hem görsel olduğunu hem de beyine hitap ettiğini fark ettim. Örneğin, renkli bir Bollywood düzenlemesinin yanında Jil Sander'ın beyaz ve griden oluşan minimalizmi vardı. Veya Hindistan kısmı tıpkı Dior'un Belçikalı bir prenses için hazırladığı haute couture sari elbisesi kadar sakin ve zarifti.  
 
Dries'a Paris'ten sonra bu ikinci müze sergisini nasıl başarabildiğini sorup durdum, çünkü Antwerp versiyonundaki materyallerin %50'si yeniydi. Örneğin çim yeşili bir halı özellikle Van Noten'ın sergisi için dokunmuştu, bu zaman almalıydı. "Kaliteli bir sergi yaratmak çok çalışmayı gerektiriyor o yüzden başka materyallere harcadım enerjimi." diyor.   
 
Antwerp ve MoMu Moda Müzesi'ni terk edip Dries Van Noten'ın nehir kenarındaki stüdyosuna gittiğimizde ise onun enerjisine daha da çok şaşırdım. 
 
Dries Van Noten'ın ofis penceresinden bir görüntü. 
Fotoğraf: Suzy Menkes/Instagram 
 
Köpeği Harry ile biraz oynadıktan sonra farklı katları dolaştık. Her katta başka bir ekip vardı, ya işin yaratıcı kısmıyla ilgileniyorlardı ya da "iş" kısmıyla. Kat kat kumaşlar düzgünce sıralanmıştı, süslemeler Hindistan'dan daha yeni gelmişti, ekranda sanatsal desenler üzerine çalışılıyordu. 
 
Bu ay Paris'te görecek olduğumuz erkek giyim koleksiyonu çoktan bitmişti, gelecek sezonun kadın koleksiyonu üzerinde çalışılıyordu.  
 
Dries Van Noten'ın ofisindeki taze çiçekler. 
 
Fotoğraf: Suzy Menkes/Instagram 
 
Diğerlerinin taklit etmesini önlemek amacıyla özellikle de desenlerin fotoğraflarını çekmeyeceğime söz verdim. 
 
Ama ahşap masa üzerindeki vazoda bulunan yaz bahçesi çiçeklerini çekmeme izin verdiler: mor, pembe, kırmızı, turuncu çiçekler canlı yeşil yapraklar üzerinde yükseliyordu. 
 
"Bunlar benim bahçemden, ben getirdim," diyor Dries. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu
 

ETİKETLER: SUZY MENKES , DRİES VAN NOTEN