11 Mayıs 2011

Alice Doğruyol

Bir dergi için çekim teklifi aldı; hayatı değişti. Büyük bedenler için hazırladığı blog ve The Daily Mail gazetesindeki köşesiyle pek çok kadının yakın markajında. Alice Doğruyol'un yolu yakında daha çok Türkiye'ye düşecek.

 

Blog yapma fikri nasıl doğdu, Alice?

Bir dergi için modellik teklifi aldığımda ilk kez farkına vardım ki, yuvarlak hatlı kadınlar için en az bir profesyonel stylist kadar styling önerisine sahibim aslında. Bu yüzden bu düşüncelerimi ve birikimimi, benimle aynı frekansta olan kadınlarla paylaşma ihtiyacı duydum. İnternet en doğru mecraydı ve blogum Stylistplus'ı açtım.

 

Blogger olarak kariyerindeki en önemli dönüm noktası ne oldu peki?

İngiltere'deki The Daily Mail gazetesinin benim yazılarımı görüp, bir köşe önermesi. Big Girl in A Skinny World (Skinny dünyadaki büyük kız) isimli köşem iki hafta gibi kısa sürede büyük bir ilgi çekti. Üç milyon okuyucu ve internet üzerinden 20 milyona yakın takipçiyi görünce kendimi Everest'e ulaşmış ya da olimpiyatlarda altın madalya kazanmış kadar başarılı hissettiğimi söylemem gerek.

 

Biz seni büyük bedenler için stil önerileri veren bir blogger olarak tanıdık. Ama aslında sen...? 

10 yıldan fazladır halkla ilişkiler alanında çalışıyorum. Ayrıca iki yıl boyunca İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde ve İstanbul Eyüboğlu Koleji'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı dersleri vermiştim.

Kendi stilini nasıl tanımlarsın?

Şık, rahat ve şen şakrak bir tanrıça dokunuşu.

Bu aralar takibe aldığın gardırop parçaların neler?


Anna Scholz'un gri ipek-koton karışımı geniş yakalı elbisem, siyah jean pantolonum, yüksek topuklu sandaletlerim ve Sonia yüzüğümle uyumlu olduğu için çıkarmadığım Lola Rose Grey Agate Gold Helen küpelerim.

 

Peki kendi hakkında bize çok fazla bilinmeyen bir şeylerden bahsetmeni istesek?

İflah olmaz bir maceraperestim. Mesela 24 yaşındayken Boy George'un müzikali Taboo'yu Londra West End'de izledikten sonra İspana'da Extremadura'daki küçük bir çiftlik kasanbasına yerleştim. İngilizce öğretip, İspanyolca öğrenmek istemiştim. Bir zaman sonra kendimi, Granada'dan Elhamra'ya doğru bakan ve çingenelerin kaldığı bir mağara evinde yaşıyorken buldum.

 

Çok sık kullandığın bir kelime/cümle var mı?

Risk al. Sormazsan, alamazsın; denemezsen, bilemezsin.

 

Gizli zevklerin var mı?

Ottolenghi'de yemek yemek, Pierre Herme'nin güllü makaronları ve Mad Men dizisindeki Don Drapper. Onu hiç sevmemeliydim, ama kendimi alamıyorum.

 

Eğer bir gün bir derginin kapak yüzü olsaydın, bu hangisi olurdu ve kapakta ne yazardı?

İngiliz ya da Amerikan Vogue'u. Kapakta da Sticks and Stones (Çubuklar ve taşlar) yazmasını isterdim. Bir İngiliz sözü der ki, "Çubuklar ve taşlar kemiklerimi kırabilir; ama kelimeler asla incitemeyecek."

 

Ajandanda sırada ne var?

Kendi markamı yaratıyorum. Yuvarlak hatlı -ki bu mutlaka fazla kilolu olacağı anlamına gelmesin- kadınlar için... Benim kendi bakış açımla, kadının doğal hatlarını ortaya çıkaran, farklı bedenlerde kıyafetler olacak. Amacım ne kadar farklı olursa olsun, kadınları kendi doğal silüetleri içinde çekici ve kadınsı bir hale getirmek. Bu koleksiyonun üretimini de Türkiye'de yapıyor olacağım. Böylece babamın ülkesini daha da yakından tanıma fırsatı bulacağım için heyecanlıyım.

 

-Barış Çakmakçı

İlgili Başlıklar