Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Mükemmel kararı beklerken ilerlemeyi erteliyor musunuz? Ütopya sendromu, iş hayatında mükemmeliyetçilik kılığına girerek sizi fark etmeden yavaşlatıyor olabilir. Karar alma cesaretini geri kazanmanın yollarına birlikte bakıyoruz.
Mükemmel e-postayı yazmadan göndermemek. Toplantıda aklınıza gelen fikri biraz daha olgunlaşsın diye içinize atmak. Teslim tarihini esnetip işi defalarca elden geçirmek… Bunların hepsi dışarıdan bakıldığında titizlik gibi görünüyor olabilir. Ama ya aslında sizi ileri taşımak yerine yerinizde saydırıyorsa?
Psikolojide buna verilen isim, 'ütopya sendromu'. En basit hâliyle, en doğru, en kusursuz, en ideal ânı beklerken karar almaktan kaçınma hâli. Özellikle iş hayatında sık karşımıza çıkıyor ve yüksek beklentilerle büyütülmüş, başarıyı kişisel değerle eşitlemiş kişilerde daha yoğun hissediliyor.
Ütopya sendromu klasik mükemmeliyetçilikten biraz daha sinsi. Çünkü yalnızca iyi yapmak istemekle sınırlı kalmıyor; ertelemeye, kararsızlığa, sorumluluk almaktan kaçınmaya ve ironik biçimde iş tatminsizliğine dönüşebiliyor.
Her şeyin doğru hissettirmesi gerektiğine inandığınızda, hiçbir şey yeterince doğru gelmemeye başlıyor. Özellikle dijital çağda, herkesin kariyer hamleleri, üretkenlik rutinleri ve en iyi versiyonları gözünüzün önündeyken, bu baskının işe de sızması kaçınılmaz oluyor.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
-Bir işi bitirmek yerine sürekli “bir tık daha iyileştirmeye” mi çalışıyorsunuz?
-Karar almak, uygulamaya geçmekten daha mı yorucu geliyor?
-Yanlış yapmaktansa hiç yapmamak fikri size tanıdık mı?
Eğer ilerlemekten çok kusursuzlaştırmaya zaman harcıyorsanız, muhtemelen bu döngünün içindesiniz. Üstelik bu yalnızca işte değil, hayatın başka alanlarındaki beklentilerinizle de paralel ilerliyor olabilir.
İlk adım şu gerçeği kabul etmek: Hiçbir karar, alındığı anda tam ve eksiksiz değildir. Elinizdeki bilgilerle, o ânın koşullarıyla hareket edersiniz. Geri kalan her şey varsayımdır.
-Karar için kendinize net bir zaman sınırı koyun.
-Seçenekleri ve olası sonuçları yazın (felaket senaryolarını da).
-Güvendiğiniz insanlardan fikir alın ama son sözü uzatmadan söyleyin.
-Kararı verdikten sonra geri dönüp sürekli sorgulamamaya bilinçli olarak direnin.
-Uygulamanın çoğu zaman mükemmel plandan daha öğretici olduğunu unutmayın.
Bu soru zaten zihninizdeyse, yalnız değilsiniz. Ama şu bakış açısını denemeye değer: Bir karar sizi hedefinize yüzde 80 yaklaştırıyorsa, çoğu zaman yeterince iyidir. Geri kalan yüzde 20’yi ancak yolda öğrenirsiniz.
Hataları başarısızlık değil, veri olarak görmek oyunun kurallarını değiştirir. Planlayarak öğrenemeyeceğiniz şeyleri, ancak yaparak öğrenirsiniz. Kendinize şunu sorun: Gerçekçi olarak olabilecek en kötü şey ne? Çoğu zaman cevabı, düşündüğünüz kadar yıkıcı değildir.
Sürekli kendinizi sorgulamak ve çıtayı her seferinde biraz daha yukarı taşımak ciddi bir enerji kaybı yaratabilir. Bazen 'yeterince iyi'yi kabul etmek, öz şefkatin en radikal hâlidir.